İSTANBUL

IMG_3033İstanbul öyle güzelsin ki

Kız kulesiyle denizde nazlı nazlı süzülür sün

Boğaziçi köprün le ışıl ışılsın

Galata kulesiyle selam durursun

Eminönü’nde balık ekmek

Galata köprüsünde püfür püfür

Karaköy sahilinde esen sıcak yelinle

Eminönü’nde Yeni Cami’ nle

Gecen ayrı güzel ayrı heyecan

Gündüz denizdeki martılarıyla

İki yakayı birbirine bağlayan köprüleriyle

Haydarpaşa garında duracaksın

Selimiye Kışlasına bakıp kalacaksın

Bir başkadır yedi tepeli Şehr-i İstanbul’um

Debi deryadır, Anadolu’su ve Avrupa’sıyla

Evliya Çelebi misali gez gez bitmez

Bir başkadır benim memleketim

Kevser YALÇIN KARADAŞ

06/08/2017    SİNOP

IMG_3032

 

Reklamlar

İzmir-Alaçatı-Çeşme-Ilıca-sakız Adası

İZMİR-Karşıyaka-Bostanlı-Alaçatı-Çeşme-Ilıca-Dalyan köy-Sakız Adası

28 Haziran Cuma günü saat 16:30 da çıktım yola 5 saat sonra verdik mola.:) EFE turizm köy geçiyor ama hiçbir durağı es geçmiyor. Bir de yolda iki kez polisler tarafından kimlik araması derken yolda çok vakit geçirdik. İzmir hikayesi Huriye arkadaşımız Sinop’ a gelmişti bizim lise günümüze denk olmuştu. Böylece sizleri ALAÇATI ya davet ediyorum. Haziran ayı gününüzü benim villada yapalım dedi. Herkesin bir mazereti çıktı gelemedi ve ben tek başıma yola çıktım.

20190629_160052.jpg

 29 Haziran 2019 Cumartesi ancak İzmir Otobüs terminalinde olabildim. Servisle Karşıya ya geçtim ve Orman Bölge Müdürlüğü Misafirhanesine gittim. Daha önceden yerimi ayırtmıştım. Odama çıktım ve duşumu alayım dedim ve arkadaşım Fazilet geldi.

 Yoldayken ona yazmıştım Saat 10:00 da Karşıyaka’da olurum saat 13:00 buluşalım diye.  …

20190629_180144.jpg

Otobüsün azizliğine uğradım.:)

20190629_201707.jpg

Hemen indim aşağıya ve çıktık dolaşmaya. Latife hanımın müze olan evinin bahçesinde mola verdik ve yemek yedim.  Oradan Karşıyaka nikah dairesinin sahile sıfır restoranında soğuk içecekler içtik. Arkadaşım kesene bereket.

20190629_180123.jpg

Akşam ben tekrar misafirhaneye geçtim. Duşumu aldım ve TV izledim. Uykuya geçtim.

20190629_183932.jpg

30/06/2019 Pazar Sabah hazırlandım. Lokal de kahvaltımı yaptım. Tostları-simitleri-poğaçaları ve çay güzeldi. Kahvaltımı yaptım arkadaşım Fatma KONUKÇU ya mesaj attım. Pazar günü olduğu için aramadım.

20190630_140431.jpg

Sağ olsun hemen geri döndü ve aradı beni. Misafirhaneye geleceğini söyledi ve görüşecektik. Saat 13_00 de geldi ve oturduk. Çay-kahve sohbet derken epeyce dertleştik. Birbirimizle dertleştik. Konuş tuk, hüzünlendik, kah neşelendik.

20190630_140357.jpg

Fotoğrafımızı Alaçatı’ daki arkadaşımız Huriye ye attık. Arkadaşımız Fatma da gelsin dedi. Aynı anda her şeyi yaşadık arkadaşımla…Akşam 18:30 da Faziletler gelip alacaklar ve yemeğe götürecekler. Mesaj atmıştı akşam arkadaşım bana, yarın akşam yemeğini birlikteyiz diye. Önceki akşam Önder bey ısrar etmişti karnım toktu, yiyecek yerim yoktu BAYRAK çift de bu akşam için seni alacağız misafirhaneden, Karadeniz lokantasına gideceğiz dediler. O saatte hazır olurum dedim. Nurcihan & Ercüment ALTAY’ ın kızı Ebru ALTAY geldi. Onunla sohbet ettik derken, saat döndü durdu hemen. Faziletler geldi, Ebru’ya dönüşte bir gece kalacağım diye söz verdim ve ayrıldık.

20190630_202629.jpg

 Faziletler beni FAFULY diye Rize’ lilerin lokantasına götürdü. Lokantada Karadeniz’e has yemeklerden yedik. Finali pide ile bitirdik. Kesenize bereket BAYRAK çifti.

IMG-20190630-WA0042

20190630_202607

 

Yemeğin peşinden Bostanlı tarafına geçtik ve sahile gittik. Sahilde güneşi batırdık. Çay bahçesinde oturduk. Saat 21:20 geçiyor, vakit nasıl geçti anlamadık doğrusu. Beni misafirhaneye bıraktılar. Odama çıktım ve TV baktım. Kitap okudum derken uykum geldi ve yattım. Unutmadan söyleyeyim misafirhane ücreti 30 Tl gecelik, iki gece için 60 TL ödedim. Yola yakın, Karşıyaka nikah salonunun karşısındaki ara sokakta, yeri merkeze yakın. Bana iyi geceler…

20190701_153633.jpg

01/07/2019 Uyandım, Bugün Denizcilik ve Kabotaj Bayramı var. Valizimi hazırladım, duşumu aldım ve hazırlandım. Akşam arkadaşım Fatoş aradı bende seninle geleceğim dedi. Ben kendi adıma çok mutlu oldum. Aşağıya indim kahvaltımı yaptım. Saat 12:00 de odayı boşaltmam lazımdı. Valizimi indirdim resepsiyona. Netice hanıma anahtarları teslim ettim. Yer ayırtmak içinde çok aramıştım Netice hanımı. Sağ olsun emekleri için ve veda kahvesi ısmarladı. Teşekkürler. Arkadaşım aradı eşinin bizi Alaçatı’ya aracıyla bırakacağını söyledi. Ona da sevindim kendi adıma, in bin yapmayacaktık. Beni misafirhaneden alıp, Bostanlı vapur iskelesine araçla bindik. Vapurla, Üçkuyular’ a  geçtik ve otomobille devam ettik. Huriye de bugün İzmir’ e  tahlilleri için dr gitti. Villadaki bitişik komşusu dr, onlarla sabah hastaneye gitmiş. Oradan ev için vazo ve çiçekler almak için çiçekçiye uğrayacaktı. Yolda sürekli telefonla irtibat halindeydik. Evinin adresini attı bize ve eşimin arkadaşı Necdet bey nevigasyona yükledi ve eliyle koymuş gibi buldu.

20190701_150949.jpg

Biz geldik dedik ve 5 dk sonra ev sahibimiz geldi. Yolda hoş beşten sonra eve geçtik. Yorgunluk kahvesi içtik ve Fatoş’un eşi müsaade istedi ve İzmir’ e geri döndü. Bizlerde havuza girdik, yüzdük ve güneşlendik. Zaten 13_00 de misafirhaneden aldılar dı beni, iki buçukta ALAÇATI’ daydık.

20190701_150953.jpg

20190701_205946.jpg

Üç liseli arkadaş lise günlerimizi yad ettik. Tüm arkadaşlarımızın kulaklarını çınlattık. Havuz, güneş sefasından sonra akşam oldu ve yemeğimizi yedik. Arkadaşımız bir sürü yemekler hazırlamış.

Yemeğimizi yedik ve kendimizi Alaçatı gecelerine attık. Gerçekten de çok kalabalık. Alaçatı sokakları insan kaynıyor, çok pahalı olmasına rağmen yine de her kesimden insan vardı.

20190701_221652.jpg

Dondurmalarımızı yedik, dinlendik eve doğru rotamızı çevirdik. Az gittik uz gittik evimize kadar gidip, soluğu yatakta aldık. Dinlenmeye geçtik.

IMG-20190702-WA0092.jpg

Evde arkadaşımızın eltisinin kızı Beren vardı. Sessiz sakin hanım hanımcık bir kızımız. Yengesinin gözlerinin içine bakıyor. Ne derse yapayım diye, yada dediği şeyleri yanlış yapmayayım diye…Yatarken arkadaşlarıma dedim ben erken kalkarım alt kata iner romanımı alır okurum dedim. Deliksiz uyuduk doğrusu…Hepimizin sefası olsun.

20190701_221822.jpg
Alaçatı Dondurmacısı.

20190701_221525.jpg

02/07/2019 Dediğim gibi sabah erken uyandım ve alt kata indim, balkonda romanımı okumaya başladım. Yarım saat geçmeden ev sahibimiz uyandı, sen niye uyumadın dedim, senin uyandığını duydum bende uyuyamam dedi. İkimizde romanımızı aldık okuduk, peşinden Fatoş uyandı ve sabah yürüyüşüne çıktık. 7 km yürüyeceğiz dedi Huriye’miz. Yürürüz dedik problem yok dedim. Üç liseli kafadar yürüyüşe başladık, sabah güneşiyle ve biraz esen yelle güzel yüründü doğrusuda, Fatoş’un ayağını ayakkabı vurdu. Huriye arkadaşımızın bir tanıdığının Villasına uğradık. İkiz villalar ve ikisininde ayrı ayrı havuzu var. İçini döşeyen çok zevkliymiş, çok güzel döşemiş. Perdeleri koltukları her şey uyum içindeydi. Üst katta üç yatak odası bulunuyor. Ebeveyn yatak odasında banyo tuvalet lavobası var. 

20190701_224735.jpg

Yapanın ve yaptıranın emeğine sağlık, içi ve dışı çok güzel dizayn edilmiş.  Fatoş yürüyecek durumda değildik, biz onu bıraktık ve eve yürüyüşe geçtik. Villaya gelen bayan Fatoş u alıp arabasıyla götüreceğini Huriye ye söyledi. Yürürken yanımızdan geçtiler, Fatoş güzel sürücünün yanında yola devam etti bizde yürüyüşe tabiki. Havuzlu villanın bir geceliği 1600 TL imiş. Havuzsuz olanlar ise 600 Tl den başlıyormuş.

20190702_102131

Bizim gibi memurların gelip Alaçatı da tatil yapması hayal neredeyse…Biz eve gittiğimizde Fatoş ve Beren kahvaltıyı hazırlamışlar, hazırlandık ve Çeşme’ ye rotamızdı bu sefer…İşleri güçleri bitirdik ve  doğruca Çeşme ye yol aldık. Huriye arkadaşımızın işi vardı bizde çeşme  sokaklarına ve sahiline doğru aktık.

20190702_151240.jpg

Çeşme’ ye seneler önce gelmiştim, çok değişmiş ve oldukça pahalı. Alaçatı ve Çeşme memura göre değil, asla maaş yetmez ve geçinemeyiz.

IMG-20190702-WA0051.jpg

Sahilde İsmet İNÖNÜ nün heykelinin yanında seneler önce fotoğrafımız vardı. Heykeli aradım durdum, seneler geçmiş, binalar ve insanlar çoğalmış. Nihayet buldum…

IMG-20190702-WA0054.jpg

Sahilde oturduk, dondurmamızı yedik. Kaç para ödediğimizi söylemiyeyim, almış başını gitmiş çok pahallı çok… Memura ve orta direkliye göre değil. Sahilde denizin üstündeki dubalarda oturup  Sakız adasına karşı sakız dondurması tabiki uçuk ücret olur…

IMG-20190702-WA0049.jpg

 Sorduğumuzda abla burası Çeşme tabıki  bu kadar ücret olur demezler mi? Neyse arkadaşım Fatma patronun Karşıyaka daki yerini biliyormuş. Konuştular ve bize kahve söylediler, bende ondanda 100 Tl almayın dedim.

IMG-20190702-WA0026.jpg

Oda yok bizim ikramımız kahveler dedi bay patron. Ağanın eli tutulmazmış… Eeee nede olsa Türkiye’nin kalbindeyiz…20190702_155349.jpg

Türkiye’nin kalbindeyiz nede olsa…/ÇEŞME

IMG-20190702-WA0046.jpg

 

Gezdik dolaştık ve Huriye arkadaşımızın da işi bitti ve buluştuk. Çeşmeden çıkış yaptık. Arkadaşımız çocukların küçüklüğünde geldiği yazlığını gösterdi, 25 yıl hep ben buraya gelirdim dedi. Denize sıfır Sakarya Sitesi diye yazlık evlerdi. Oradan DALYANKÖY e yol aldık.

IMG-20190702-WA0062.jpg

 Deniz Dalyan köy denize sıfır güzel ve şirin bir belde, denize sıfır olan her  yer güzeldir zaten.

IMG-20190702-WA0098.jpg

IMG-20190702-WA0061.jpg

Dalyan köy. Sahilde turladık sakin sevimli bir kasabadan harekete ettik. Dalyan köye elveda deyip sıra PAPARİZİ sahiline rotamızı çevirdik. Bu sahile girmek sadece 180 TL imiş. Buranın sağı ve solu para vallahi…

20190702_172937.jpg

Arkadaşımızın arabası altında olduğu için ev geçtik sahil geçmedik. Güzel yerlerdi doğrusu… Buraya girmek için 180 TL yi vermeyiz tabi ki, arkadaşımız aracıyla içeriye girdi ve bizi gezdirdi.

20190702_172931.jpg

Bende aracın içinden  birkaç foto çektim.  Baktım sahil aynı sahil, deniz aynı ege denizi, hiçbir yerlerinde altın yaldızlı bir şeyler yoktu.  Parası olan versin, bizde olsa da o para verilmez bu para… Ne özelliği var bilmiyorum.  Sanatçıların tümü burada galiba…Paparizi kameramanlarda hazır bekliyor sanırım…

20190702_172923.jpg

Vay paparazziler sizi vay…

IMG-20190702-WA0105.jpg

Paparazzi koyundan çıktık bu sefer rotamız meşhur ILICA idi. Seneler önce arkadaşlarla İzmir Foça’ ya Tarım Bakanlığının kampına gittiğimizde ILICA ya gitmiştik. Hatta çaprazında SHEREETOON HOTEL ve taşlarla çevrili denizin dibinde çıkan sıcak suyu çember altına almışlardı. Bizler orada denize girmiştik. Sıcaktan bunalan kendini denize atıyordu. Yine aynı yere gidip görmek anılarımı tazeledi.

IMG-20190702-WA0101.jpg

Seneler önce gittiğimizde yol üzerinde hiçbir şey yoktu. Kaldırıma masa sandalyeler ve karşı tarafına kafeler yapılmış. Binalar çoğalmıştı.  Akşam üstü olduğu için burada denize giremedik …Gün batımını yakaladık. Sinop gibi burada da güneşimiz denizden batıyor.

 

Üç fotoğrafta PÖRT SÖRF’ ün merkezi. Burada genellikle sörf yapılırmış. Büyük bir taş binadan yapılmış otel denize karşı muhteşemdi.  Sevgili arkadaşımız bizi buraya da götürdü, görelim diye…

20190702_181201.jpg

Eksik olmasın, emeği çok geçti Huriye’mizin, güzel yüreğine ve can dostluğu sağ olsun…Akşam evde yemeğimizi yedik ve Huriye, Fatoş u araca yetiştirdi. Arkadaşımız İzmir’ e gitti ve tekrar gelecek… Gece sohbet muhabbet ve uyku zamanı geldi ve uykuya geçtik, yarın ola hayrola diyelim…

20190702_180955.jpg

03/07/2019 Çarşamba/  Sabah kuşu ben yine erken kalktım, havuza karşı “TÜRKAN” adlı romanımı okumaya devam ettim. Huriye arkadaşımda kalktı ve kahvaltıyı hazırlamaya başladık.

20190706_072200.jpg

Kahvaltımızı yaptık ve Huriye’nin Çeşme de bulunan  ilk yazlığının olduğu Sakarya Sitesine gittik. Denize sıfır yazlık evler. Çocukların küçüklüğünde her yaz buraya geliyormuş.  Sitede oturanlarla halen görüşüyor ve dostlukları devam ediyor. Beren Huriye arkadaşımızın eltisinin kızı oda arkadaşımda kalıyor ve hep birlikte denize gittik. Biraz güneşlen dik, denize girdik yüzdük hafif dalga vardı ama deniz ılımandı. Balıkesir civarı  gibi soğuk değildi. Saat 16_00 da hazırlandık. Çünkü İzmir’e arkadaşının ablasının eşi ölmüş onun okumasına gidecektik.  Hazırlandık geri dönüşe geçtik. Alaçatı ya eve geldik, duşumuz alıp hazırlandık. Hafif bir şeyler atıştırdık. Yola çıktık. Beren de arkadaşlarıyla Alaçatı da gezecekler. Navigasyon la evi bulacaktık. Alaçatı ‘ dan İzmir’ di rotamız. Üç kuyular gideceğimiz yer.  Neyse bir saat yoldan sonra evin civarında aracı park etti Hurişimiz.  Evi aradık durduk biraz, yanından geçip-gitmişiz haberimiz yok. Neyse ev sahibi dışarıya çıktı evin yanın daymışız da haberimiz yok. İçeri girdik. Karışık Mevlut bay ve bayanlar vardı. Hoca efendinin sesi gerçekten de çok güzeldi. Duaları okudu, Mevlut ve ilahiler okudu. Bizlerde huşu içinde dinledik. Haa birde İzmir’ de  okumadan önce ikram ediliyor. Bizde ise okumadan sonra ikramda bulunuyor. Karadeniz ve ege farkı bu olsa gerek…Tavuklu pilav,  ayran,  yaş pasta ikram ettiler. Yedik içtik biraz sohbet derken gitme vakti geldi ve çattı. Ev sahibinin Almanya daki kız kardeşi Alman la  evliymiş ve adı nada Ali diyorlar. O da bizimle çeşme ye kadar gelecekti.  Alman Ali ‘ nin eşi Fatma ile Huriye arkadaşımız, arkadaşlar.  Birde eki Çeşmedeki yazlığında komşu larmış. Halen görüşüyorlar. Aman bizim Alman Alinin ciğeri bir kuvvetli, sormayın gitsin, maşallah ne ses ondaki. Adeta uluslararası konuşuyor. Ben o ses rağmen yolda uyudum. Az bir frenle kendime geldim ve uykudan ayıldım. Nasıl olduysa içim geçmiş. Hatta Huriye bana güldü durdu, bu seste nasıl uyudun diye.  Çeşmenin girişindeki yazlığa Alman Ali’ yi bıraktık ve bizde Alaçatı’ daki arkadaşımın yazlığının yolunu koyulduk. Eve geldik ve uykuya geçtik.

20190702_170033.jpg

04/07/2019 Perşembe  Sabah kalktık kahvaltıyı hazırladık. Huriye ateşlendi bayağı vücudu kırgın ve hasta. Aslında 2 gece önce bir komşusunu hastaneye götürdü ve hastaneden geç geldi. Yatarken klimayı kapatmayı unutmuş. Üst kattaki üç yatak odasında klima var. Klima fena çarpmış. Geçmiş olsun canım.

IMG-20190704-WA0012.jpg

Kahvaltımızı yaptık, masayı toparladık ve deniz için hazırlandık. Berenle beni Sheraton Hotelin yanındaki sahile bıraktı. Zaten Alaçatı ile Ilıca iç içe. Biz Beren le denizde yüzdük güneşlen dik.

IMG-20190704-WA0006.jpg

Deniz faslı bugün güzeldi. Beren yüzme konusunda kendini aştı. Suyun üzerinde durabiliyor, yüzebiliyor artık. Hem deniz hem güneşlenme güzel geçti, saat 16_00 yı geçe Huriyemiz Sheraton Otelin yanından aldı bizi ve eve gittik. Bitişik komşusu Dr. Ayşegül hanım biz eve gidince geldi ve tansiyonunu ölçtü, ateşine baktı. Berenle birlikte eczaneye ilaçlerı almaya gitti. Tatlı bir komşusu var arkadaşımın, tabi ki arkadaşım da tatlı ve harika.

IMG-20190702-WA0093.jpg

İlaçlar alındı içmeye başladı arkadaşım, ilaçlarla biraz kendine getirir inşallah. Akşama yemeğe misafirimiz var. Becerikli ev sahibimiz biz denizdeyken yemeklerini çorbasını yapmış. Masayı hazırladık, yemeklerden bitişik komşusunada verdi. Yedik içtik, sohbet muhabbet derken dinlenmeye geçme zamanı geldi.

IMG-20190702-WA0082.jpg

Bugün denizde iyi haşlanmışım doğrusu. Her tarafım yanıyordu, yarında niyetin Yunanistan Sakız adası var programda. Çeşmeye gezmeye gittiğimizde Ertürk Denizcilike sormuştum. 25 Eoru geliş-gidiş bilet, 27,5 rehberlik ve artı öğlen yemeği 12 eoru falan dediler. Gelmişken sakız ağaçlarını görmeden olmaz. Sabah ola hayrola misali, yatıp uyuyup dinlendik.

20190705_085435.jpg

05/07/2019 Perşembe  Sabah erken kalktım arkadaşım kahvaltı yap öyle çıkalım dedi. Çay içtim ve kahvaltımı yaptım. Hazırlanmıştım, bir ara Huriye belki denize girersin, deniz malzemelerini al dedi. Üst kata yatak odasına geçtim çantamı hazırlamaya aaaa birde ne göreyim pasaport valizde değil mi. Ben aldım zannediyordum ama almamışım. İyi ki Huriye deniz malzemelerini al dedi bana, çeşmeye gittiğimde geri gelirdim ve Sakız adasına gidemezdim. Her şer de bir hayır var derler ya…

20190705_092219.jpg

Çıktık yola Çeşme de biletimi almaya gittim. İnternet yavaş Huriye beni araçta bekliyor. Neyse sonunda aldım bileti ver elini liman ve gümrük. Huriye bıraktı sabah 09_00 da hızlı Kataraman hareket edecekti. Ben kuyruğa girdim birde baktım çıkış pulu almayı unutmuşum. Tekrar sıradan çıktım çıkış pulu aldım ve sıraya gir, damga bastır derken geçtik ve feribota geçtim.

20190705_094141.jpg

Cam kenarına oturdum, zaten bir saatlik yolumuz var. Rehber bayan tek tek dolaştı ben son an biletimi aldığım için adadaki turun içinde ismim yoktu. Yazahanedeki kız bana çıktı vermişti, gösterdim ve beni ekledi.  Denizden önce çeşmeyi izliyerek yol aldık, daha sonra sakız adasına yaklaştığımızda adayı izlemeye koyuldum. Ada güzel liman kendi ve sakızı ile ünlü 300 yıl osmanlı yönetiminde kalmış olan bir yerdi.

20190705_103927.jpg

20190705_103859.jpg

Feribottan indik ve tekrar gümrük işlemleri, Yunan tarafı hoş geldin kaşesi bastılar, bizde hoşbulduk dedik. Rehberimiz gideceğimiz yeri söyledi ve orada buluşacaktık. İşlemler bitti ve oradaki yazıhanede buluştuk ve yarım saat zamanımız vardı bende ada yı limanı dolaşayım diye turlamaya çıktım. 

20190705_102639.jpg

 Bir gence fotografımı çekermisin dedim, meğerse adalı Yunan olan genç İzmir Ekonomi Ünv okuyormuş, Türkçe de biliyor, şansım yaver gitti. Limana yanaşırken çekmiştim bu fotoğrafları… 11:30 da buluşup tura devam

20190705_103051.jpg

Şehiri gezdim, ilginç binaları çektim, yol boyunca kafeler ve yeme içme yerleri çoktu…SAKIZ ADASI

20190705_102235.jpg

Yarım saat çok çabuk bitti ve iki tane otobüs geldi, iki rehber ellerindeki listelerle otobüsü tura katılanları aldılar ve yola çıktık. Yolda giderken sakız ağaçlarını gördük. Sakız ağaçlarının dibinde çireç vardı. Sakız ağaçlarından akan sakızlar toprağa aktığında, toprakla bütünleşirmiş. Topraktan alınması imkansızmış. O yüzden beyaz a aktığında toplanıp temizleniyormuş. Burada 3,5 yıl Osmanlı yaşamış. Yunanistan’ın beşinci büyük adası olan Sakız Adası, Ege Denizi’nde Karaburun Yarımadası’nın karşısında bulunan, Türkiye sahillerine 6 km uzaklıkta, İzmir’in Çeşme ilçesi’ nden gemi yolculuğuyla 45 dakikada ulaştık. Sakız Adası’nın nüfusu yaklaşık 55.000 miş. Otobüsle giderken yolda bir sürü sakız ağaçları vardı ve adınıda buradan almış. Sakız adasına HORA da deniliyormuş. Girit Kralı Olinopionos CHİONİ’ nin de ismini CHİOS olarak İngilizce ismi olarak biliniyormuş. İLYADA ve ODESA destanını yazan HOMEROS’un burada doğduğu söylenirmiş. Ada da 66 tane köy bulunuyormuş. Korsanlardan korunmak için kale şeklinde inşa edilmiş. Beyaz beyaz ve ışıl ışıl ağaçtan akan sakızları gördük. Sakız sadece güney tarafında oluyormuş.

20190705_155834.jpg
Damla sakızı ağacı

(Damla sakızı, 10. yüzyıldan itibaren adayı gelen Avrupalı gezginler sayesinde dünyaca meşhur olmuştur. Sakız damlasının kullanımı 14. yüzyılda adayı işgal eden Cenevizliler tarafından başlamıştır. 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine geçen adada, sakız üreticilerine ve bunu üreten köylere büyük imtiyazlar verilmiştir. Osmanlılar, sakız satışını tekellerinde tutarak adaya ekonomik ve kültürel açıdan büyük katkı sağlamışlardır. Sakız Adası, Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanmasının ardından damla sakızı ticareti çok az sayıda bulunan “tüccarların” eline geçmiştir.  Bu tüccarlar üreticilerden çok düşük fiyatlara aldıkları damla sakızını büyük kâr sağlayarak, dış tüccarlara yıllar boyunca satmışlardır. Bunun engellenmesi için Yunanistan Devleti tarafından 1983 yılında “Enosi Mastihoparagogon” yani “Damla Sakızı Üreticileri Birliği” kurulmuştur.

20190705_160507.jpg

Damla sakızı bütün dünyada sadece Sakız Adası’nda yetişir.  Adanın orta kısmından başlayarak güney kısmına doğru ilerledikçe damla sakızı, sakız ağaçlarından damlamaktadır. Sakız ağacı (skinos) Akdeniz’e has maki bodur bitki topluluğuna ait bir “çalıdır”, bir sakız “ağacının” ağaç konumuna varabilmesi için en az yüz ila yüz elli yıllık bir süre gereklidir ki, genelde sakız ağaçlarının boyu 2 ila 2,5 metreyi geçmez. Bunun nedeni, sakız yetiştiricilerinin “ağacın” gövdesini daha iyi nakışlayabilmeleridir) Temmuz ayının sonlarına doğru başlar ve bu işlem boyunca sakız ağacının gövdesine ve büyük dallarına çizikler atılarak yarıklar açılır.  Bu yarıkların uzunluğu 1,5 santimetreyi geçmez, derinliği ise 0,5 santimetre kadardır. Nakışlama dönemi “kendos” adı ile anılır. Nakışlama işlemi ağacın gövdesinden başlar ve dallarına doğru devam eder. Sakız ağaçları hafta boyunca haftada iki kez nakışlanır. 20 gün sonra ağaca atılan çizikler damla sakızı yani ağacın reçinesi yavaş yavaş damlamaya başlar.

20190705_155936.jpg

Damlayan sakız reçinesi, önceden ağaçların altına serpilen beyaz killi toprağın üstüne düşer düşmez katılaşır. İlk toplama işlemi genellikle Ağustos ortalarında başlar, yere düşerek katılaşan sakız damlaları ‘’timitiri”  denilen özel bir aletle toplanır. Toplanan sakız damlaları tahtadan yapılmış kutular içinde üreticilerin evlerine taşınır ve orada evlerinin en serin bölümünde saklanır. Bu işlemle iki üç kere ağaçlardan ürün alınabiliniz. Sonbahar başlarına denk gelen son toplama işlemi ile bu ilk safha son bulur, lâkin sonbaharın başlarında sakız üreticilerinin en büyük düşmanı yağmurdur. Toplama işleminin bitiminden hemen sonra yerden toplanan sakızların temizlenmesi için “tartarisma” yani bildiğimiz elekten geçirilme işlemi yapılır. Elekten geçirilen sakız parçaları sabunlu suyla yıkandıktan sonra iyice kurutulur. Kurutma işlemi bittikten sonra, bütün sakız parçaları tek tek elle temizlenir ve üstlerinde yapışık vaziyette bulunan taş, toprak ve yaprak parçacıkları temizlenir, sonrasında “çimbima” işlemi yapılır. Bu işlemde, kalın, ince ve toz olarak ayrılma işlemenin gerçekleştirilmesi için toplanan tüm mahsül  “Sakız Adası Damla Sakızı Birliğine” teslim edilir. beşinci büyük adası Sakız (Chios), Türkiye‘den ulaşımın en kolay olduğu Yunan adalarından. Çeşme’den 45 dakikalık bir feribot yolculuğu ile ulaşılabilen ada, dünyada damla sakızının üretildiği tek yer. Türk seyahat severlerin ilgisiyle her geçen yıl turizmde gelişme gösteren Sakız Adası; el değmemiş plajları,

20190705_155847

Orta Çağ esintisi taşıyan köyleri, sıcakkanlı insanları, leziz narenciye çeşitleri, mis kokulu damla sakızı, sabaha kadar eğlencenin devam ettiği tavernaları, taze deniz ürünleri ve huzurlu doğasıyla birkaç güne sığdırılamayacak kadar büyük.) İnternetten alıntı. Not: Rehber anlattığında not almıştım kağıdığın üzerine saç yağı valizde döküldüğü için çoğu yazım gitmiş maalesef…L Hatta rehberimiz Çeşmede Tema Vakfının Sakız ağacı dikilmiş ve takip ediliyormuş. Bu ağaçların diğer özelliği de ağaçların dallarının yere değerek tekrar kök almalarıymış. Yapılan arkeolojik çalışmalar ve araştırmalar adada Neolitik Çağ’dan (MÖ 6,000- MÖ 1,100) bu yana gelişmekte olan kültürel ve ekonomik bir yaşam olduğunu gösteriyor. MÖ 7 ile 4. yüzyıllar arasında oldukça gelişen ve güçlenen ada; MÖ 1,000’li yıllarda İyon yalıların yerleşmesiyle yeni bir dönemle tanışmış.

20190705_121840.jpg

Büyük İskender, Roma Devleti, Bizans, Cenovalılar ve Osmanlı hakimiyetine girmiş. II. Dünya savaşı sırasında adalılar Alman işgalini yaşamışlar. MÖ 8. yüzyıla ait en eski buluntularda rastlanılan Sfenks’in adanın uzun yıllar sembolü olduğu düşünülüyor. Sakız, Sfenks’i en uzun süre sembol olarak taşıyan kent olma özelliğine sahip. Deniz ticaretinde dünyaya yön veriyormuş.

20190705_125220.jpg

    MESTA KÖYÜ(Labirent köy)

1473 yılında adaya gelen Denizci Kaşif Kristof Kolomb, Sakız’ın Vrondatos bölgesinden tecrübeli denizci, mürettebat ve ekipman almış. Ada halen Yunanistan’daki armatörlerin büyük bölümünün yaşadığı ya da bağının olduğu yer. Aynı zamanda dünya denizlerinde dolaşan birçok geminin de bu adayla bağı var.  %70 Armatörler buradan çıkıyormuş. Gezerken gördük ve armatörlerin evlerinin önünde bayrak vardı. Kristof Colomb adaya uğradığı için, adalılar Amerika’ya gidecek demişler. Genelde de adalıların Amerika ile bağlantısı varmış. Kırmızılı kapının yanından geçenlerinde bir Amerika yolcuğu olurmuş.

20190705_122801.jpg

Biz geçtik bakalım, olur mu olmaz mı göreceğiz. Rivayet doğru çıkarsa bloğa sayfama onu da yazarım. Ada da küçük hava limanı pisti varmış.  İç hat yapan küçük uçaklar geliyormuş. Atina ve Selanik’ e uçak varmış. Girit ve Sakız adasında elektrik pahalıymış. Pazar günleri her yer kapalı ve siestaları var. Mymarket adı altında büyük marketleri var. Cuma her yer açıkmış. Ada halkı alış-veriş için İzmir Kemer altından alıp, burada satarlarmış.  Gezdiğimiz bu yerden Uzo, sakız likörü ve sakız  aldım. Sakız dan yapılmış kremler, losyonlar ve diş macunları vardı. Burada Euro geçtiği için 60 Euro ödedim galiba bunlara.

20190705_125452.jpg

MİKAİL ve CEBRAİL için yapılmış kiliseyi gezdik. Kilisenin yanında saat kulesi ve içeride Hz. İsa ve on iki havarisinin ikonaları vardı.

Eski Taksiarhis Kilisesi inşa edilmiş. Kilisenin kapı girişinin sağında CEBRAİL ve solunda MİKAİL meleklerin heykellerini yapmışlar. Dilek dilerlermiş. Mesta köyüne giriş çıkış sadece iki kapıdan yapılıyormuş.

20190705_125126.jpg

Korsonlar korunmak için kale köy olarak inşa edilmiş. Tehlike halinde kapılar kapanıyormuş. Buradaki mimari beş köşeli olup her köşeye gözetleme kulesi yapılmış. Köyün meydanında en büyük gözetleme kulesi bulunur. Buradaki gezimiz küçük bir kiliseyi ziyaretle son buldu. Buranın içindekiler hep ağaç oymacılığı ile yapılmış. Nakış nakış işlenmiş. Eski ve bir o kadarda tarihe sahipmiş. 850 yıla uzanan tarihi geçmişi ile Ayon Apostolon Kilisesi, ziyarete açık.

20190705_122710.jpg

 

20190705_130632.jpg

MESTA köyünde gezdik dolaştık karnımız acıktı ve bu sefer rotamız PYRGİ köyü idi. Gerçi Sakız adası limandan Mesta köyüne yarım saatte geldik. Satıcıların çoğu Türkçe biliyor ve sıcakkanlı insanlardı. Aracımızla PYRGİ köyüne gitmeden önce sahilde yemek molası vereceğiz. Aracımızla sahile kadar sakız ağaçlarını izleyerek gittik.  Deniz kenarında aracımız durdu, hepimiz sahildeki masalara yerleştik. Ne yenir ki burada tabi ki balık yenir. Garson tek tek gelip masalardan siparişi aldı. Ben barbunya balığı siparişi verdim. Elimi yıkamaya Restorandın içine girdim, önünde büyük bir masa vardı ve insanlar oturuyordu. Rehberimiz onların Amerika’da yaşayıp, adalı olup burada sülale yemeği yiyen zengin armatörler olduğunu söyledi. Zaten % 70 armatörler buradan çıkıyormuş. Cristof-Colomb da gelmiş ve ayağını sürümüş, ada halkını taa Amerika lara kadar taşımış… Burada damla sakızlı kozmetik fabrikasında her türlü kremler, losyonlar, masaj yağları, güneş kremleri üretiliyormuş. Padişahlar sakızlı ekmek yaptırırmış.

20190705_134305.jpg

Sakız ağaçlarına karşı sahilde aç karnımızı tok eyledik. Balık-ekmek-su 12 Euro para ödedik. Buradaki balıklardan büyüktü barbunya balıkları ve Sinop’ta yediklerimde sanki mazot kokusu alıyordum. Burada yediğim balıkta mazot kokusu yoktu. Afiyetle yedik hepimiz karnımızı doyurduk ve yolumuz PYRGİ köyü

20190705_141753.jpg

Pirgi (Pyrgi) Köyü, Sakız Adası‘ nın güneyinde, Orta Çağ izlerini taşıyan daracık sokakları, korsan saldırılarından korunmak üzere birbirine bitişik olarak inşa edilen ve özel sıva tekniği ile renklendirilen evleri ile adaya gelen ziyaretçilerin uğrak noktası.20190705_144706.jpg

Sakız adasının 25 km güneyinde bulunuyor. 1881 yılında depreminden zarar görmediği için doku hiç bozulmamış. XYSTA tekniği ile yapılan beyaz geometrik desenlerle nakış nakış süslenmiş evler görülmeye değerdi. Mesta köyünde olduğu gibi Orta den almış. Orta Çağ kasabalarına has büyük bir gözetleme kulesi etrafına kurulan köy adını kule anlamında PİRGİ den almış.

20190705_144757.jpg

Sakız Köylerinin en önemli özelliği, evlerinin ve kiliselerinin süslemelerdir. Sakız Adası’na Cenevizliler döneminde getirilen bu süsleme tarzına ksista (çizik) adı verilir. Bu benzersiz süslemenin bir sistemi vardır; binalar önce iyi bir kaplama ile kaplanır, sonra siyah kum geçirilir ve son olarak da, daha yumuşakken, ustalar geometrik şekiller verirler. Geometrik şekilli evleri gördük, hepsi birbirine bitişik nizam yapılmış. Binaların duvar kalınlığı 1,5 mt imiş.

20190705_154137.jpg

Ortada bir kule, tüm evdekiler damdan, dama atlayarak herkes kuleye gelirmiş, korsanların saldırı anında bir araya bu şekilde toplanırmış. Güzel mimarisi olan labirent gibi yerlerden geçtik. Gerçekten labirent gibiydi, nerden girdik nerden çıktık anlamadık doğrusu. Balkondaki çivilere domates asıp kurutuyorlarmış. (PRYGRİ KÖYÜ)

20190705_154011

Bu geometrik şekilli evlerden, Diyarbakır’da Cahit Sıtkı TARANCI’ nın müzesinde görmek mümkün. Yazarımızın müze olan evini gezdiğimde böyle yapılar hatırlıyorum, inşallah yanılmamışımdır.

20190705_153906.jpg

ARMOLİA, Chios şehir merkezinin güneybatısından 20 kilometre uzaklıkta ve güneyde bulunan bir köy. Burada yaşayanlar testi, vazo ve saksı gibi kullanılan eşyaları yapıp gelen turistlere satıyorlar. Armolia’da evler birbirlerine çok yakın bir şekilde, küçük ve taştan yapılmış.

20190705_161222.jpg  Adanın güney doğrultusunda yer alan Pirgi ve Armolia bölgesi, sakız üretiminin yapıldığı 24 köyün de yer aldığı doğallıkta görülmeye değerdi doğrusu. Çevre tepelerin yamaçları, kocayemişler, yabani kuruyemişler, finike ardıcı, sakız ağacı, laden ağaçları ve dağınık halde çam ağaçları gibi değişik türden fundalıklarla kaplı olup büyük ovada ise zeytin ve sakız ağaçları yetiştirilmekteymiş.

20190705_161216.jpg

Her gittiğimiz alış-veriş yaptığımız yerde ya köpek yada kedi vardı. İnsanlara o kadar çok alışmışlar ki hiç

20190705_161504.jpg

Sesleri çıkmıyor. Köpeklerde kedi ve yavrusu da çok sevimliydi.

20190705_161604.jpg

Fırça ile sakızlar temizleniyor ve tek tek ayrılıyor. Jelatinli kapta ise satışa sunulan sakızlar vardı.

20190705_161938.jpg

Yunanistan’ın en önemli 10 kilisesinden biri olan Taksiyarhis Kilisesi Mesta’da. (Mikail ve Cebrail melekler adına yatırılan) Mübadele döneminde İzmir’den ayrılmak zorunda kalan Rumların İzmir’den gelirken kiliselerden getirdiği çok sayıda eşyalar bu kilisede sergileniyor. Yunanistan’a bağlı olan 12 adadan 5. Büyüklükteki ada burasıymış. Thasos, Haldikidi ve Sakız adasıyla birlikte üç adayı gezmiş oldum kaldı geriye 9 ada, hadi hayırlısı diyeyim…

20190705_152851.jpg

Burada armatörlerin evlerinin önünde direğe çekilmiş bayrak ve kapılarının üzerinde yazılar var.

20190705_123644.jpg

Parkta oturduk ve içerideki kafeyi gezdik. Dikiş makinesinden bile oturma yerini yapmışlar. Bizde ağaçların gölgesinde oturup FRAPE içtim. Daha önce Yunanistan adalara gittiğimde rehberimiz frape için, Yunanistan ‘ın soğuk buzlu kahvesi demişti. Bende soğuk sütlü kahvelerini denemiş oldum.

20190705_124143.jpg

Aracımıza giderken marketten sakız aldım tekrar. Orada 2,5 Euro idi ama MESTA köyünde 4,5 Euro idi. Gezdik dolaştık gezinin sonuna geldik. Güzel bir gezinin sonuna geldik. Ada gezisi bir günde bitmezdi ama hızlı turla geziyi bitirdik. Araçlarımıza binerek merkeze doğru inişe geçtik. Aracımızla geldiğimiz yere döndük.

20190705_154217.jpg

20190705_165728.jpg

Aracımızla indik tekrar limana gittik. Bu sefer Ada dan çıkış işlemleri, tekrar gümrük işlemlerini yaptırdık. Gelirken hoş geldin dediler, şimdide güle güle diyerek bizi uğurluyorlar. Feribota binmeden girişte şirket elemanı orada herkes 50 cent verdi. Feribota geçtik ve cam kenarına oturdum. İki foto gümrükten…

20190705_170950.jpg

20190705_170958.jpg

Arkadaşım beni almaya limana geldi, Fatoş da İzmir’den gelmiş ve biraz gümrük işlemleri için bekledim. Kusura bakmayın sizler ide beklettim. Benden kaynaklı değil, önümdeki vatandaş çok bekledi bende onu beklemek zorunda kaldım. Neyse arabaya bindik ve rotamız Alaçatı’ ydı. Huriye arkadaşımızın eşi de Çınarcık’ tan gelmiş. Huriye’ nin  rahatsız olduğunu duyunca erken gelmiş.

20190706_113737.jpg

Rabbim mutluluklarını daim etsin. Alaçatı ya arkadaşımızın villasına geldik. Masa hazırlandı. Çok güzel fırında çipura balığı yapmış, gerçekten lezizdi. Eli lezzetli ve becerikli arkadaşım ellerine sağlık. Yedik içtik. Meyvelerimizi yedik, kuruyemişlerimizi yedik. Sohbetimizi yaptık. Saat dönüp duruyor, koşarak gidiyor adete…Son gecemizde üç liseli kafadar sohbet derken uyku zamanı geldi ve uyumak için odalarımıza çıktık. Herkese iyi geceler.

20190706_074804.jpg

13/07/2019 Cumartesi –Alaçatı  Sabah kalktık hep birlikte ön balkonda kahvaltımızı yaptık. Masayı topladık. Bulaşıklar makine marş marş, ben valizimi hazırladım, Fatoş arkadaşım çantasını hazırladı.  Güzel ev sahibimiz buraya gelip te Alaçatı pazarına gezmeden olmaz dedi. Enişte bey aracıyla bizi pazara yakın bir yere bıraktı. Erken gittik, kalabalık olmasın diye ama yine de kalabalıktı. Bana buralar çok pahalı geldiği için hiçbir şey alma gibi niyetim yoktu zaten.

20190706_115406.jpg

Alaçatı’ nın taş ve cumbalı eski evleri meşhur.

20190706_120313.jpg

Giysi ve yiyecek pazarı, egenin değişik sebzelerinin bulunduğu tezgahlar. Ayakkabılar, çantalar, incik-boncuk takılar ne ararsan vardı pazarda.

20190706_130352.jpg

Meşhur yel değirmenleri.

20190706_131056.jpg

Çarşıyı gezdik dolaştık, sıcaklarda bunalttı ve yorulduk doğrusu. Alaçatı’ nın taş evleri ve pansiyonların olduğu yerlerden geçtik. Tekrar yel değirmenlerin karşısına geçtik. Huriye arkadaşımızın eşi gelip aldı bizi.

20190706_145348.jpg

 

Evin yolunu tuttuk. Gönlü zengin arkadaşım havuzu temizleyen çocuğa iki tane tişört aldı.  Havuzu temizlediğinde de cebine 100 Tl koymuştu bahşiş olarak.  Evin ihtiyaçlarını aldı. Eve gelince kahvemizi içtik. Havuza girdik. Beren Ilıcada yüzmeyi biraz öğrenmişti. Bu sefer havuzda simitsiz yüzmeyi başardı.

20190706_143552.jpg

İzmir biletini saat 15_00 olarak almıştık. Sayılı günler ve saatler çabuk geçermiş gerçekten ayrılık vakti geldi çattı. Valizimi ve Fatma’nın çantası araca koyduk ve yola koyulduk. Biraz erken çıkmışız otobüsün kalkacağı yere gittik. Birisi için lokma dağıtılıyordu bizde kuyruğa girdik ve lokma aldık ve yedik.

20190706_145304.jpg

Ev sahibimiz güzel arkadaşımızla vedalaşma vakti geldi. Vedalar buruktur ama olsun bizler arada sırada olsa da buluşuyoruz. Aracımızın saati geldi ve vedalaştık.

IMG-20190706-WA0025.jpg

Fatma ile arabaya bindik ve istikamet İzmir ÜÇKUYULAR’ dı. Sohbet ede ede yola devam ettik. Pazartesi gelip cumartesi ayrıldım. Fatma arkadaşımla ilk günü birlikte gittik, eşi Necdet bey bırakmıştı. Dönüşünde birlikte yaptık. Bende Fatma KONUKÇU arkadaşımın sayesinde nerde inecektim nerde binecektim düşünmedim hiç. Bir saate yakın otobüsle yolculuk yaptık tabi ki bitmedi. Otobüsten indik bu sefer metroya bineceğiz. Valiz elimde şapkam başımda koştur metro ve bilet aldık ve bindik. Tekrar indik tekrar bindik metroya bu sefer 2 lik bilet basmadı. Koştur bilet al tekrar gel ve metroya yetiştik.  Ben Alaybey metrosunda ineceğim. Fatma arkadaşım benden bir durak sonra inecek. Benim durağım gelince arkadaşımla vedalaşıp indim. Ebru’yu aradım ve evi meydanda metronun yakınındaydı. Balkondan

20190706_204123.jpg

Bana el salladı ve asansörle çıktım. Valizi bıraktım. Biraz dinlendim. Ebru ile çarşıya çıktık. Kuzeni Berna bizimle çıkmadı. Mağazaları gezdik, çocuklara ufak-tefek şeyler aldım. Gezdik-dolaştık. Karşıyaka işlek caddede gezerken birisi Kevser diye seslendi birde baktım ki arkadaşım Tülin KALEMTAŞ. Mart ayında İstanbul Da Ortaköy’ e giderken bindiğimiz otobüste aa senin ne işin var diyen tanıdık ses ve Müjgan ÜÇÜNCÜOĞLU ile karşılaşmıştık. Tülin’ lede Karşıyaka’ da karşılaşmak benim için sürpriz oldu doğrusu. Ayak üstü sohbet ettik. Babası rahatsızmış, hastanede yatıyormuş. Konuştuk ayrıldık bende acıkmıştım doğrusu. Ebru ile Konyalının restoranına gittik. Berna’yı çağırdık gelmedi. Bizde aç karnımızı tok eyledik.

20190706_204201.jpg

Aç karnımızı doyurduk. Ben acıkmışım doğrusu. Yemeğimizi yedik eve gittik. Marketten ufak-tefek şeyler aldık. Ebru ile Berna dışarıya çıkacaklardı. Bana da dediler, bende siz gençsiniz ben biraz dinleneyim dedim. Onlar hazırlanıp çıktılar bende biraz TV izledikten sonra yatacaktım ve yattım da. Evin kedisi ŞERO ile baş başa bakalım ne olacak. Kapıyı kapattım.

20190707_000153.jpg

Birde ne göreyim kedi olanca hızıyla kapıyı açsın mı? Bu sefer kapının arkasına sehpayı koydum açamaz diye, hani derler ya hırsıza kilit olur mu diye. Kediye de aynı, kapı tutmuyor. Çarşafa sardım her tarafımı, çünkü kedi ayak düşmanı ikide bir ayaklara patilerini atarak tırmıklıyor. Savaşmaktan yorulmuşum ve uyumuşum. Birde bakarım ki kedi gelmiş yanımda yatıyor. Kollarını insan gibi geriye atmış, arka patilerini ayaklarımın üzerine koymuş, tırıl tırıl uyuyor. Gece Ebrular geldi hemen uyandı. Kulaklarını dikti ve hemen bir koşu fırladı gitti. Bu adeta uçan kedi,

IMG-20190707-WA0028

Yürüyen kedi değil. Kuş gibi uçan kediyi de gördüm. Neyse kızlar kediyi aldı da sabaha kadar deliksiz uyudum.

IMG-20190707-WA0026.jpg

07/07/2019 Pazar Karşıyaka.  Sabah kalktım duşumu aldım. Yine erken uyandım ama kalkmadım, yatakta oyalandım. Kalktık kahvaltı yaptık Ebru ile. Daha sonra valizi alıp yazıhaneye bıraktık. Ebru ile mağazalara girdik tekrar. Gezindik bakındık kendime pembiş pembe  şapka aldım. Simit dünyasından bir şeyler aldım yolda yemek için. Ebru’ larada aldım, çayın yanında kuzeniyle yesinler diye. Saate baktık vakit gelmiş geçiyor. Koşturarak yazıhaneye gittik. Servis aracı bizi bekliyordu. Ebru ile vedalaştım. Araca attım kendimi ve İzmir otogara yol aldım. Otogardan saat 16_00 da hareket ettik.

20190707_194608.jpg

Gelirken 20 saat te İzmir’e geldim, bakalım giderken kaç saatte Sinop’ a ulaşacağım ALLAH bilir. Bu otobüs her durakta duruyor. Giderken Susurluk’ta tost ve köpük köpük ayran içmiştim. Dönüşte içmezsem olmaz diye düşündüm…20190707_194555.jpg

 

08/07/2019 Sinop      Az gittik uzu gittik sabah 10:00 da otogardaydım nihayet. Dolmuş bekledim, dolmuşla eve geldim, valiz açıldı, çamaşırlar makineye aç karnımı doyurdum. Çamaşırları astım ve doğru mesaiye. Çalışmayı ve arkadaşlarımı özlemişim. 

Çalışmak ibadettir ve görevimizdir. Bir tatilin sonuna geldim. Güzel dostlarla güzel biten tatilim süperdi..

20190708_154625.jpg

28 Haziran 2019 da İzmir’e yol alıp İzmir’deki arkadaşlarım Fazilet Önder BAYRAK, Fatma KONUKÇU & Necdet,  Alaçatıdaki arkadaşım, Huriye ÖZER & Galip çiftine( Alaçatı-Çeşme-Ilıca-Dalyan köy ve Sakız adası) Huriye, Fatma ve ben eski lise günlerini yad ettik. Aramızda olmayan arkadaşlarımızın kulaklarını çınlattık.  Huriye arkadaşımızın misafirperverliği güzel bir hafta geçirdik. Gerçi arkadaşım ben misafir kabul etmiyorum dedi. Bizlerde kendimizi misafir olarak görmedik…Karşıyaka da Ebru ALTAY yeğenime teşekkürler.  Firdes & Ali SAYAR çiftinin davetine programım dolu olması nedeni ile katılamadım. Yolum İzmir’ e düştüğünde muhakkak merhaba diyeceğim. Komşumun kızı Hülya DİKMEN’ in davetinede icabet edemedim, başka sefere Hülya’cığım. Selim kardeşimden ses seda çıkmadığı için görüşemedim. Emeği geçen güzel insanlar iyi ki varsınız. Emeklerinize ve kocaman saygı-sevgi dolu yüreklerinizide sağlık. Hoşça kal İzmir, Ege ve can dostlarım. Sağlıklı huzurlu ve mutlu günlerde görüşmek üzere…Not: Arkadaşım Huriye’ ciğim faturamızı vermeyi unuttun bizde hatırlatmayı unuttuk…

20190708_154405.jpg

Sürçü lisan ettiysem af fola…

Kevser YALÇIN KARADAŞ                                        28 Haziran/ 8 Temmuz 2019

Sinopem.Wordpress.com                                        İzmir-Ege

Gezdim. Gördüm. Yazdım                                        Gezip, görüp, yazan bayan seyyah

SİNOP

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hamsilos/Akliman/Yuvam/Sinopem

11885695_10153575590789181_1774201322363277195_oHamsilos/AklimanYuvam/SİNOPEM

Yeşil mavi iç içe

Bir başkadır benim memleketim

Pupa yelken giden gemisiyle

Püfür püfür esen rüzgarıyla

Sarıkum ve Karakumuyla

Denizden doğup, denizden batan güneşiyle

Bir başkadır benim memleketim

Yalıda çay-simit ve peynire

Can dostların sohbetine

Sevgi-saygı ve hoşgörüyle birlikte

Bir başkadır  benim memleketim

Aşıklarda volta atacaksın

Sevdiceğine bakacaksın

Aşıklardır yolun adı

Sevenler bilir bunu

Geleni ve gideniyle

Seveni ve sevileniyle

Bir başkadır benim memleketim

17/07/2017   Kevser YALÇIN KARADAŞ

SİNOP

Sharm El Sheikh

 

MISIR-14/03/2019-24/03/2019 Sharm El Sheikh

IMG-20190324-WA0156



IMG-20190316-WA0002

15/03/209   Cuma

   Bugün yoğun bir gün. Maaş ve yola çıkma günüydü. Ödemeler yapılacak. 4 büyük 1 çocuk yola çıkacaktık fakat Nermiye arkadaşımızın gelmeme durumu ortaya çıktı. Nedeni ise MISIR ülkesi 45 yaş üzerindekilere ülkeye girişte kapıda vize ödüyordu. Oğlu Sercan araştırmış, kapıda vize kalkmış ve Konsolosluktan vize alınıyormuş diye haber verdi bizlere. Biz sabah bir başladık Booking com la konuşmaya 2 oda ayırtmıştık ve oda sayısını teke düşürdük. 4-5 kere booking le konuştuk. Tekrar 1 odayı iptal ettirip, büyük tek oda ayırttık. Ferda ayırtmasak 300 dolar fark ödemek zorunda kalacaktı. Nevin ablaya sormadan tek oda yaptırdık. Nevin ablada 2 kişiden fazla odada kalmak istemez. Bakalım hayırlısı. Sabahtan öğlene kadar görüşmeler sonuncunda aynı şartlarda tek oda ayırttık. Akşam 19:35 de Sinop tan uçağımız İstanbul’aydı. 

IMG-20190324-WA0035.jpgNevin ablayla İstanbul’da hava limanında dış hatlarda buluşacaktık. Nermiye de geldi ve İstanbul’ a hareket iniş valizleri alış ve Dış hatlara geçiş. Orada işlemler D ve C kontörlerine koşturduk. Bana bilet vermiyordu istedim biletimi derken polis noktasına koşturduk. Nermiye yurt dışı pulu almamış ve bileti de yoktu polis noktasından geriye gitti. Önce biletini görevliden yazdırdı ve sonra pulunu aldı ve geçiş noktasından geçti. Nevin ablayla buluştuk. 5-10 dakika sonra 202 nolu kapıdan alınmaya başladı. Ayancık’ lı Ayça kızımız Pegasus görevlisi olduğu için koltuklarımız öndeydi. Önler genelde geniş oluyor.

20190323_070136.jpg

Benim yanımda Nevin abla vardı. Arkamızda Nermiye tekti. Ferda oğluyla oturdu. 3 saatlik güzel bir yolculuğumuz var. 23:40 da hareket ettik ve 3 saat sonra Saharm El Seikh havalimanındaydık. Hoş geldin kaşesiyle ve güler yüzlü polisleri görmek bizim için güzeldi. Orada da polis noktasından geçtik. Uçakta verilen kağıdı doldurduk ve polislere bıraktık. Bizler önden gittik aaa birde bakarız ki Nermiye arkamızda yok. Kayra seslendi Kevser teyze Nermiye teyze giremedi içeriye diye. Neyse polis onu vize bölümüne göndermiş ve kapıda vize aldı ve şükürler olsun oda yanımıza geldi ve valizleri aldık. Daha önce İnternet den  Şahsanem’ le bakmıştık, kalacağımız otel hava limanının alt tarafındaydı. Hava limanın içinde taxi şirketi vardı. Gittim konuştum. I want  go Melton Beach Hotel and four person.  20 Dolara anlaştık taksiyi tuttuk ve 25 dakika sonra oteldeydik.

20190318_072804.jpg

Otelde sat: 03_00 de, yine uyku yok bize. Sanki şakır şakır İngilizce biliyoruz da vah vah diyeyim kendimize.. Olsun beya biraz beden dili, biraz İngilizce birazda beden ortaya karışık bir menü. İsteyen istediği menüyü alabilir… Resepsiyonda Ahmet var biz 4 kişi 1 çocuk ve 1 oda, ayıkla pirincin taşını. Telefon görüşmeleri booking com Mısır daki görevliyle konuştuk. İngilizce konuşmak zorundayız bizde İngilizce kıt derken sorular sorular bizlere… Sıkıldık doğrusu sorulardan. Bize cevap verecek kişi yok. Türkiye deki Booking com da kimse yok.

IMG-20190324-WA0338

Görüşemedik, Mısır daki görevli cevap veremedi, kim kimle kalıyor, niye o onla kalıyor falan- filan sorular içimiz karardı doğrusu. Derken saat 10_00 yaptık. En sonunda kendi internetimizden rezerveyi iptal ettirdik. Kendimiz artık otelden yer ayırttık, her şey dahil aynı şartlarda… Zaten sabahı da yaptık. Ödemeleri yaptık. Kişi için 250 Dolar ödedik, 1000 bin ödeme yaptık 4 kişi ve 30 dolar geri aldık. 20 dolar Ahmet e bahşiş verdik. Bizlerle çok uğraştı diye, sabahtan odalarımız belli oldu ve yan yana bahçeli deniz manzaralı odalarımıza geçtik. 5 dolarda valizlere getirene verdik. Odamıza yerleştik. Hazırlandık saat 07_00 de kahvaltı başlıyormuş. Tekrar ana otel binasına geçtik. Resepsiyonda uyudular hepsi ben nöbet tuttum. Kimin üstü açıldıysa örttüm ben uyuyamadım. Bir nöbetçi lazımdı o da bendim. Odamıza bir an geçip yol yorgunluğunu atıp, denize girsek te dinlensek.

IMG-20190324-WA0348.jpg

16/03/2019 Cumartesi
4002/4003 nolu odalarımız güzeldi. Kahvaltımızı yaptık. Bize hitap ediyordu çay olması bizim için avantajdı. Kahvaltıdan sonra odamıza gidip hazırlandık ve havuzun başına gittik, güneşlenmeye. Hatta odamızın balkonundan da çayır-çimen çiçeklerle bezeli bahçemize çıkış vardı. Havuz başında güneşlendik. Rüzgarda vardı yanmayız inşallah. Güneşlendik ve öğlen yemeğine gittik. Hurgada ile mukayese edersek burası daha seviyeli, insanlar daha kibar ve çalışanlar terbiyeli. İnsanlar yılışık değil ve hatlarını hututlarını biliyorlar.

20190316_062946.jpg

Havuza Kayra girdi annesiyle. Ben ayaklarımı soktum bana soğuk geldi ve girmedim. Güneş sıcak ve yakıcı yanar mıyız ne olur bilinmez… Günümüz havuz kenarında dinlenerek geçti. Nevin abla kitabını okudu, bizlerde şezlong keyfi arada Havuz bardan içeceklerimiz ide aldık. Otelin içinde 4 tane alış-veriş yeri vardı. Bizim ilgimizi kremler, sütler, parfümler daha dikkatimizi çekti.

IMG-20190324-WA0087.jpg

Hatta ALADDİN ile tanıştık. Aleddin bize aynı RUS’lar gibisiniz sizde azıcık İngilizce biliyorsunuz dedi. Onlar ise 5 dil biliyorlar. Kolejde okurken 4 dil dersleri varmış ve gelen giden turüstlerdende başka dilleri öğrenmişler. Zeki insanlar. Bizler ana dilimizi zor konuşuyoruz. İngilizce yarım yamalak. Valla bizimle ince ince dalga geçti siz ne biliyorsunuz diye. Gidince öğrenin dedi. Alâeddin den kremler ve parfümler aldık. Akşam Ferda ya altın maskesi yaptı, tester olarak. Ferda da altın maskesi aldı.

IMG-20190324-WA0350.jpgza gittik ve HOŞ GELDİN meyve tabağı gelmiş. Akşam yemeğine kadar yol boyu yani oteller boyu yürüdük ve BARON BULVAR’ın sonunda alış-veriş yerleri vardı. Oralara baktık ve biz Türküz deyince memnun oldular. Bizleri daha güler yüzlü karşıladılar. Ben Ebru ya küpe ve kolye aldım. Siparişi yerine getirdim. Kendimede bileklik ve kolye aldım. Nermiye güneş kremi hazırlattı. İçine bir sürü kremler katıldı, jojoba, deve sütü, alovera miks hazırlandı.

IMG-20190324-WA0080.jpg

Parfüm aldı krem aldı. Gezdik dolaştık ve otelimize geri dönüş yaptık. Otel çalışanlarına ve bu jesti yapan görevlilere teşekkürler. Ferda’ ların odasın ada meyve tabağı gelmiş. Odamıza geçmeden önce animasyoncu kızların dansöz gösterisi vardı onları izledik. Şarkı yarışmaları vardı. Genelde buraya UKRAYNA dan geliyorlar. Çoğu gelenler Ukraynalı, yarışmacılarda haliyle onlardan. Biz topu tüfeği 4 TÜRKÜZ. İlk gece olduğu için biraz yorgun olduğumuz için birazda dinlenelim dedik. Odalarımıza dinlenmek için geçtik. Uzun yollardan geldik ve dinlenmeye geçtik. İyi geceler diyerek uykuya geçtik. Bazen ben horladım, Nevin abla dinledi; Nevin abla horladı ben dinledim. Aramızda bizim bu konuda hiç problem olmaz. Biz birbirimizi her harikulade her halini biliriz. O yüzden Nevin abla 2 kişiden fazla bir odada kalmaz. Kafasına göre bir kişide olmazsa tek kalır oda farkını ödeyerek. Sabah ola, hayrola…

IMG-20190324-WA0304

17/03/2019 Pazar
Sabah erken uyandım ve hazırlandım. Nermiye de kalkmış. Nevin ablaya ben kahvaltıya geçiyorum dedim. Erken olduğu için kahvaltı yapamadığı için geç geliyor. Bizler gittik kahvaltımızı yaptık. Garsonlarda seviyeli ve sempatikler. Çayımla omletin keyfi bir başkaydı. Salata türleri, kekler pastalar çok hafifti. Belirlediğim 2 hafif pasta oldu öğlen ve akşam ondan aldım. Öğlen ve akşam, et, tavuk, yemeklerin yanında her zaman vardı. Sabahları yoğurdun içine pekmez katıp yedim. Kahvaltıdan sonra tekrar havuzun başına gittik. Güneşlendik. Bir ara Ferda ile Kayra ya özenip havuza girdim. Önce şoklandım, sonra alıştım. Nevin ablada girdi daha sonra. Güneşlendik ve öğlen yemek vakti, yemeğimizi yedik, tekrar güneşlendik. Havuza girdik. Biz girince başka kişiler de girdi. Dün aldığı Nermiye’ nin yeşil karışımlı güneş yağından sürdük. 3 günde Mısır’lılar gibi kararacağız, onların söylediğine göre.IMG_20190324_192319_756.jpg

Arada bir Kayra’nın huyu tutuyor ve Ferda gerçekten çok sabırlı, çocuk adeta annesine işkence yapıyor. Ben o kadar sabırlı olamam gerçekten. Havuz barda kokteyller, çay-kahve- dondurma her şey vardı. Ara ara içecek aldık. Derken akşamı yaptık. Erken kalktığımız için gün uzun oluyor. Oda bizim karımıza uzun olması. Akşam yemeğine gitmeden önce dükkanlara bakalım dedik. Aladdin’ den 100 gramı 2 dolardan 200 grama 4 dolara HİBÜSKUS çayı aldım. Çantacı EMİR’ den Ferda 10 dolara deri cüzdanı aldı. Emir bizlere uğurlu taş hediye etti.

20190323_114037.jpg

GOOD LUCK yani iyi şans getirecekmiş bizlere. Bana siyah, ferdaya yeşil ve Nermiye ye sarı taş hediye etti ve kolye yapıp verdi. Kayra ise bileklik hediye etti. Akşam yemeğine geçtik ve karnımızı doyurduk. Yaprak ciğer ve balık gerçekten güzeldi. Salatalar zaten var. Kuru fasulye-pilav-bamya-patates- kendilerine ait koyu kahve rengi yemekleri tatlılar-kekler hepsi vardı. Yemekten sonra Otelin içindeki taksiciyle konuştum yarın biz kahvaltıdan sonra gezmeye gideceğiz inşallah. Yemek yedikten sonra alt kata indik. Barda oturduk. Barmen Waaled Alex ile tanıştık. Bize arabik kokteyl yapar mısın dedik. Alex’ in bize verdiği içecekler güzeldi. Teşekkür ediyorduk. No Thanks diyordu. Ben severek hazırlıyorum, teşekküre gerek yok diyordu. Bu akşamda SHOW-TİME da erkekler yarışacaktı. Bu sefer bizim kaldığımız odanın yanındaki havuz başındaydı Showları. Biraz izledik yorgun olduğumuz için odamıza geçtik. Nevin abla odaya erken gitmişti. Geldiğimde romanını okuyordu. Biraz konuştuk ve yattık.

IMG-20190324-WA0232

18-03-2019 Pazartesi/ Old Bazaar-Al Sahaba camii
Erken kalkıp kahvaltıya gittik. Bugün OLD BAZAAR(Sharm El Sheikh) gideceğiz gezmeye. Bizi ne gibi şeyler bekliyor bekleyip göreceğiz. Taksi bizi şehre bırakacak öğleden sonra 16_00 da almaya gelecek ve 15 dolara anlaştık. Oteldeki taksici TİTO diye arkadaşının kartını verdi ve orada sizi bekleyecek, dönüşte onun dükkanına gideceğiz ve bizi oradan alacaklar. Ben konuştum vatandaşla. Ferda da bir panik, nasıl gidiyoruz, bizi nasıl alacak. Ferda no panik. Anlaştık, bizim verdiğimiz saatte bizi alacaklar dedim. Neyse bindik araca yarım saatlik yola gittik ve burası deyip bizi indirdi yolda. Zaten taksicinin arkadaşı TİTO da yolda bekliyordu bizi.

IMG_20190324_190104_132.jpg

Onun dükkanına girdik onda da vardı alınacak bir sürü şeyler. O bize gidin gezin gelin dedi. Benden alın diye bir şey demedi. Sırayla gezdik. Hediyelik alınacak bir sürü şeyler varda onlara parada lazım. Otantik çarşıyı gezdik. Hele natürel taş boncukçu dükkanına hayran kaldım. Neler yok ki içerde ne para yeter nede pul. Lav taşlarından yapılmış bileklik aldı Ferda ve Kayra. Hatta çantacıdan 20 dolara Kadriye’ye deri sırt çantası aldı çok güzeldi. 20 dolara vermez dedim. Çünkü geçen yıl ben çantamı 25 dolara almıştım. Ferda 20 dolara aldı vallahi. Bize oradan da hibüskus un çayını ikram ettiler. İçki satılan yerden VİSKİ aldık, şişeler küçüktü. Sipariş viski alındı. Ben de o ara kendime 3 kolye 1 bileklik aldım. Benim ilgi alanımda takılar.

IMG_20190325_100321_774.jpgIMG_20190322_212539_889.jpgIMG_20190325_101518_773.jpg

20190318_134010.jpg Dönüşte Al-SAHABA-CAMİİ nin içine girdik. Birkaç fotoğraf çektim. Oradan çıktık ve hem paranı koy hem telefonunu koy ve boynuna as gez yöresel cüzdanlara denk geldik. 5 dolardan 1 dolara indi ben şaşırdım. Üstünde ülkenin firavunları vardı. Tekrar çantacıya girdik. Nevin abla 20 dolara yeşil bir çantaya bakmıştı.

IMG-20190324-WA0064.jpg

Dönüşte uğradık sabahki vatandaş yok başka biri var. Anlatıyoruz anlamıyor. Abdullah vardı diyoruz o da diyor Abdullah yok diyor burada. Meğerse sabah ki vatandaş gerçek adını söylememiş. Dönüşte Nevin abla ile Ferda uğradı, özür dilemiş. Ayakkabılara baktık.

IMG_20190324_193638_100

Gezmediğimiz dükkanlar kaldı ama vakit yoktu. Sonra Tito nun işyerine gittik. Birde baktım ki, şöför gelmiş bizi bekliyor. Nermiyede dolar olmadığı için, bankaya gidip Euro ları Dolara çevirttik. Tekrar ben Tito dan cocanat yağı aldım. Uzun zaman gider bize bu krem. Tekrar aracın olduğu yere geldik ve otele geldik. Yol düz olunca basa bas geldik. Yollarda hep polis kontrol noktaları vardı. Otele geldik biz alt kattaki bara gittik. Alex oradaydı ona gezmeye gittik geldik. Biz çok acıktık dedim. Ara sıcaklar hazırlanıyordu o ara, çok sağ olsun bize tabağa hazırlayıp verdi. İçeceklerimiz le aç karnımızı mamalarla doyurduk.

20190318_152203.jpg
Ben ona sen Are you muslim? Sordum o da yes dedi. Bize eliyle bir düz çizgi çizdi, solda tüfekliler insanın canına kıyanlar var; ben insanları öldürmüyorum dedi, sağda yine kötüler var ama ben ortadayım, ben iyi Müslümanım dedi. Good Muslim. Odamıza gittik ve akşam yemeği için geldik. Karnımızı doyurduk. Tekrar bara indik. Hepimize sandalye ayarladı ve hizmette sınır yoktu. Gerçekten onun yaptığı kokteyller güzeldi. Türk’üz dedik içine alkol koydu mu koymadı mı bilmiyorum. Gece showu vardı havuz başında odamıza geçerken gördük.

20190318_140702.jpg

Hepsi Ukraynalı, Türkler pek düşmezmiş buralara arada bir de olsa bizim gibi sazanlar düşer galiba. 23_00 odamız daydık uykuya yattık. Unutmadan söyleyeyim otel çalışanları her gün şampuan-krem sabun getirdiler ve odamızı çiçeklerle süslediler. Bizim odamız derli topluydu. Nevin ablada derli toplu bende.

IMG_20190322_213047_320.jpg

Ferdaların odasına girdim aman Allah’ım bit pazarı gibi, kaçan kurtuluyor misali. Onlara dedim sizin odanıza nerde çiçek-böcek yapsınlar odaya giren görevlilerin başı dönmüştür dedim. Neyse lafın kısası oteldeki oda görevlileri temizliyorlar ve temizlik burada Hurgada’ dan daha iyiceydi. Uykuya dalma vakti geldi geçti. Ve Good night diyerek gözlerimizi kapattık.

IMG-20190324-WA0056.jpg

19/03/2019 Salı
Sabah 06:30 kalktım ve bugün kü niyetimiz denize girmek. Denizin içinde balıklar kaynıyor. Mercan kayalıkları görülmeye değerdi doğrusu. Sabah kalktığımızda deniz kumlara kadar oluyor. Öğleden sonra deniz çekiliyor ve içindeki kayalar, mercanlar görünüyor. Met-Cezir olayı yaşanıyor burada da. Bugün bakalım bizi neler bekliyor. Bugün otelden çıkmayacağız.20190318_140655.jpg

Deniz ve havuz niyetimiz. Bakalım bizi neler bekliyor. Yaşayıp göreceğiz. Kahvaltıdan sonra kaldığımız odaya yakın havuzda güneşlenmeyi yeğledik. SPA’ nın da yanındaydık.

IMG-20190324-WA0299.jpg

Sharm El Seikh de natürel taşları görüp şaşıran bizler… Old Bazaar

Barmen Waleed ALEX ile. Bize güzel kokteyller hazırlamıştı.
Hizmet satan spa görevlisiyle masaj için anlaşamadık. Daha sonra spa’nın müdürü geldi.

IMG-20190324-WA0057
Konuştuk ve bizi ikna etti. Manager beyaz tenliydi. Kendisine sordum nerelisiniz diye. Ben: Where are you from? Manager: I am from Eghypt. Ben: Your face is white but Manager: I don’t stand much in the sun said me. I don’t know if it’s real or a lie. I’m the spa manager’s liar… 25 $ anlaştık sonunda. Sabahtan güneşlendik. Öğlen yemeğine gittik. Yemekten sonra SPA salonuna gideceğiz. Hayırlısı diyelim. Hepimiz gittik ve Ben, Nevin abla, Ferda hepimiz aynı anda kızlar odaya aldılar. Masajı sert(hard)- orta(middle)- yumuşak(soft) mu diye sordular , orta dedik. Kızlarla sohbet, muhabbet derken ayaklarımızdan başlayıp, başımıza masaj yaparak bitirdiler. Masaj bitti sauna- buhar odası ve jakuzili havuza girdik. Tekrar çıktık bu sefer yüzümüze masaj yaptılar ve tekrar jakuzili havuz ve finish. Benim mantığımda şöyle der; önce sauna-buhar odası, jakuzili havuz ve masaj olmalıydı. Bunlarda tam tersi, belki Türkiye’deki sistem doğru belki de Mısır’daki bu uygulama doğrudur bilinmez dört işlem gibi…

20190316_063046.jpg

Tekrar güneşlendik. Odalarımıza gidip akşam yemeği için hazırlandık. Akşam yemeğimizi yedik. Arada- sırada Kayra nın gidenleri geliyor. Annesini bunaltıyor. Bazen çocuk deyip geçiyoruz bazen de bizim bile sinirlerimiz hopluyor. Ferda’ya Yüce Mevla’m sabır versin. Barda biraz oturduk. Bu akşam Mısır gecesi vardı. Nevin abla ile biz geceye gittik. Geçen yıl Hurgada da 3 kez izleme şansını yakalamıştık. Nevin abla izlememişti.

20190319_214632.jpg

Önce TENNURE gösterisi oldu. Tennure bizim Semazenler gibiydi. İlahi bir müzik eşliğinde Tennure gösterisi harikaydı. Kat kat etekleriyle dönerek gösteriyi izlemek harikaydı. İzleyenlerden sahneye alınıp gösteri yapmaları istendi, bir iki dönebildiler sadece. Tennure gösterimi bittiğinde sahneye DANSÖZ çıktı. Güzel bir dansöz Show u izledik. Dansöz Arap havalarının kıvrak nağmeleriyle önce kendi raks etti. Daha sonra seyircileri sahneye aldılar. Dansözle birlikte sahneye çıkan bayanlarda kurtlarını döktüler. Bu akşam animasyon gösterisi güzeldi. Nevin abla için sevindim oda izledi.

20190319_212706.jpg

Mısır gecesi sona erdi. En ilgi çekici olan TENNURE gösterisi idi.
En sonunda seyircilerde çoştu…:)

IMG-20190324-WA0210.jpg

20190319_213516.jpg

20-03-2019 Çarşamba
Dahap-Blue Sea Hole-Deve turu-Canyon-Mashraba-Megereh Valley- Wady Magarah
Sabah kalkıp erkenden kahvaltımızı yaptık. Resepsiyondan bizi alıp tura götürecekler. Biraz resepsiyonda internete girdik. Bugün otel müşterileri başka başka turlara gidiyorlar. Gelen katılımcıları alıp gidiyor. Biz halen bekliyoruz. Biz bu turu 20 dolara anlaştık. 4 kişi 80 dolar verdik. Kayra için pazarlık yaptık ve para ödemedik. Rehberimiz otellerden toplaya toplaya gelmiş biz 4 kişiyi en son aldı. Hayırlısı bakalım bizi neler bekliyor bugün.

IMG-20190324-WA0197.jpg

Kayra rehberin yanına öne bindi. Nevin abla ile Nermiye önün arkasındaydı. Ferda ile biz en arkadayız. Vira bismillah diyerek çıktık yola. Az gittik uz gittik Dahap diye bir şehrin sınırlarına girdik. Sina Yarım adasının sınırlarındayız ve cep telimize Suudi Arabistan a Hoş geldin mesajı, hoppala gel buradan yak. Yolda çay ve tuvalet molası verdi rehberimiz.

20190320_091918.jpg

Moladan sonra tekrar yola devam dedi ve dalmak isteyenler için yoldaki bir yerden kiralık yere gidilip, balık adam giysileri ve paletler kiralandı. Önce bende düşündüm ama sonra su çok soğuk denince vazgeçtim. Giysiler alındı ve yola çıkıldı tekrar. Kızıl denizin kenarı deve kervanı doluydu.

IMG-20190324-WA0174.jpg

Resmen kervanlar geçidi gibi oldu. Deve turundan sonra sea hole gidildi. Dalış yapacaklar giysilerini giyip dalışa rehber eşliğinde gittiler. Ferda ve Kayrada gitti diğerleri ile. Ben, Nevin abla ve Nermiye gitmedik. Deniz kenarına inip, güneşlendim. Daha sonra dalışa gidenler geldiler. Rehber Ahmet çocuk olduğu için denizde Kayra yı bırakmamış. Onlarla ilgilenmiş.

IMG-20190324-WA0190.jpg

IMG-20190324-WA0159.jpg

Bin bir çeşit balıklarla birlikte Kızıldeniz’de yüzdüler. Hepsi geldikten sonra öğle yemeği geldi. Tavuk-pilav-salata vardı. Pilavları aynı Türk pilavı gibiydi. Yemekler birbirine benzediği ve alışmış olduğumuz damak tadı olduğu için hiç yabancılık çekmedik. Yemeğimizi yedik. ATV için gidenler oldu. Yani kum safari yaptılar.

20190320_135001.jpg

Onları bekledik. Kum safari bitti ve geldiler. Fotoğraflar çektirdik. Herkes geldi galiba 15 yada 17 kişiydik. Aracımızla geri dönüş başladı. Tekrar balık adam giysileri alınan yerde durulup, alınan giysiler iade edildi. Yola devam dedik. Bu seferde Kanyon turu için rehberimiz bizi götürdü. Kaç saat yürüyeceğiz diye sordum.IMG-20190324-WA0182.jpg

Rehberimiz yarım saat dedi. Bende ayağıma topuklu terlik giymiştim. Gazam mübarek olsun. Tırmanışta fena değilim de topuklularla inişte nasıl olurum bilinmez bir denklem. Biraz yürüdük güneş tepemizde hava sıcak derken Nevin abla yürümekten vazgeçti. İyi ki de vazgeçti. Biraz yama yokuş bir yerdi. Sürekli yukarıya doğru kanyondan tırmandık. Dere tepe düz gitmedik, hep yokuş yukarıya doğru yol aldık.

20190320_134953.jpg

Hatta bir bölümde yukarıya tahta merdivenle çıktık. Zirveye çıktık ve seyir terasından aşağıyı izledik. Buradan baktığımızda deniz kenarındaki evler ve oteller görünüyordu. Manzara süper. Her çıkışın bir inişi vardır muhakkak ta ben nasıl ineceğim ALLAH bilir.IMG-20190324-WA0008.jpg

Rehberimize topuklu terliklerimi gösterdim. Kolunu uzattı, koluna girdim ve zor yerden indim. Sonra Nermiye ile el ele indik. Kasım ayında UKRAYNA da el ele AŞK TÜNELİ’ nde birlikteydik. O zaman ki rehberimiz (Kasım-2018) Taylan bey, burada el ele tutuşan çiftler bir daha hiç ayrılmaz demişti. Nermiye ve benim eş bu gezide yoktu bizde el ele tutuştuk. Kanyon dan baş aşağıya inerken aklıma geldi ve o günleri yad ettik. Aşağıya indik şükür, kazasız-belasız. Grupta olan yabancılar Kayra ya yardım ettiler. Hatta tahta merdivenden çıkarken rehber çıkartmıştı. Ayaklarımız toz-toprak kum görünmüyordu. Fotoğraflar çektirdik ve yola devam ettik. Nevin abla aşağıda bizi bekliyordu, iyi ki gelmemiş bayağı zorlanırdı. Tekrar araçlara geçtik. DAHAP denilen bir yerde durduk. Alış-veriş yapanlar oldu. Bana burası biraz pahalı geldi. Ben bir şey almadım. Rehber bizi bir alış-veriş yerinde bıraktı ve bunlar TÜRK dedi, sanki daha bize karşı güler yüzlüler ve daha iyiler. Kanyon boyunca bazalt ve granit kayalıklar vardı.

20190320_155348.jpg

Blue Sea Hole / Red Sea and Sina
Camel trip/ Red Sea

20190320_154709.jpg

Dahab da işimiz bitti, tekrar araçlara geçtik. Geri dönüşe başladık, geldiğimiz yollardan tekrar döndük. Arada fark uzundu. Sabah çıktık vakit akşam oldu. Bugünde sağ salim akşamı ettik. Otele akşam ulaşabildik.

IMG-20190314-WA0013.jpg

Akşam yemeğinde otelde olduk. Otelin bahçesinde tozlu-kumlu ayaklarımızı yıkadık. Kanyon yürüyüşünde her taraf batmıştı. Yıkamadan girsek belki bizi otelin içine almazlar. Haklı olarak, bizde girmezdik o şekilde. Akşam yemeğini yedik. Biraz barda takıldık. Biraz animasyon gösterileri derken gece 23:30 yaptık. Odamıza gittik bugün yorulduk, biraz uzun oturup dinlenmek lazım diyerek odalarımıza çekildik. Yarın oteldeyiz bir yere gitmeyeceğiz. Yarın, deniz-havuz ve güneşten nasipleneceğiz inşallah. (Sea-Sun-pool, bless we…)

20190320_145955.jpg

21/03/2019 / Perşembe Melton Beach Hotel
Sabah erken kalktım hazırlandım. Nermiye de kalkmıştı, kahvaltıya gittik. Kahvaltıdan sonra deniz kenarına gittik. Deniz kenarındaki şezlonglarda güneşlen dik. İskeleye gittik ve iskeleden denize girdik. Önce soğuk geliyor ama hemen alış ılınıyor.20190323_084128.jpg

Deniz güzeldi doğrusu epeyce denizde yüzdük. İskeleden girdiğimiz için çok derindi deniz. Kıyıdan denize girilmiyor mercanlar olduğu için. Bugün öğlene kadar güneşlen dik. Sabah jimnastik hareketlerine katıldık Ferda ile birlikte. Öğlen yemeğe gittik, açıklamazsak bile saatimizde öğlen yemeğine gittik, tekrar güneşlenme ve deniz faslı yaptık. Bugün otelde keyif yapmayı yeğlemiştik. Öğleden sonrada jimnastik hareketlerine devam dedik ve ben 17:00 den sonra ben tekrar denize gittim. Balıkları izledim önce. akşam üstü deniz sakin olduğu için balıkların show unu izledim.  Büyüklü- küçüklü rengarenk balıklarla yüzdüm.  Deniz pırıl pırıldı. Denizden çıktım akşam yemeği için hazırlandım. Hep birlikte yemeğe geçtik. Yemeğimizi yedik daha sonra alış veriş yerlerini gezdik. Barda oturduk. 20190319_082643.jpg

20190323_070347.jpg20190323_070448.jpg

22/03/2019- Nama bay/ Genane Cıty

Bugünde sabah erken kalktık ve kahvaltımızı yaptık. Niyetimiz öğleden sonra niyetimiz Nama bayı gezmek. Sabahtan havuza girdik ve güneşlen dik. Bir ara sabah jimnastik hareketlerine katıldık. Denize girdik hava güneşli deniz sakindi.

IMG_20190324_080906_791.jpg

Öğlen yemeğine kadar havuz-güneş derken vakit geçti. Hep birlikte öğlen yemeğini yedik ve odalarımıza gidip hazırlandık. Bugün yine çarşı pazar var şansımıza bakalım bizi neler bekliyor.20190324_001824.jpg

Otelin içindeki taksici ile konuşmuştuk bir gün önce bizi bırakıp vereceğimiz saat te araç bizi almaya gelecekti. 15 Dolara geliş-gidiş anlaştık. Aracımıza bindik ve yol almaya başladık. Sürücümüz asık suratlıydı biraz. Kumarhane var mı diye sordum. Evet var dedi. Neyse bizi önce GENANE CITY nin yanına araçla götürdü ve dönüşte sizi buradan 19:00 da alacağım dedi.  Bizi dükkanların olduğu yere bıraktı.

20190322_175331.jpg

 

 Biz dükkan dükkan dolaştık. Burada da çok çeşitler vardı doğrusu. Türküz deyince daha farklı ilgileniyorlar. Çantacıyı dolaştık. Ben ve Nermiye çanta aldık. Ferda farklı şeyler aldı. Ferda papirus aldı, AYET EL KURSİ yazan duayı aldı. Oradan oraya derken vakit geçti. Carrefour’ a girdik. Ben hibuskus çayı-çikolata ve hurma aldım. Onlar 100 Tl ye yakın tuttu. Alış-veriş yaptığımız yerdeki çocuk bize Genane City nin girişini gösterdi. Oraya gittik. Sahnede anaokulu çocuklarının gösterisi vardı.

IMG-20190324-WA0111.jpg

IMG-20190324-WA0114.jpg

İçeride bir sürü alış-veriş yerleri vardı. Ne ararsan vardı. Giysilere baktık. Ayakkabıcıya baktık. Ben yeşil deri sandalet aldım, oda 100 Tl ye yakındı. Kayra spor ayakkabısı istedi ve annesi aldı. Saat dönüp duruyor çar-çabuk. Sonra Mustafa idi çanta dükkanın sahibi, ona sorduk öne buradan mı çıkacağız diye tarif etti ve AVM nin önüne çıktık. Ferdalar tekrar içeriye girdi, kardeşine çanta aldı. Biz Nevin abla ile dışarıda bekledik.20190322_185600.jpg

20190322_161736.jpg

Saat 19:00 oldu ne çabuk. Burasıda Türkiye gibi kılık kıyafet aynı. Bizler dışarıda bekledik. Taksi geldi ve Melton Beach Hotel dedi ve aaa birde bakarız şöför farklı. Bizim şaşkınlığımızı anlayınca biz değiştik dedi. Aracımıza bindik ve otelimize doğru gitmeye başladık. Bu sefer şöför daha sempatik daha konuşkan. Sohbet ede ede gittik. Ben arap müziği açmasını söyledim. Güle oynaya gittik. Şöförde arada şarkılar söyledi, güzel bir yolculuk oldu. Otelimize geldik. Aldıklarımızı odalarımıza götürdük ve akşam yemeğine yetiştik.IMG-20190324-WA0359

Yemekten sonra gece tekrar gösteri vardı. Acıkmışız doğrusu yemeğimizi yedik. Çayımızı içtik ve gösteriye gidip gitmeyeceğimize daha karar vermedik.

20190323_194039.jpg

Kaldığımız oteldeki her akşam animasyon yapan Kahire li çoçuk. Çok şebek birisiydi ve sevimli cana yakındı. Bu akşam Kayra ateşlendi. Önce Aladdinin yanına gittik Otelin doktoruna baktık ama gitmiş. Doktor için resepsiyona gittik, doktoru aradılar sadece gelip muayenesi 50 dolar isterim dedi. Sonra doktoru otele istemedik. Aladinle eczaneye gidilip ilaçlar alındı. Eczacıda eve gitmiş, arapça konuştuğu için eczacı ile ateşlendiğini söyledi ve antibiyotikte yazmış. Kayra dün Nama Bay da gezerken de hastaydı.  Akşam yemekten sonra barda oturduk. Kayra nın hali de yoktu. Biraz oturduk falan derken yatalım diye düşündük. Bu akşam artık son gecemiz. Sayılı günler çabuk biter misali koşarak bitiyor.  Odamıza gidip sağı solu topladık.

20190321_185121.jpg

IMG-20190324-WA0126.jpg

Gece 23:00 de odamızda yattık. Bir gün daha bitti hem ömür hem gün. Nevin abla kitap okudu o da yattı. Biz birbirimizi telero ediyoruz. Bazen ben horluyorum bazende Nevin abla, biz birbirimiz idare ediyoruz, bazende koro halinde horluyor uz. Sabah ola hayrola diyerek gözlerimizi kapattık.

23/03/2019 Sharm El Sheikh-Melton Beach Hotel

Sabah erken uyandım Aman Allah’ım son gün ve hava kapalı. Sanki ince ince yağmur atıyor. Son gün denize gireriz, değerlendiririz derken havanın bize yaptığına bak. Sağlık olsun ne yapalım. Belki değişebilir bize üzülür de güneş açabilir. Son kahvaltımız buradaki, hava bozuk aheste aheste kahvaltımızı yaptık. Bugün deniz-havuz yok gibi görünüyordu.  hava kapalı biz kapalı, biraz bar biraz alış-veriş yerleri derken öğlen ettik. 

IMG-20190324-WA0218.jpg

IMG-20190324-WA0247.jpg

Öğleden sonra dışarıdaki havuz başında yiyecekler hazırlandı, pasta börekler. Öğlen yediğimiz için sadece çay-kahve içtik. Öğleden sonra güneş ufukta göründü ve hava daha güzel oldu. Bizde fırsatları değerlendirelim dedik ve son günde denizin tadını çıkartalım dedik. Ben-Nevin abla ve Ferda iskeleden denize girdik. Uzun uzun kalıp, kızıl denizin keyfini çıkarttık. Sefamız olsun diyerek ten yüzdük.

IMG-20190324-WA0381.jpgIMG-20190324-WA0377.jpg

Odamıza gittik. Duş aldık valizlerin son kontrollerini yaptık. Yol giysilerimizi giydik ve akşam yemeğine gitmeden Nermiye ile Baron Bulvar da yürüdük. Bazı şeylere baktık. Bu sefer alış veriş yapmadık. Bir gün önce gittiğimizde, ayakkabıcıya uğradık. Baktım duvarda bir sürü yazılar var. Bizde Türkçe yazı yazalım dedik.  Ben kalemi aldım elime ve isimlerimizi ve tarihi attım ve imzaladık. Yine bekleriz dedi ama bizim bu geceden sonra kalamayacağımız için bir daha gelme şansımız yok. Vakit bayağı geçti geriye döndük ve hep birlikte yemeğe geçtik.IMG-20190324-WA0202.jpg

20190323_180742.jpg

yemek yemeden önce oteldeki taksici ile konuştuk. Gece 12:30 da otelden havalimanına gideceğiz diye. Biz 5 kişi valiz 7 adet oldu. Nevin abla ile Kayra birer tane valiz aldılar. 20 yada 25 dolardı galiba, tam hatırlayamadım ama, valizler slikonluydu. Emir den aldık. Ferda kemer aldı, cüzdan aldı. Bende Aladinden deve sütü ile parfüm aldım. Ferda’ lar önceden almıştı ben almamıştım. Son güne bıraktım ve Aladdin le vedalaştık.  Hakkını helal et dedim. Hibuskus çayı ve türk kahvesi yaptı bize. Biz onu sevdik o da bizi sevmişti. Emir ise bize Kahire’de kuyumcu dükkanı olduğunu ve pırlantalar ve zümrütlerin fotoğraflarını gösterdi. Kendininde Osmanlı soyundan geldiğini söyledi. Biz Türkçe konuşurken anlıyor gibiydi. Ben ona sen Türkçe biliyorsun dedim, o da ben Türk TV izliyordum biraz anlıyorum ama konuşamıyorum dedi. Kara Sevda yı geneli izlemiş. Çok sevdikleri bir diziymiş. Onun lada vedalaştık. Bizlere uğurlu taş boncuk verdi ve size bu şans getirsin dedi ve taktık. Bazen takıyorum aklıma geldiğinde, şans getirir mi yoksa şansı bizden alıp süpür mü, ALLAH bilir.IMG-20190324-WA0015.jpg

Aladdin kardeşimiz bize kahve yaparken. Akşam yemeği ve odaya gittik ve valizin ağzını kapattık. Biraz barda oturduk bazen resepsiyonda. İnternet ise gelip-gidiyordu. Sağlıklı bir İnternet iletişimi yoktu. Valizleri bir ara merdivenden çıkartıp, resepsiyonun önüne getirdik. Kayra odada yattığı için valizler en son onlarınkini alacaktık. Hatta resepsiyondan görevli gönderip aldırtacağım. Zaman dolaşıp gidiyor, hava limanı yakın ama yol dolambaçlı olduğu için 24:00 de çıkmalıyız. Biraz orada alış-veriş yaparız dedik.IMG-20190324-WA0373.jpg

IMG-20190324-WA0017.jpg

IMG-20190324-WA0020.jpg

IMG-20190324-WA0287.jpg

IMG-20190324-WA0081.jpg

Son demler kaldı. Resepsiyonda tekrar bu akşam ilk geldiğimiz görevli Ahmet vardı. Onada dedik bu akşam gideceğimizi, o da üzüldü. Saat gelince söyledim ve Ferda ların odasına görevli gönderdik valizlerini aldırmaya. Onlarda geldi. Kayra biraz düzelmişti. Gece uçağımız 03:00 deydi. Vakittir tamamdır dedik ve otelin önüne çıktık. Bu sefer 2 tane taksi geldi tabi bizim valizler doğurduğu için bir araca sığmak imkansızdı. 2 araca bölüşüp bindik ve bu sürücülerde suratsızdı, her zaman güler yüzlü çatacak değil ya…Hoşçakal Saram El Seikh diyerek otelden ayrıldık. Ha unutmadan bu arada bizim barmen Alex ile Ahmet iki günden beri yoklar. Ya işten çıkartıldılar yada kendileri çıktı. IMG-20190324-WA0335

Geldiğimiz gibi döndük. Güzel bir tatilin sonuna geldik. Kış ayında yaz tatili yapmak güzeldi doğrusu. Ben genelde kaldığımız otelin balkonundan bahçeye çıktığımda çıplak ayak çimlere basarak yürüdüm. Vücutta biriken eksi elektriği toprağa bıraktım gitti. Peş peşe taksiyle hava limanına gittik. Ödemeleri hep önceden yaptığımız için para ödemedik. 15 dolara gittik. Araçtan inip tekrar hava limanının içine girdik. Valizlerle girdik içeri. Buradaki polisler daha samimi daha candan. Pasaportlara bakmadan bana moskof dedi. Bende No Moskof, I am naturel TÜRKİSH dedim. Bana inanmıyorlar sen Türk değilsin diyorlar. Rus yada Almansın diyorlar. Ya annen ya baban yabancı diyorlar. Bende  mather and father orijinal Türk diyorum.  Polis bana güldü bana. Valizler XR cihazından geçerken benim valiz takıldı. Takılır tabi ki, her giysiye takı alırsam birde sipariş takılar vardı. Bir tanede kendime almıştım. Beni çağırdılar, valizi açtırdılar. Oradan çanta almıştım çantanın içine koymuştum onları, hepsini çıkartıp baktılar. Ben söylenmeye başladım, Ferda geldi yanıma söylen mesene dedi bak alırlar içeriye dedi. Açtılar valize tekrar koymak cambazlık istiyor bende onlara koyun bakim içine dedim. Söylendim biraz neyse valizi kapattık ve Pegasus kontörün önüne geldik. Benim valiz giderken 15 di ve 17 olmuş. Daha 3 kilo hakkım kalmış…:)  Valizleri verdik, uçak biletlerini aldık  ve en son tekrar polis noktasına geldik. Tekrar oradan da kontröl vardı. Görevli bana sordu Wyh green pasoport diye sordu? Ben de I work goverment dedim…:) Yarı İngilizce yarı tarzanca anlaşıp gittik.  Merdivenlerden aşağıya indik. Valizlerden kurtulduk. Havalimanında vakit geçirmeye başladık. İnşallah uçak rötar yapmaz derken pazar güne geçtik.

IMG-20190324-WA0213.jpg

24/03/2019 Pazar Sharm-El seikh ve Sabiha Gökçen

Free shop daha açılmamış. İçeriye giriyoruz ve  görevliler kapalı diyor. Oturduk vakit geçirdik. Free Shop açıldı ama uçak saatide az kaldı ve hızlı bir şekilde dolaştık. 1 tane içki aldım. Free shop çok pahalıydı. Ferda buradan alacaktı hiç bir şey alamadı. zaman geldi uçaklara bindik. Ful doluydu bu sefer uçak. Uçakta uyudukmu tabiki kendi adıma hayır, Kayra ferda uyudu derken kaptanımız konuşmaya başladı ve İstanbul için alçalmaya başladık dedi. 

20190324_191746.jpg

Sabaha karşı indik.  2 ülke arasındaki fark  1 saatti. Ve iniş başladı. Şimdi valizler ve hoş geldin kaşesi basılacak. Hava limanı kalabalık.  Girdik sıraya ama çok yavaş işliyor sıra. En son geçtik polis noktasından ve doğruca valizleri almaya. Nevin abla ile Nermiye karşıya geçecekler. Onlar önden önden hızlı gittiler. Valizleri aldık ve vedalaştık ayrıldık. Bizim valizler geç geldi ve tekrar dış hatlardan iç hatlara geçtik. Merdivenle çıktık ve Bizim mekanımız tabiki Star bucks dı.  Bir şeyler aldık. Çay-simit-poaça falan derken biraz yedik. Ferda ile Kayra uyudular ama ben uyuyamadım. Öğlene doğru Pelin i aradı. Pelin kızdı bize niye gelmediniz diye. Gelip bizi hava limanından aldı. Bizim valizlerle savaşımız büyük…:) Tekrar çıktık hava limanından ve Tuzla ya yol aldık. Pelinde tekrar kahvaltı yaptık. Türk çayını özlemişiz ve Türk kahvaltısını da. Sohbet muhabbet derken gidiş saatimiz geldi. Bu sefer Pelin in eşi götürdü hava limanına. Vedalaştık ve ayrıldık. Tekrar hava limanı iç  hatlar valiz ver bilet al derken vakit geçti. Uçağımız akşam 19:30 daydı. Neyse geçtik kapılardan, bineceğimiz kapıya yol aldık. Şükür uçak körükteydi.  Uçağa geçtik ve yerimizi aldık. Neyse kaptan pilotumuz havalanıyoruz dedi ve  yerden ayağımız kesildi. Nihayet 1 saat sonra Sinop tayız inşallah. Derken Sinop göründü. valizleri aldık Ayşenur geldi beni almaya ve eve doğru yol aldık. Elif prenses hasta olmuş. Doktora gitmiş. ses ve öksürük felaketti. evimize gittik ve yorulmuşum. Kirli temiz hepsi makineye yıkansın diye ve beklemeden yattım. 

25/03/2019 Sinop mesaiye devam…

20190320_154737.jpg

DİP NOTLAR

1-Mısır yemekleri bizim damak tadımıza uygundu.

2-Otelimiz temizdi ve çalışanlar güler yüzlüydü.

3-Eski pazar otantik bir yerdi Old Baazar.

4-Turla gelmek çok pahallı kendi imkanımızla gelip otelden tur satın aldık.

5-Geçen yılda Hurgada ya da kendimiz gidip turlara katıldık

6-Kızıl denizin kenarındaki yerleşim yerleri Kemer-belek-Alanya-Tekirova gibi trüstlik bölge.

7-İnsanlar gelen yabancılara karşı saygılılar.

8-Buraya gelenler genelde kızıl denize rengarenk balıklarla dalmaya geliyorlar.

9-Kışın, yaz tatili yapmak isteyenlere tavsiye edebilirim.

10-Gezip-görmek anı yaşayabilmek her zaman güzeldir. Tüm olumsuzluklara karşı pozitif olmak güzeldir. Tatide biz insanları motive ediyor.

 

2019-03-23 22.23.17.jpg

20190316_033835.jpg

20190319_181924.jpg

20190320_091553.jpg

IMG-20190324-WA0116.jpg

IMG-20190324-WA0187.jpg

IMG-20190324-WA0302.jpgIMG-20190324-WA0162.jpg

IMG_20190322_212539_889

Orta Avrupa

                                    21 -30 MAYIS YURT DIŞI GEZİSİ

                              (Viyana-Budapeşte-Slovakya-Prag-Almanya-İstanbul)

                                                  22-Mayıs-2011   

            Sabiha GÖKÇEN hava liman dış hatlardaydık. Saat:10_00 da pasaport işlemlerini yaptırdık. Saat:12_00 de Sun Express’le Viyana’ya uçtuk. 13:30 da Viyana’daydık.

IMG_2321.JPG

Sıcaklık 28 derece. Rehberimiz Ümit bey bizi karşıladı ve hemen şehir turuna başladık.

IMG_2329.JPG

Ring caddesi, Opera binası, Hofburg Sarayı, St.Peter kilisesi, Stephans Katedrali, Maria Teresia,  Schörnburn Sarayı, Wasser House, Parlamento binası, Efes müzesi, Güzel sanatlar Müzesini gördük rehber bizi meydanda serbest bıraktı. Ben, Arzu, Nevin abla, Nurten abla  Stephans Katedralinin içine girdik.

IMG_2343

 Pazar günü olduğu için ayine denk geldik. Ayinlerini izledik. Girişte iki taraflı dua eden insanlar vardı. Bizlerde kutuya para atıp mum yaktık. Katedralin içi çok büyük ve çok güzeldi. Meydanda gezdik. Dondurma yedik. Arnavutluk’tan gelenler çoktu, hepsi de Türkçe biliyorlardı. Biraz onlarla konuştuk. Kendilerini sarıya-yeşile-beyaza boyayanlar, Mozart olanlar, bin bir çeşit insanların gösterilerine tanık olduk. Gezerken çokta yorulduk. Abbas yolcudur misali tabana kuvvet gezdik. Meydanda Mühfigger Şinitzelciyi bulduk.

IMG_2350.JPG

Yarın yeriz vakit yok diye rehberimizin söylediği buluşma noktasına gittik. Rehberimizin ismi Ümit BAYRAKTAR’ dı. 18 kişi Sinop’uyduk. Diğerleri İstanbul’dan gelmişlerdi. 2 kişide Ankara’dan gelmişlerdi. Çoğunluğu bizlerdik. Karadenizliliğimizi turda da ispat ettik.:) “AUSTRİA TEREND HOTEL BOSSEİ” Oteline geldik. Otelimizin içi, kaldığımız oda pırıl pırıldı. Yatak takımlarımız beyazın ötesinde bembeyazdı. Hemen duşumuzu aldık, kendimize geldik. 4. katta kalıyorduk. Daha sonra Otelin Restoranına gittik. Ben, Arzu, Nevin abla Şinitzel ve salata siparişi verdik. Yediklerimiz gerçekten lezizdi. Selçuk BIÇAKÇI geldi Soner ve Kadriye Selçuk’la gittiler. Gece geriye geleceklerdi. Bizde yemeğimizi yedikten sonra odalarımıza çekildik. Deliksiz uyumuşum, yorgunluktan.

 

23-Mayıs-2011/pazartesi;

            Sabah zinde kalktık. Hadi hayırlısı… Elimizi yüzümüzü yıkadık. Arzu ile hazırlandık. Nevin ablaların kapısını tıklattık. Kahvaltıya indik. Açık büfe kahvaltımızı yaptık ama, Türkiye deki otellerdeki açık büfe kahvaltılarımız çok daha zengin menüsü vardı. Burada zeytin bile göremedim. Tur otobüsümüzde yerimizi aldık. Bugünde  VİYANA ORMANLARI-SEEGROTTO yer altı(tuz)gölü-

 

MAYERLİNG-BADEN turuna başladık. Nazi Almanya sının 2. Dünya savaşında Uçak fabrikası olarak kullandığı Avrupa’nın en büyük yer altı gölünde tekne turu yaptık. Burada daha çok Yahudiler çalışmış. HİTLER zamanında uçak yapmak istemişler. Kanatları Viyana da takılmış yapılan uçakların. 3 Uçak yapılmış; üççüde kalkmamış. Dışarıya çıkarılan uçaklar 1848 bombalanmış. Eski eşyalar su altından çıkartılmış. 3 SİLAHŞÖRLER filimi burada çekilmiş. Gölde çok tuz olduğu için hiçbir canlı yaşamamaktadır. Macarların Başkanları patlamada FRİEDİCED burada ölmüş.

IMG_2355

            Tekne turu yapılan yere geldik. Tekneye binip gölde gezeceğiz. Karanlık olduğundan lambalarla aydınlatmışlar. Genelde burayı su basarmış.1874 yılında su basmış ve patlama olmuş. Sular nehirlerden basmış. Nehir yolu açıldığından su doluyormuş. Derinlik 60mt kadar yeryüzünden. 35 yılda yapılmış. Daha sonra sular çekilmiş. Tuz gölünün içinde; gölden çıkartılan eşyalar sergilenmekte ve Şapeller bulunmakta. Bazı yerlerde mumlar yanmaktaydı. Yer altı tuz gölü madenlerini insanların görmesi için halka açılmıştır.

IMG_2358.JPG

 

 Tekne turu yaptığımız zaman içerisi -0 derecenin altında idi. İçerisi gerçekten çok soğuktu. Madenlerde hayvanlar çalıştırılmış ama tuzdan çalışan hayvanlar telef olmuşlar. Tekne turumuz çok güzel oldu. Daha önce gelen turist kafilesinin teknesi alabora olmuş. Yaşlı olduklarından ölenler çok olmuş. Teknede alabora olmayalım diye usluca oturduk.:)) Su pırıl pırıldı dibi çok net görülüyordu. Dibi bembeyazdı tuzdan ötürü. Yeraltı madeninden çıkınca dışarıda kendimizi hemen güneşe verdik, biraz ısındık.

IMG_2364.JPG

Tur otobüsümüze bindik, MAYERLİNG Av Köşküne doğru yol aldık. MARİA VETSERA(Baron Ablin  VETSERA’nın 17 yaşındaki kızı) ile Kral-Kraliçenin oğlu RUDOLF(Avusturya-Macaristan tahtının varisi Veliaht prens)’in intihar ettiği yer. 1889 da intihar olayı gerçekleşiyor. İki sevgili buraya geliyorlarmış.2 el silah sesi duyuluyor ve iki side ölüyor. Kimine göre intihar kimine göre kralın öldürt düğü söyleniyor. Bu bina av köşkü olarak kullanılıyormuş.1888 yılında rahibeler kalıyormuş. Binanın içinde Maria VETSERA’ ya ait tabut vardı. Mezarı başka yerdeymiş. Av Köşkünden sonra  BADEN’ e hareket ettik. BEETHOVEN’ ın 9. Senfonisini bestelediği şehre geldik. Baden küçük sevimli bir şehirdi. Alış-veriş yaptık. Şehiri turladık. Şehrin sıfır noktasını gördük.

IMG_2370.JPG

 

 Ülkelere ve şehirlere kaç km var 0 km den itibaren yazıyordu. Parkta oturduk. Rehberimizin verdiği saatte buluşup otobüsümüze bindik.

IMG_2365.JPG

            Aracımız bizi 1. Viyana’da bıraktı. Serbest zamanda tek başına gezdik. Parlamento binasını gezdik. Opera binasının yanından geçtik. MOZART ve GOTEE heykelinin yanında fotolar çektirdik.

IMG_2387.JPG

 Starbuck da kahvemizi içtik. Parklarda bikinilerle güneşlenen insanları gördük. Faytonlarda gezen insanlar ve evlilik teklif edenler…J)

IMG_2401.JPG

 

Akşam verilen saatte buluştuk ve aracımıza bindik. Şoförümüzde Macaristan’ lı idi. İsmi YANİYDİ. Sempatik bir şoförümüz vardı. Otelimize döndük. Duşumuzu aldık, biraz dinlendik. Yemek için alt kata indik. Yemeğimizi yedik, kendimize geldik. Garsonumuz çok sempatikti.  Güler yüzlü ve barda tek başına servisi ve hizmeti kendi yapıyordu. Odalarımıza çıktık. Telefon görüşmelerimizi yaptık.

IMG_2374.JPG

BADEN şehrindeki park.

 Ayşenur-Deniz-Eşim-Kardeşlerim ve Ebru ile görüştüm. Bizler ve onlarda iyilermiş. No problem.  Yorgun ayaklarımızı ve bedenimizi dinlenmeye aldık. Ninnisiz uyumuşuz…

 

Viyana Parlamento Binasının önü

                                      24/05/2011    Salı

            Sabah erken kalkıp hazırlandık. Valizlerimizi lobiye indirdik. Kahvaltı salonuna geçtik. Kahvaltı yapıldıktan sonra otobüsümüzde yerlerimizi aldık. Ver elini BRASTİSLAVYA; Slovakya Cumhuriyetinin başkenti ve en büyük şehriymiş. Avusturya’ya ve Macaristan’a sınır olduğu için önemli bir yer tutmaktaymış. Slovaklar Macaristan’ dan kopma bir ırk.

SLOVAKYA Ülkesi

IMG_2416.JPG

 

            Macarlar ayrı bir ırk.1928 de Çekoslovakya olmuştur.1939 yılında Çekoslovakya Almanların egemenliğindeymiş.1945 Yılına kadar Slovaklar zorlanmış. Rusların karargah kurmasıyla birlikte Almanlar Çekoslovakya ya baskı yapmış. Slovaklar çok sıkıntı yaşamış. Rus’lar Prag a ağır baskınlar yaptılar. 1989 yılında Çekoslovak yada kominizim baskısı azalınca Slovaklar Çek lerle anlaştılar. Slovakların yoğun yaşadığı yer Bristislavya olduğu için başkent olmuş. 2005 de Şengen üyesi oldular. 5.5 milyon nüfusu var. Şehrin ortasından Tuna nehri akmakta. Nüfus azlığından dolayı ekonomileri zayıfladı. Çeklerden ayrıldıkları için pişman oldular.12 yıllık temel eğitim var. Üniversite sınavsız ve ücretsiz. Kanalizasyon ve maden işlerinde çalışmak için diğer ülkelere gidiyorlar. Çeklerle çalışmıyorlar.  Hristiyanlığı buraya getiren ve veba heykeli var. Vebada çok insan öldüğü için; tanrıya şükretmek için bu heykeli yapmışlar. Avusturya büyükelçiliği için kullanılan binada MOZART 6 yaşında konser vermiş Mozart ın bir çok evi var. En büyük evi  PRAG’ da.

IMG_2407.JPG

SCHÖRBORN SARAYI-Güzel Çeşme sarayı-Av sırasında bulunan çeşmenin olduğu yere Kral Maxımillion  tarafından saray yaptırılıyor.16.yy da temel atılıyor. Yazlık Saray olarak kullanılıyor. Arka bahçede labirent gibi yeşil ve bin bir renkli güllerden oluşan bahçeleri var. Hayvanat  bahçesi var. Sarayın 1400 odası varmış. MARİA TERESA-SİSİ-Kralın oğlu buraya gelirmiş. İmparatorluk TAKI var burada.  leunte diye geçiyor. 3 tane imiş.

IMG_2400.JPG

Kral ve Kraliçenin odasına girilmiyor.1-IRRGOTEN 2-LABYRİNT 3-MAXCİM.   Schönbrunn Sarayındaki 3 takın isimleri.

IMG_2403.JPG

Tur otobüsümüzle BUDAPEŞTE’ ye doğru yol alıyoruz. Rehberimizin verdiği bilgiler doğrultusunda; Macaristan’da 7 kavim varmış. 1 tanesi Orta Asya dan gelmiş. Osmanlı 187 yıl hüküm sürmüş.

IMG_2478.JPG

 

 Osmanlıdan kalma kaleler var. 1576 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından MOHAÇ meydan savaşı MACAR krallığı arasında olmuş. ESTEREGON kalesi Osmanlılar tarafından iki defa alınmıştır. RAT kalesi önemli savaşlarla alınmış. 890 Yılında Macarlar şehirleşmiş. Bin yılın başında Hıristiyan olmuşlar. Önceki dinleri BAĞAN’  mış. Budapeşte bir çok krallıklara ev sahipliği yapmıştır. Avusturya-İspanya. v.s. Yakın tarihleri çalkantılı geçmiş. II. Dünya savaşında Almanlardan sonra  Rus tarafına geçmiştir. Savaşlarda 24 bin bina yıkılmıştır. Aslanlı ve Zincirli köprü inşa edilmiş. Ruslar ülkeyi ele geçirmişler. Halk ayaklanma çıkartmış. Bir çok insan hayatlarını kaybetmiş. Ülkeyi terk etmişler. 1989 yılına kadar Kominizim rejimi sürmüş. 2008 yılındaki  kriz Macarları çok etkilemiş. Düşük ücretlerle çalışmaya başlamışlar. Macaristan’da  işsizlik çok fazlaymış. Büyük fırınlar, Macar salamı, kaz çiftlikleri kapatılmış. Demir-Çelik Maden fabrikaları kapatılmış. Büyük şehirlerden köye göç  başlamış. Turizm açısından çok ilgili değilmiş.

IMG_2489.JPG

 Eski tarihi  binaları çok güzel. Daha da iyi olması açısından devlet tarafından çalışmalar devam etmekte. Başbakan telefon açıkken konuşmaları halk tarafından duyuluyor ve hükümet  düşüyor. Kadın nüfusu çok. Ağır işlerde çalışıyorlar.  Rüşvet olayı çok. Polisler bürokratlardan çok. BUDAPEŞTE  tarihi ve görsel yönünden ön plana çıkmakta.

BUPEŞTE’nin BUDA tarafındaki Barış Heykeli

IMG_2429.JPG

 Buda kalesi- Parlamento binası nın gece görünümü çok güzeldi. Kaplıcaları var. Kahramanlar meydanın arkasında 2 tane kaplıca var. Eklem ağrılarına iyi geldiği söylenmekte. Macar imparatorluğu zamanında kurulmuş buda kasabası. Genelde binalarda heykeller ve kartal sembolleri var. Kartal gücü simgelemekteymiş.

 

KATİDRAL

Kaz çiftliklerindeki; kaz ciğerleri çok meşhurmuş. Üzüm bağları var. TOKAİ  marka şaraplar buraya aitmiş. Yıldız olarak sınıflandırılmış, şaraplar. Biber salçası, salamları ve Macarların GULAŞ yemekleri meşhurmuş. Eski Osmanlıların KULAŞI yemeği Macarlarda  ise GULAŞ a dönmüş. Macar dili ile Türkçe dili birbirine benzemekte. Macarlar Türkleri çok sevmekte.

Türkçe konuşanlar çok. 1500 Türk yaşamakta Budapeşte’de. Türkleri hep iyi bilirlermiş. Tarihte sürekli Macarları koruduğumuzdan dolayı Türkleri seviyorlar. Buda kalesinden inerken ATATÜRK’ ün isminin verildiği  cadde ismi var.

IMG_2431.JPG

 Macarlar ATATÜRK’Ü tanımışlar. GELLERT tepesine Estelya tepesi diye de geçmekteymiş. Hristiyanlığı yaymaya gelen GELLERT’i  iğneli fıça ya koyup tepeden TUNA nehrine atmışlar. Osmanlıdan kalma Türk hamamı var.   Özgürlük heykelini; Macarlar, Ruslardan kurtulduktan sonra yaptırılmış. Tepede ihtişamla şehri selamlamakta. 3 tane 1-Barış heykeli 2- Savaş Heykeli 3-Özgürlük Heykeli Macarlar her savaştan yenik ayrılmışlar. Nüfus 2 milyonun üstünde. BUDA  ile PEŞTE yi ortadan geçen TUNA(Duna) nehri ayırmakta. Buda= Atilla’nın erkek kardeşi. Peşte= Kireç kuyusu anlamına gelirmiş. Sık sık Atilla isimlerini gördük, sokak ve caddelerde. Tepelerde oturanlar ise gelir düzeyi yüksek olanlarmış. 3 Heykelin bulunduğu yer Buda tepesidir. Kahramanlar meydanı ise PEŞTE dedir.

IMG_2439.JPG

Türk elçiliği ise Peşte tarafında bulunmaktadır. Türk bayrağımız semalarda nazlı nazlı dalgalanırken gördüğümüzde hepimizin milli duyguları coştu ve alkışladık. Macaristan’ı 1562 yılında Osmanlılar alıyor. II. Viyana savaşından sonra Macaristan yavaş-yavaş toprak kaybetmeye başlamış. Macarlar Tuna nehrine MAVİ TUNA derlermiş. Aşıklar Tuna nehrini MAVİ renk olarak görürmüş. Biz göremedik de…J) Tuna nehri boyunca askerler konuşlanmış. Balıkçılar 0 noktasında.

IMG_2547.JPG

YEŞİL KÖPRÜ

Buda ile peşte birbirlerine karşılıklı bakarlarmış. Bu bakışmalardan ; Buda, Peşteye; Peşte, budaya aşık olmuş. Sevgilerini perçinlemek için  araya 8 tane köprü atmışlar. 2 si kız 6 sı erkek, toplam 8  çoçukları olmuş. Buda ve Peşte’ nin.

IMG_2543.JPG

1-1840 yılında ASLANLI köprü yapılmış.

IMG_2600.JPG

Köprüyü yapan mimar sıfır hata ile aslanlı köprüyü inşa edeceğini söylüyor. Aksine herhangi bir hata olursa kendini köprüden atacağını söylüyor. Aslanlı köprü bitmiş herkes bakmış, sonuç mükemmel bir köprü çıkmış ortaya. Küçük bir çoçuk  diyor ki; aaa bu aslanın ağzında dili yok diyor; gerçekten de aslanın dilini yapmayı unutmuş.  Bunun üzerine heykeltıraş kendini Tuna nehrine atıyor.

Kahramanlık Meydanı-Budapeşte(Peşte tarafında)

2-YEŞİL ZİNCİRLİ köprü, aslanlı köprü ile ödeşmiştir. Özgürlük köprüsüdür.

3-1800 YILINDA Kraliçe Elizabeth köprüsü yapılıyor. Kraliçe bu köprüden rahat geçsin diye yapılmış ve her tarafı beyaza boyanmış. Kraliçenin giysileri kirlenmesin diye. Gece tekne turu yaptığımızda köprüler ışıl ışıldı, görülmeye değerdi doğrusu.

1850 yılında Tuna nehrinde sel olmuş. Şehir selden sonra restore edilmiş. Caddeler o yüzden çok geniş. Opera binasıda Viyana’daki opera binasından çok geniş ve çok güzelmiş.

IMG_2665.JPG

Budapeşte’de çekimlerinide yakaladık.:)

Macarlar II. Dünya savaşında metroları sığınak olarak kullanmışlar.

Macarların yöresel yemeğinden yiyelim dedik. Kişi başına 15 Euro verdik. İçimizde Arzu arkadaşım İngilizceyi bildiği için hepimizin tercümanı oldu. Genelde onu bunalttık ama başka yapacak bir şeyimiz yoktu. Az çok bende tarzanca bir şeyler biliyordum ama, cümle kurmasını bile unutmuşum. Avrupa bizim ülkemize göre çok pahallı bir ülke. Günlük 50 Euro bozduruyorduk akşama elde bir şey kalmıyordu. Çok gezdik ve de yorulduk. Artık otelimize gitme vakti gelmişti. Odalarımıza yerleştik. Dinlendikten sonra  otelin alt katında  Garden  Cafe vardı. Çay içmeye gittik.

IMG_2524.JPG

 Budapeşte’de 30 Euro yu Budapeşte florin olan para birimine çevirdik. Türkiye’den götürmüş olduğumuz kuru yemişleri-krakerleri alıp bahçeye çay içmeye indik. Ben, Arzu, Nevin abla, Nurten abla çaya hazırladık kendimizi. 4 bin florine ancak 4 bardak çayı içebildik. Bir avuç bozuk kendi paraları çay içerken yetmedi. Euro verdikte çay içebildik. Paralarının hiç alım gücü yok. Para hesabı yaparken çok güldük. Otelin bahçesinde bizim şen kahkalarımız çınladı adeta…J)) 4 bardak çayın hesabını yaparken dördümüz koptuk. Daha sonra Sinop ekibi Necdet beyler geldi. Birer bardak onların sallama çaylarından içtik. Onlar cethilleri ile gelmişler. Saat gece 24_00 geçerken odalarımıza çekildik. Yorgunluk-tan derin uykuya dalmışız.

25/05/2011   Çarşamba

            Sabah açık büfe kahvaltımızdan sonra; Sinop ekibi kendimiz tur düzenledik. Yarım otobüsü doldurduk. Bu seferki rehberimiz Macar kız GABRİYALLE idi. İlk önce ESTEREGON kalesine hareket ettik.

IMG_2486.JPG

Kaleye giderken Tuna nehri boyunca gördüğümüz köy ve kasabalar çok şirindi. Dublex ve triplex evler ve çatıları farklı idi. En önemlisi yeşili çok bol idi. Bahçeli nizam evler sanki çiçek bahçesi gibiydiler. Rehberimiz; Macarlarla-Türklerin kardeş olduğunu söyledi. Sevim abla şarkı söyledi, Macar rehber kızımızda Macarca şarkı söyledi. Rehberimiz Türkçe anlıyordu ama Türkçeyi rahat konuşamıyordu. Genelde İngilizce konuştu, tabiî ki anlayamayanlar çoğunluktaydı..

Osmanlıların top yaptığı çanlardan geride kalanlar.

IMG_2487.JPG

ESZTERGOM kalesine çıktık. Macaristan’ın ilk başkenti imiş. 185 yıl Osmanlı burada hüküm sürmüş. BAZALİKA  Macaristan’ın en büyük kilisesi imiş.1-Şapel   2-Kilise  3- Bazalika 4- Katedral 5- Vatikan Sıralamaya göre böyleymiş. Tuna nehrinden köprüden geçtik ve SLOVAKYA tarafına geçmiş olduk.

 Kanunu Sultan Süleyman savaş zamanında kiliselerdeki çanları toplatıp, gülle yaptırmış, şehri alırken. Gülle yapılmayan çanlarda kalede sergilenmekteydi. Bu gezi içinde 20 Euro verdik. 1542 yılından kalma çanlarmış.

IMG_2492.JPG

Kalenin içinde açık hava müzesinde Osmanlıdan kalan malzemeler sergilenmekteydi. En büyük Bazilikanın içine girdik izledik. Dua edenler, mum yakanlarda çok vardı. İçindeki cam vitraylarda çok güzeldi.

IMG_2497.JPG

Seyir tepesinden Tuna’yı panoramik görüntüsünü izledik. Tepeden fotoğraflar çektirdik. Görüntü çok çok güzeldi…

IMG_2435.JPG

SZENTENDERE artistler köyüne geçtik. Şakir isimli Türk’ den alış-veriş yaptık. Otantik bir yapısı vardı köyün. 30 Euro luk hediyelik eşyalar aldım. Diğer rehberimiz Ümit beylerle karşılaştık.  Buda’dan; Peşte’ ye geçtik. Serbest zaman vardı. Boş vaktimizde pizzacı bulduk. Pizza-Cola ile aç mideyi tok eyledik. 19:30 da tekne turu için buluşma noktasında, diğer arkadaşlarla buluştuk.15 Euro tekne turu için topladık. Sine vizyon gösterisi oldu. “300 yıldan beri roma imparatorluğun sınırlarını ben kurdum. Tuna’nın incisi Budapeşte’ tedir. Gel dostum gel misafirim ol. 1210 yılında Kraliçe Elizabeth fakirlere yardım edermiş. Macar isyancılara karşı kaleyi yükseltmişler.

IMG_2425.JPG

Rivayete göre Galler tepesinde cadılar bulunurmuş.1838 yılında merakımdan tuna nehrim taştı. Modern ve yeni bir ülke kurulmuş. Peşte kent duvarlarının yanındaki bulvarlarda küçük pazarlar kurulurmuş. Buraya uzak diyarlardan ev hanımları gelirmiş. O zamanın Gümrük binası şimdilerde EKONOMİ ÜNÜVERSİTESİ olarak hizmet vermekte.2 bin geçmişi bulunan teknik üniversitesi var. Mucitleri çokmuş. Telefonu  PUŞKİN bulduğu söyleniyor. GELLERT tepesinde mağaranın bulunduğu söyleniyor. Manastır inşa edilmiş. Duvarlarda tanrının adı yankılanıyormuş. PİSİKOPOSU çivili sandıkla Tuna ya atıyorlar.

IMG_2476.JPG

Tanrım İsa adına onlar ne yaptıklarını bilmiyor diye dua etmekteymiş. Bu tepe piskopos gellert adını bugün bile halen korumakta.16 yy da buda papazın yaptırmış olduğu gibi pırıl pırıldır. Yoksul halk buraya çok sadıktır.

 

  1. Dünya savaşından sonra tüm köprüler yıkılmış. Kraliçe Elizebeth (Sisi)a herkes minnettarmış. Kraliçenin 4. kızı burada doğmuştur.(Prenses Maria) Kraliçe Buda tepesinde at koşturmuş. Mutluluğu buralarda yakaladığını söylemiş.

1565 yılında opera için insanlar gelmiş. Ünlü müzisyenler hep burada konserler vermiş. Avrupa’nın ilk Üniversitesi burada kurulmuştur. 1458 yılında buz tutan Tuna nın üstünde Macha öldü, adalet öldü diye bağırdılar. 35 yıl sonra Buda ile peşte arasında doğan sevda köprülerle birbirine kavuştu.

Bethoven konserlerini burada vermiş. Londra’daki parlamento binası örnek alınarak, Macaristan parlamento binası yapılmış. Beton kazıklarla oturtturulmuş içersine emici avizeler yerleştirilmiş. Yaz kış 20 dereceymiş. 360 kubbesi var. 27 kapısı, 29 merdiven boşluğu, 29 metre merdiven uzunluğu var. Burayı yapan mimar 1942 yılında binanın bitiminden 5 hafta önce ölmüş. 20 mt derinlikte kazıklarla yere bağlanmış.

IMG_2439.JPG

1898 yılında Macaristan Cumhuriyeti ilan edilmiş.

IMG_2445.JPG

Etnografya müzesi adaleti temsil ediyormuş. Senmayatn… adını taşıyan oda insana huzur veriyormuş. Tatarlar Macaristan’ı yakıp-yıkmışlar. Kral iki kızını tatarların saldırmasında kaybetmiş.1 tane kızım olursa diye adamış. Kızı olmuş adına Varget koymuşlar. Ulusuma kendime adama görevi bana verildi ve meşeler altında dinlenmeyi seviyorum demiş. Köprüler Paris’i hatırlatıyormuş. İntihara hevesli olanlarda köprülerden tuna nehrine kendilerini atmışlar. Parlamento binasının dibinde bağ ve bahçeler var. Türk camisinin yerine manastır inşa edilmiş. Barok kilisesi, Rokoko ev, Beyaz haç isimli hanmış. II Jozep bu evde kalmış.. Balıkçılar kalesi, taç giyme kilisesi 1886 yılında geri almaya başlamışlar. Meryem ana destek vermiş. Taç giyme kilisesi bu yüzden yapılmış. Kral MARX da burada taç giymiş. 1845 yılında Macar Bilimler Akademisi kurulmuş. Kral bir yıllık gelirini buraya hibe etmiş. Tekne turumuzdaki sine vizyon  sona erdi. Tuna nehrinde gece tekne turu görülmeye değerdi. Köprüler ışıl-ışıldı. Teknede 2 bardak içkide turun içindeydi. Tekne turundan sonra Aslanlı köprüden karşıya , yani Buda tarafına geçtik. Yeşil tren için gara gittik. Yeşil trene binip otele yakın bir yerde indik ve otelimizdeki  odalarımıza dinlenmeye çekildik. Gün ve gece boyunca dolu dolu geçtiği için yorulmuştuk doğrusu. Gene ninnisiz uykuya daldık.

IMG_2427.JPG

 

26/05/2011  Perşembe

            Sabah kahvaltımızı yaptık valizlerimizi indirdik, otobüse yerleştik. 6 saatlik yolumuz varmış.  Slovakya topraklarından PRAG’ a geçecekmişiz. Slovakya-Bristislavya geçip ÇEK Cumhuriyet’ine sınırlarına girdik. BRUNO şehri en büyük şehriymiş. Tarım ve sanayide BRNO da daha çok. Prag halkı daha rahatmış onlara göre. İki şehir halkı birbirini pek sevmezlermiş. Şiveleri bile birbirlerinden çok farklı.  6yy da Çeklerin ataları BOİ boylarından gelmişler. 9.yyda şehirleşmeye başlamışlar.9.yy ve 10yy arasında Prag kalesini yapmışlar.

IMG_2634.JPG

VASLOV halka adil davranan kralmış. Kardeşi tarafından (Boleslav) öldürülmüş. Kardeşi tahta geçince çok savaş geçirmişler. Fazla toprak alamamışlar. Çok savaşa girmişler.14yy döneminde Hıristiyan olmuşlar.. 4. Krala sahip olmuşlar.65 yıl içerisinde çok büyük eserler yapmışlar. AZİZ VİTUS KATEDRALİ Taş Katedrali; Avrupa’nın en büyük taş Katedrali.-Karlovary üniversitesi.1308 yılında Yılında av sırasında keşfedilmiş. 400 yıl Avrupa-Macaristan İmparatorluğu devam etmiş. KARLOVY VARY kaplıcalar varmış. KARL burada banyo kurdurmuş. Hristiyanlığı yaymış. Avusturya-Macaristan 400 yıl boyunca Çek cumhuriyeti altına giriyor. Maria Teresa nın evi var. I. Dünya savaşında Slovaklarla Çekler birleşmiş.

IMG_2461.JPG

HALKI İKNA ETMİŞ. Macarlar Çeklerle birleşmiş.( 29 ekim 1918 de) 1938 yılında almanlar önce Çeke geliyorlar. Münih anlaşması  Selezyeda yaşayan Almanların lehine olmuş. Almanların toprağı kabul edilmiş ve Almanya eğe menliği altına girilmiş. 1945 yılında. II. Dünya savaşının sonunda Çekler tarafından HAYDN isimli  alman suikasta uğramış. Askerler çeşitli eğitim almışlar. 12 tane paraşütçü gece kasabaya  iniyor. HAYDIN’ı izliyor. Liven bölgesinde bizim kaldığımız otele yakın bir yerde yaşamış. Halk yardımcı oluyor.  Suikasta Haydın yara alıyor. I hafta sonra ölüyor. Hitler çok sinirleniyor. Evler yıkılıp-yakılıyor. Kadın ve çocuklar  Polonya’daki kizile isimli kasabaya gönderiliyor. Erkekler öldürülüyor.  Askerler  kilisede ayakalanıyorlar.  Almanların eline geçmemek için son kurşunlarını kendilerine sıkıyorlar. Çeklerin övünç kaynağı oluyorlar. Hitler evleri yakıyor, kadın ve çocukları LİVİTZE kasabasının NAZİ toplama kampına götürülüyor. Erkekler öldürülüyor.

IMG_2692.JPG

1945-1989 yılında Rusların elindeymiş. Dupcek sosyal rejimi ortadan kaldırmayı hedefliyor. Kasım 1968 de Rus tank ve askerleri isyanı bastırmak için geliyorlar. YAN isimli üniversite öğrenci kendini Tank’ın önüne atıyor. 1968 yılında var olan komünist rejimin 1989 yılına kadar devam ediyor. YAN(yani) isimli kişiler çok değerliymiş. Her şey devlet tarafından yönetilirmiş. Ruslar baskıyı artırıp kominist rejimi sıkı bir şekilde uygulanıyor. Şartlar çok ağırmış. Yurt dışına çıkamazlarmış. Araba alabilmek için 8-9 yıl sıra beklerlermiş. 1989 komünizm rejimi yıkılınca Slovaklarla, Çekler birbirinden ayrılmış. 1993 yılında kansız bir şekilde ayrılığa “Kadife dönemi” diye geçiyor. Çekoslovakya=PRAG başkent oluyor. Slovakya=BRİSTİSLAVYA başkent oluyor. Cumhuriyetle yönetim dönemine geçiliyor. Çekler Demir-Çelik, otomotiv, silah sanayide çok gelişmişler. SKODA otomobilleri-JAVA motosikletleri ÇEK Cumhuriyetinde yapılıyormuş.  Bizim Türk polislerinin kullandığı Scot marka tabancalarda çek’de yapılıyormuş. Wizort diye farklı bir silah çeşidin ide  çekler yapmaktaymış. 2004 yılında AB ye üye olmuşlar. Şengen üyesidir.

IMG_2676.JPG

Tarım ve hayvancılık da iyi gelişmiş.,

Çek’ler Avrupa’nın en çok bira içilen yeriymiş. 500 çeşit bira bulunurmuş. ŞERBETÇİ otundan yapılırmış. Ağustos ayında toplanıp fabrikalara götürülürmüş. Trakya’da yetişen mısır, ay çekirdeği,  şeker pancarında yetişmekteymiş.

2004 yılında Macaristan, Slovakya, Çek cumhuriyeti Avrupa birliği üyesine girmişler. Kriz turizm sektörünüde etkilemiş.  En büyük şehri Prag’dır. İşsizlik oranı % 3 lerden, % 7 lere çıkmış. Emeklilik yaşı 65  miş. 2 gün çalışıp, 2 gün evdelermiş.12 yıl zorunlu eğitim varmış. 12 yıl eğitim sonunda 5 dersten sınava giriyorlar, başarılı olanlar üniversite sınavına girmeyi hak ediyorlarmış. Tıp ve Hukuk alanında çok başarılarmış. % 58 Üniversite mezunuymuş. Çekler sürekli okurlarmış. Sağlık sistemleri oturmuş, herkesin aile hekimi varmış. Her vatandaşında sigortası varmış. 65 Euro ile sigortalarını ödüyorlarmış.

IMG_2606.JPG

Doktorların maaşı çok düşük olduğundan; istifalarını verip başka ülkelere gidiyorlarmış. Daha çok Doktor ve Öğretmenler eylem yapıyorlarmış. Mutlu bir azınlık bulunmaktaymış. 8 saat çalışıp, 8 saat dinlenirlermiş. Dinlenme saatlerinde de sosyal hayatı yaşayabiliyorlarmış.

IMG_2698.JPG

Viyana’ya göre fazla lüks tutkusu yokmuş. Rahat yaşama kavuşanlar tatil için  Adriyatik denizine, İtalya’ya, Hirdavistan’ a gidiyorlarmış. Avrupa’nın bir çok yerinden turistler geliyor. Almanya sınırında kayak merkezi varmış. Viyana’dan daha ucuzmuş. Kışları çok sert geçmekte. Kış sporu Buz hokey’ i Çeklerin milli sporuymuş. Dünya şampiyonlukları varmış. Önemli futbolcuları çokmuş. Türk Turizme yönelmeye başlamışlar.

 

Saadettin SARAL’ın abisi ÇEDOK tür izim şirketi ile Türklere hizmet verilecekmiş. İki ülke arasında turizm açısından köprüler atılmış oldu. Türk Büyükelçiliğinin açıklamasına göre 1500 Türk yaşamaktaymış. Macaristan da olduğu gibi kadın nüfusu erkeklerden fazla. Türklerinde AB üyeliğini destekliyor. Türklerle Çekler pek promlem yaşamamış. Savaş zamanı sadece Prag da kilisenin çatısına bomba düşmüş. Kominizim yaşamış diğer şehirlerden fazla farkı yok.   Doğum oranı çok düşükmüş. Yaşlı ve kadın nüfusu %3 fazla. Prag’ın ortasından VLTAVA nehri geçmekte 300km katetdikden sonra Almanya’da Kuzey denizine dökülüyor.

II.Dünya savaşında zarar görmemiş. Sadece şehrin dışındaki kiliseler zarar görmüş. Hitler bombalamış.

IMG_2453.JPG

 

Prag kalesine  yürüdük, tepeden şehri izledik. AZİZ VİTUS Katedralini gördük. Azizizn kehanetleriyle ünlüymüş. Ketadral  600 yıl yapımı sürmüş. Savaşlar, veba, parasızlık yüzünden uzun sürmüş. PROTESTAN lar ve KATOLİK ler arasında ki savaşlar burada başlamış ve burada bitmiş. 126 mt en yüksek yeri. Gotik tarzda yapılmış Vitray olmadığı için içerisi aydınlık.

İbadet yapmak için 24 Şapel i var. 4, Şapel en önemlisi Kapının yanındaki duvarların içinde mezarlar var. Kral ve en önemli kişilerin mezarları bulunmakta. Katedralin yanında Cumhurbaşkanı köşkü var. Önemli günlerde Cumhurbaşkanı balkondan halka konuşma yapıyor ve halkı selamlıyor. Resimde ejdarhanın öldürülmesi anlatılıyor. 3 MOZAİK var1- Ortadaki yardım meleklerinin heykeli var Sondaki yardım Mozaiği 2- Soldaki çıplak olanlar ruhları temsil edermiş. 3-Sağdaki MAZAİK ise Ruhların iyi olanlarını Cennete götürenleri; kötü ruhlar ise cehenneme götürülenleri temsil etmekte. AZİZ VİTUS Katedralin tavanındaki orta göbeğine rakamlarla ilgili kehanetlerini yazmış. Hatta kıyametin ona göre 2013 de kopacağı yazılıymış. Kimine görme çözülmüş, kimine göre daha şifreleri çözülememiş. Maria Teresa nın evini gördük. Bakım evi olarak yaptırmış. Oyuncak müzesi var. Fotolar çektirdik. Şehri tepeden izlemek muhteşemdi. 

IMG_2699.JPG

VLTAVA nehrinin üzerinde 17 köprü var. En önemlisi  CHARLES köprüsü. 1357 yılında saman ve yumurta akı ile yapılmış. 100 yılda bir sel felaketini yaşıyorlarmış.2002 de su seviyesi 2.5 metre yükselmiş. Her tarafı sular basmış.

Milli kütüphaneleri var. Eski manastır binasını kütüphane yapmışlar. CİZVİT binasında yetişenleri Avrupa’ya gönderip, Hıristiyanlığı yaymışlar.

IMG_2700.JPG

Paris sokağı var. Paris’ten 1900 yıllarında esinlenerek yapılmış. ÇEK’ler Astronomiye çok önem vermişler. 23 Bölgeye ayrılıyor.1-10 bölge merkez. 6. bölge en pahallı  bölge. 2 katlı evler var Diğer bölgeler genelde toplu konutlar var. Bizdeki TOKİ ler gibi. Otelimiz 9. bölgede. Otelimiz ultra lükstü . Kaç katlıydı sayamadım oteli; otelin altında 2 kat alış-veriş merkezleri vardı. Ve de yerin kaç metre altında tahminen 50-60mt Metro istasyonu geçiyordu. şehre gitmek için otelin altından  metroya biniyorduk. Yeni yapılmış bir otelmiş. Güzellik yarışmaları kalacağımız otelde yapılıyormuş. UNESCO tarafından yeni bina yapımına izin verilmiyormuş. CLARİON OTEL de 3 gece kalacağız.

 

IMG_2706.JPG

27/05/2011

            Sabah açık büfe kahvaltımızı yaptıktan sonra KARLOVY VARY a gitmek için yola çıktık Giderken yolda rehberimiz ŞERBETÇİ otunun ekildiği yerleri gösterdi. Şerbetçi otundan bira yapılırmış. Karlovy yeşillikler içinde girdik. Doğa manzarası harikaydı. Vadinin ortasında Şato vardı. Yan yana inşa edilmiş çok güzel saraylar vardı. Mimarısı tek kelimeyle şaheserdi. Termalleri çok meşhur. Hamamları ve termal otelleri vardı.

IMG_2726.JPG

 

 Kemal ATATÜRK’ de kaplıca için gelmiş. Burası IV Karen zamanında keşfedilmiş. IV.Karen av için için geldiğinde keşfedilmiş. Yaralı geyik suya düşüyor ve termal su yaralarını iyi etmiş. Suyun şifalı olduğuna karar veriliyor. Saray yaptırılıyor.14yy da Kral saraya dönüyor. 16.yy da ahşaptan binalar yaptırılıyor. Binalar için ormanlar kesiliyor. 18.yy da taş bina yapımına geçiliyor. En eski taş otel 18. yy dan kalma. Avrupa’nın farklı yerlerinden insanlar geliyor. Eklem ağrılarına iyi geliyormuş suyu. Biz termalin içine girdik, gezdik. İnsanlara açık olan alanları gezdik. Asla doktor raporu olmadan termale girilmezmiş. 

IMG_2707.JPG

 

            Atatürk buraya geldiğinde Hilton otelde kalmak istemiş. Doktoru müsaade etmemiş. Tedavi için mi geldiniz yoksa zevki sefa için mi demiş. ATATÜRK’ de termal otelde kalmış, tedavi amaçlı. Dr. DAVİD BACKER  eklem rahatsızlığı ile ilgileniyor.

IMG_2736.JPG

 Mide için 55 bitki özünü karıştırarak mide için ilaç yapıyor. Doktorun oğlu bu karışımın içine alkol katarak %38 alkol katarak yemeklerden önce içildiğinde hazımsızlığı kolaylaştırıyormuş. Fazla içildiğinde sarhoş yapıyor. 12 adet kaynak suyu var. Suların dereceleri 30 ile 70 derece arasında değişmekte sıcaklığı. Atatürk 1918 de burada kaldığı sürece anılarını yazmış. Ruslar ve Almanlar çok geliyormuş. Rusların 2. evi olmuş . Araplarında ilgisini çekmeye başlamış. Temmuz ayında film festivali yapılırmış ve çok ünlü sanatçılar gelirmiş. ATATÜRK,MOZART,GOETHE,BEETHOVEN,PUŞKİN yaşadığı evleri gördük.

IMG_2753.JPG

Doktor tavsiyesine göre 1- İçme kürü 2-Banyo kürü 3-Yürüyüş kürü varmış. Kapalı ve ormanlık alanda yürüyüşler yapılıyormuş. Turistlik kısımda Kaplıcalar bulunuyor. Normal halkın yaşadığı kısım ise Karlo vary.

IMG_2751.JPG

 Karlın banyosu (Napojeve) demekmiş. Şato kraliyet ailesi için yapılmış. Almanlar ve Ruslar yaşamış şatoda. Şimdi ise İMPERİAL otel olarak kullanıma açılmış. Kaplıcadan su içtik, tadı değişikti. Tepeye çıktık Tren gibi bir makineyle. Tepeden izlemek çok güzeldi şehri. Ben, arzu,  nevin ve Nurten abla, Kadriye –Soner çıktık tepeye. Manzara enfesti.  Sahibi Türk olan yerden hediyelik alış-verişler yapıldı. Karlovy otobüsümüzle gittik ama 10 dk yolu  oranın otobüsleriyle tamamladık. Geri dönüş de aynı oldu. Arzu ile ben öndeydik kendi tur otobüsümüzde.

IMG_2746.JPG

Türkiye’den getirdiğimiz yiyecekleri öndekilere ikram ettik. Şoförü müzede ikram ettik. İstanbullu Şirin almıyor dedi ama bizi yanılttı ve aldı. Bizde alkışladık. Otelimize dönüp akşam ORTAÇAĞ gecesi için hazırlandık.

IMG_2786.JPG

IMG_2789.JPG

Tek kelimeyle harikaydı. Mekan tam ortaçağı andırıyordu. Prag müziklerinin eşliğinde geleneksel giysilerle kızlar danslarını yaptılar. Korsanlar ilginçti.

IMG_2800.JPG

Ateşle yapılan şov ve yılanla yapılan gösteri harikaydı. 2 kız karşılıklı ateş şov yaptılar. Yemekler bol kepçeydi. Önce tavuk yanında garnitürler,  soğuk meze tabakları vardı masada.

IMG_2810.JPG

 Daha sonra ördek eti geldi, kaz eti geldi. Meyveler geldi, en sonunda kek ikramları oldu Ama biz zaten tavuk ve yanında patates ve pilavla doymuştuk.  Salataların sosları farklı idi.

IMG_2820.JPG

 Biralar, şampanyalar içildi. Eğlendik. Oynayanları izledik. Çok güzel bir gece geçirdik. Otobüsümüze bindik dönüşte şarkılarla türkülerle geldik.

IMG_2848.JPG

Vur patlasın-çal oynasın misali oldu. Gece de Prag ışıl ışıldı. Otelimizin lobisinde oturduk, daha sonra odamıza çıktık, kendimizi hemen dinlenmeye aldık.

IMG_2836.JPG

IMG_2854.JPG

28/05/2011     Cumartesi

Sabah   dinç bir şekilde kalktık. Açık büfe olan kahvaltı salonunda kahvaltımızı yaptık. Buğun gün bizim, çünkü serbest zaman. Kahvaltıdan sonra otelimizin altındaki alış-veriş merkezinden alış verişler yapıldı.

 Otelimizin altında bulunan metro ile şehre inmeye karar verdik. Ben, arzu, nevin abla, Nurten abla metroyla 6. durakta indik.

 

Bir gün önce gezdiğimiz yerlerde gezdik.  Saat kulesinin yanına kadar gittik.  Meydanda  ülkelerin folklor festivali varmış. Ona denk geldik. Folklorlarını izledik.  CHARLES köprüsüne gitmeye karar verdik.

IMG_2859.JPG

1 gün önce gitmiştik. Dilek tutmak için tekrar gidelim dedik. Bu köprüde dilekler tutulurmuş. İki tarafında heykel var. 1. sine el sürersen Prag a tekrar gelinirmiş. II: sine el sürdüğümüzde dileklerimiz kabul olurmuş. Biz iki sinede ellerimizi sürdük. Bakalım hayırlısı. Köprünün hikâyesi şöyle: Kraliçe her sabah Başpiskoposa günah çıkartmak için gidermiş. Kralda bunu çok merak edermiş. Çok sıkıştırmış din adamı söylememiş. Kraliçe ile benim aramda birde tanrı biliyor demiş. Kral işkence yapmış, dayanamamış yarın sabah köprüden ilk geçene söyleyeceğim demiş. Sabah Kral askerleri ve köpeği ile köprüden ilk önce ben geçeyim diye gelmiş. Ama ilk önce kralın köpeği geçmiş. Piskopos da köpeğin kulağına söylemiş.

IMG_2889.JPG

Kral buna çok içerlemiş. Hemen din adamını askerleri tutup nehir e atmış.  Çok kuraklık olmuş, kıtlık olmuş nehir çekilmiş aylar sonra birde bakmışlar ki nehir e atılan din adamının cesedi hiç bozulmamış aynı duruyormuş. Aziz olduğu düşünülmüş. Köprüye heykelini dikmişler. Kral çok pişman olmuş ama eline bir şey geçmemiş. Köprüden  nehir e atılışı ve kralın adamları ve köpeği ile köprüye ayak basışını simgeleyen heykeller var. Tekrar  çarşıyı gezdik.

IMG_2892.JPG

IMG_2897.JPG

Astronomi saatin çalışını izledik(Saat Kulesi).  1400 yılında HONOŞ YAN tarafından yapılmış. İkinci bir ASTRONOMİ saati yapılmasın diye HONOŞ un gözlerine mil çekilmiş. Oda saat kulesinin içine girip mekanizmanın içine kendini atıp kendini öldürmüş. 60 yıl saat kulesini çalıştıramamışlar. 8 tane heykeli var. Ülkeleri temsil etmekte. Saatte  aylar, günler, yıllar ve hangi aylarda ne işleri yapılacak onlar vardı. Her saat başı çalışında İsa’ nın 12 havarisi camlar açılıyor ve hepsi tek tek geçiyor. Değişik heykeller var üstünde. Osmanlıyı temsil eden heykelin elinde de mandolin var. Zevki sefaya düşkün olmayalım gibi yorumladık. 2 tane büyük parkı var.

IMG_2714.JPG

LETNA parkının arkasındaki Spota Prag Tak stadı var. buradaki insanlar 60-70 mt kare evlerde yaşamakta. Tekrar geldiğimiz yoldan geri dönerek metro ile otelimize döndük. Akşam tekne turumuz var. Oteldeki odamızda biraz dinlendikten sonra tekne turu için hazırlandık. 43 kişi olan gruptan Sinop ekibi gitti tekne turu için. Açık büfe yemek ve içecekler vardı. VLTAVA nehri Prag şehrini ortadan ikiye bölüyor. Akordeon çalan bir genç vardı. Ben ve Sevim abla şarkılar söyledik.

IMG_2922.JPG

Teknenin alt katında yöresel oyunlar oynadık. Çiftetelli de döktürdükJ) Gecemiz çok güzel geçti. Köprülerin altından tekne ile geçtik. Şehir avize gibi parlamaktaydı gece.

IMG_2721.JPG

Ulusal müzeleri 18 yy da yapılmış. Güzel sanatlar ve Doğal müzeleri var. Gösteri sırasında (isyanda) YAN isimli öğrenci kendini yakmış. Dünyanın en büyük at heykeli burada. Nehir taştığında şehir sular altında kalmış. Melekler köprüsü Çek askerlerini korurmuş. Köprülerde melek heykelleri var. Charles Üniversitesi ve Hukuk fakültesinin yanındaki Paris caddesi. Başbakanlık binasıda orda. Prag’ın 1. bölümünde Resmi daireler var.1-Prag kalesi 2-Hradchany kalesi 3-Yenişehir 4- eski şehir 5-…… 

24 Aralık da Başpiskopos binası açıkmış. Onun haricinde açık değilmiş.

IMG_2888.JPG

Aşıklar şehri imiş öyle diyorlar. Çok renkli bir şehir. Türklerde gelip yerleşmiş. Türkiye’den gelen öğretmenlerle de karşılaştık.  Bugünde çok yorulduk. Her günümüz dolu dolu geçiyor. Sonun ada kadar inşallah hep böyle olur. Temennimiz sağlıklı ve güzel bir gezi olmasından yana bakalım…. Hayırlısı….

IMG_2937.JPG

 

29/05/2011   Pazar

            Sabah otelimizde açık büfe kahvaltımızı yaptık dan sonra tur otobüsümüze bindik. Otobüs bir türlü kalkmak bilmedi.  9 kişilik İstanbul’dan gelen sağlıkçıların problemleri olduğu için otobüse binmemişler. 08.30 hareket edecek aracımız 11.00 de zor hareket etti. İstanbul ekibini protesto ettik. Bizleri beklettiği için. 9 kişi haklıyken; 34 kişiyi beklettikleri için haksız duruma düştüler. Hepimizin sinirleri bozuldu. Kem sözler söylendi, hiç sesleri çıkmadı. Özür dilemeyi bile bilemediler. Dayak yemediler ya onlar şükretsin. İnsanlar o derece bunaldı. Nihayet aracımız tartışmalardan sonra yol alabildi. Yolumuz DRESDEN ve BERLİN. Dresden’e gitmeden önce Nazilerin soy kırımı yaptığı İnsanların yakılıp- kül olduğu yere gideceğiz. 2 saat yolculuktan sonra Dresden’e ulaştık.  Yahudi soy kırımının yapıldığı yer es geçildi.,

IMG_2944.JPG

  1. Dünya Yahu diler yaşamış.120 bin insan ölmüş. En çok bombalanan şehir olmuş. DRESDEN Doğu Almanya ya başkentliği yapmış. DRESDEN için kuzeyin Floransa’sı da deniyormuş. Güzel sanatlar yönünden oldukça zengin. 1955 yılında şehirdeki binalar restore edilmiş.

En çetin savaş burada olmuş. Ruslar burada yaşamış. KRALİYET SARAYI önemli binalardanmış.  Sarayın batısı ile doğusundaki bina ikiz. Kuzey ve güneyindeki sarayın binasıda birbirinin benzer. Birbirinin ikizi; yada dördüzü diyelim.

IMG_2954.JPG

Bahçesinde dördüz dü(.SİMETRİK SARAY) Şehrin ortasın buldan ELBE nehri geçiyor. ELBE nehrinin üstünde 6 köprü bulunmakta. Nehir suları çok çekilmiş. Suların geçtiği yerden yollar yapılmış. Nehir adete kurumuş. Azalmış suları. Kral August köprüsü meşhur. Porselen kilisesi var. Kadınlar kilisesi; kadınlar önceden çok işkence yapıldığı için kadınlar için yaptırılmış kilisesi var. Kilisenin içi çok güzeldi. İçindeki renk uyumu harika uçuk renkler var.

IMG_2958.JPG

IMG_2973.JPG

Uçuk pembe, uçuk mavi, lila görülmeye değerdi kilisenin içi. Kremlin sarayına benzer kilisesi var. Şehre girerken mavi su borularını gördük. Komünizmden kalma bu borulardan o zaman sıcak sular geçermiş. Belediye sarayını gördük. Kireçtaşından yapılmış. Kireç taşından yapıldığı için biraz kararmış.

Komutanlar buraya kaçtığı için Almanların direnişini kırmak için buralar çok bombalanmış. II. Dünya savaşında en çok bombalanan şehirmiş. II. Dünya savaşından sonra 1989 yılında Ruslar işgal etmiş. Berlin duvarı yıkılınca buradaki halk rahatlamış. 600  bin nüfusu var.

IMG_2963.JPG

Porselen  müzesi çok meşhur. ELBE nehri 2002 yılında taşmış şehir sular altında kalmış. Belediye sarayı, Dresden Üniversitesi, Kraliyet sarayı, August Katedralini gördük. Serbest zamanda şehri gezdik. Meşhur köprüden geçtik. Çayımızı içtik. Sigara aradık Pazar olduğu için açık bir yer bulamadık. Çay içtiğimiz cafede para atılıp sigara alınan yer sonunda bulduk. Rehberimizin verdiği saatte buluşup, otobüsümüze bindik.

IMG_2972.JPG

IMG_2967.JPG

Ver elini Berlin. Sessiz bir yolculuk oldu.

IMG_2993.JPG

 Çok gezdiğimizden herkese bir ağırlık çöktü. Nihayet Berlin sınırı göründü. Önce doğu Almanya tarafına geçtik, daha sonra batı Almanya tarafına geçtik. Berlin’de 6 tane havaalanı varmış. Gece Türkiye ye 03. 20 kala uçacağız.  II. Dünya savaşında zarar görmüş. Almanya ikiye ayrılmış. Batı  Berlin, Doğu Berlin olarak. Doğu Berlin Ruslardaymış. Batı Berlin Almanlara bırakılmış. Berlin duvarı 1961 yılında yapılmış. Komünizmim önemini yitirince doğu Berlin’den; batıya geçmeler başlamış. 1989 yılında da Berlin duvarı yıkılmış.

IMG_3007.JPG

 Aleksandra Plazadan geçtik. Almanya da 200 bin Türk yaşamakta. Güvenli bir şehir.   Berlin’ de T.V kulesini gördük. Yıkılan duvarların yerde izlerini yapmışlar, metalden. Yahudiler için yapılan anıt mezarları gördük. Soykırımı kabul etmişler. Almanya ve Belçika anlaşma yapmış. Sağda Amerika Büyükelçiliğinin yanında Yahudi anıt mezarlarını gördük. BRENDERBURG giriş kapısını gördük. Parlamento binasını gördük. CHECKPOİNT CHARLİE meydanında resim sergilerini gördük.  Doğu ile Batı Almanya yı ayıran duvarın resim sergisi ilginçti. Tam sınırda sembolik olarak duran bir asker vize yapıyordu. Mühürü basıyor diğer tarafa geçebiliyorsun. Berlin duvarın yanında sembolik olarak Alman askerleri bekliyor. Sınırlarını koruyor. Fotoğraf çektirmek bile orda 1 Euro ydu.  Avrupa gerçekten çok pahalı bir ülke. Onların parasına göre ucuz olabilir ama bizlere çok pahalı geldi. Günlük 50 Eoru bozduruyoruz, ertesi güne elimizde hiçbir şey kalmıyordu. Gezip, görmek için iyi; alış- veriş  yapmak için bize göre pahalı. Gene de gezip-görmek  lazım. Türk dönercisi bulduk ağzımıza layık dönerlerimizi yedik. Ayranlarımızı içtik. Daha sonra demlenmiş çaylarımızı başka türkün lokantasında içtik.

IMG_3017.JPG

Viyana çok güzeldi, Prag çok güzeldi, Budapeşte tuna nehriyle bir bütündü. Slovakya güzeldi ama Türkleri pek sevmiyorlar. Macarlar Türkleri çok seviyor. Akrabayız, kardeşiz diyorlar. Almanya’ nın batı bölgesi daha güzeldi. Kominizim uğrayan yerler tek tipti. Evler falan. Hemen aradaki farkı anlayabiliyoruz. Ama gezdiğimiz bu ülkeler tarihi dokusunu korumuşlar.

IMG_3013.JPG

Buram buram tarih kokuyordu. Mimarı yönden çok zenginler. Heykelleri çoktu. Yaşam tarzlarını heykellerle ölümsüzleştirmişlerdi.

IMG_3016.JPG

22.30 da tur otobüsümüze bindik havaalanına doğru yol aldık. Sıramız gelince pasaport işlemlerimizi yaptırdık.

 Rehberimiz Ümit BAYRAKTAR ile vedalaştık. Kendimiz, valizimiz xray cihazlarından geçtik. Free   shop  lara daldık. Biraz daha alış-veriş yaptık. Ayşenur’un parfümünü aldım. Çikolata aldım. Saatimizi beklemeye başladık. Nihayet uçağımızın anonsu yapıldı, uçağa bindik. Ver elini İstanbul. Türkiye ile gittiğimiz yerlerde  1 saat ileriydi.  03:20 de uçağa bindik.

IMG_3010.JPG

30/05/2011   Pazartesi İst

            Sabah 00:07 de Sabiha GÖKÇEN havalimanındaydık. İşlemleri yaptık. Çıkış noktasında Özkan’ı gördüm. Komşumun oğlu orda dış hatlarda polisti. Tanıdık görmek bir başka güzel oluyor.

IMG_3022.JPG

Yeşilköy havalimanına gidecek Sinop ekibiyle birlikte hareket ettik. Onlar Bostancı iskelesine gitti. Dönüşte Arzu ile ben Kozyatağı nda indim. Gülsel’in evine kendimizi attık Hemen çayımızı demledik, kahvaltımızı yaptık. Dinlendik. Kozzy alış veriş merkezini gezdik. Akşam için makarna, çorba, salata yaptık. Gülsel geldi yemeğimizi yedik. Oturduk sohbet ettik.  Gece deliksiz uyuduk.

31/05/2011  Salı

IMG_3033.JPG

Sabah kahvaltımız yaptık. 13.30 da Erenköy hastanesinde olmam gerek. Kahvaltıdan sonra, hastaneye gittik.  Başhekim geldi. Görüştük. Horlama ile ilgili kula-boğazcıya gitmem gerekliymiş. Hastane çıkışı SALI pazarına gittik. Arzu çok güzel şeyler aldı. Ben ufak tefek şeyler aldım. Birde baktık ki paralar suyunu çekmiş. Dolmuş parasını ayırdık, dolmuşa binip, yeğenimin evinin yolunu tuttuk. Önce KOZZY den ATM den para çektik. Eve gittik. Masayı hazırladım yemek yedik, çayımız içtik. Sohbet falan derken yataklarımıza geçip uykuya daldık.

IMG_3024.JPG

01/06/2001  Çarşamba

            Kahvaltıdan sonra duraktan dolmuşa binip, Kadıköy iskelesine gittik. Oradan TUR-YOL  ile  Eminönü’ ne geçtik. Otobüsle Aksaray’a geçtik. Gülsel’e evinin anahtarını bıraktık. Çarşamba pazarına gittik. Oradan da alış-verişimizi yaptık. İşimiz bitince  metro ile Merter’e geçtik. Merter den Metrobüse bindik. Ben Aliye ye gittim. Arzu Mecidiyeköy de inip Semra ablasına gitti. Ben Aliye de kaldım. Aliye de kaldım. Güldane de ordaydı. Aliye de yeni ev almış, yeni evine taşınmış.  O gece Aliye de kaldım

 

IMG_3032.JPG

02/06/2011  Perşembe

            Sabah geç uyandım.  Kahvaltıdan sonra Arzu geldi. Kahvelerimizi içtik. Makarna yaptık çayla birlikte yedik, içtik. Arzu ile birlik de Halıcı oğlundan Eyüp’e geçtik. Arzu dualarını yaptı. Eyüp den Haseki hastanesine geçip, Doktor civanımın evinin anahtarlarını alıp, metrobüsle karşıya geçtik. Gülsel’in evine gittik. Gülsel nöbetçiydi. Arzu ile biz yemeğimizi yedik, çayımız içtik, balkonda oturduk

 

IMG_3048.JPG

03/04/2011 Cuma

Sabah erken kalktık, hazırlandık. Tekrar 3 araç değişerek Anadolu yakasından, Avrupa yakasına geçtik. Haseki hastanesine uğrayıp, anahtarları Gülsel’e bıraktık. CUMA pazarına daldık. Biraz bir şeylerde buradan aldık. Pazar işi ni bitirdikten sonra, Aksaray’dan otobüsle  kız kardeşimin evine yol aldık. Nevin ablayı da aradım. Oda gelecekti. Onur Manavın önünde buluştuk, müyesserin evine gittik. Oda börek-pasta-kısır-dola-zeytinyağlı fasulye yapmış. Yedik içtik. Yürüyerek Şirinevler indik. Nevin abla kızına gitti. Kızı Şirinevler’de ikamet ediyordu. Arzu ile ben metrobüse binip zincirli kuyuda inip tekrar metro buse bindik. Uzunçayır da inip dolmuşa bindik. Gülsel’in evine gittik. Bizim karnımız toktu. Gülsel yedi bir şeyler. Gülsel’de rahatsızdı .gece uyuyamamış 4 tane hap yutmuş.

04/06/2011 Cumartesi

 

 

Ben gülsel-arzu kahvaltımızı yaptık. Adalara gitmeyi düşünüyorduk, Gülsel rahatsız olduğu için içimize sinmedi. Yemekleri yaptık.  Kadiköy’ ün meşhur BAĞDAT caddesine inelim dedik. Arzu ile indik, dolaştık. Vakko, Zara bir sürü alış veriş merkezleri vardı.

Onları dolaştık. Akşama doğru eve gittik. Masayı hazırladık hep birlikte. Akşam yemeğini yedik, masamızı topladık. Taksi çağırdık Metronun bürosuna gittik.

 Oradan  Samandıra’ ya geçtik. Metro otobüsünde 3-4 numaralı koltuklarımıza oturduk. Ver elini Sinopppppp

IMG_3037.JPG

05/06/2011 Pazar

 

Sabah 08.00 de Sinop a indik. Ayşenur kahvaltımız hazırlamış. Arzu, Ferda, Ebru, Bankacı Ebru, Yusuf, Tufan, ben tabiî ki Kayra yıda unutmamak lazım. Kahvaltımız yaptık. Çantaları döktük. Öğleden sonra 16.00 da uykuya geçtim, ertesi gün sabaha kadar uyumuşum.

 

YURT DIŞI NOTLARIM

  • Her taraf çok temiz, hiçbir tarafta çöp görmedim.
  • Dilenci görmedik. Sadece PRAG’ da 2 tane gördüm.
  • Avrupa çok pahalı bir şehir.
  • Metroda, trende ulaşım araçlarında herkes okuyor. Çok sessizler. Bizler gibi yüksek sesle konuşmuyorlar.
  • Okumuş oranlar çok yüksek
  • Yolları çok geniş. Araba yolları, bisiklet yolları ve yaya yolları birbirinden ayrılmış
  • Yer altı ulaşımları çok gelişmiş, 60-70 mt re yerin altından metro geçmekte.
  • Kalabalık insan görme şansı pek yok. Bazı ülkelerini şehrin ana merkezleri çok kalabalık, diğer yerler sakin
  • Tüm insanlar birbirlerinin haklarına saygılı. Bizdeki gibi sonra gelip öne geçme gibi bir olayları yok
  • Asla araçlar klakson(korna) çalmıyorlar. Türkiye’ de ses kirliliği çokkk

            11-Kaldığımız otellerde zeytin görmedik

            12- Bizim otellerde kahvaltılıklarımız daha zengin

            13-Avrupada demleme çayı çok özledik

14-Asla sucuk, salam, sosis, pastırma türü yiyeceklerden yemedim. Bizim gruptan yiyenler çoğunluktaydı.

 

06/06/2011 Pazartesi

İŞ BAŞIIIIII!!!!!!!!!!

                                                           Kevser YALÇIN KARADAŞ

                                                                                  SİNOP

IMG_2334.JPG

IMG_2325

IMG_2373.JPG

 

IMG_2367.JPG

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

UZAK DOĞU

pattayaBANGOK VE PATTAYA

03/12/2016 Cumartesi

Bir hafta 19 Mayıs Tıp Fakültesinde Gülşen’i bekledim ve bugün yola çıkma zamanı gelmişti. Esra Sinop’tan kardeşimle geldi ve biraz hastanede kaldıktan sonra uzun olan yolculuğumuz başladı. Kardeşim bizi Çarşamba havalimanına bıraktı.

IMG_20161227_193523_496.jpg

 

İşlemleri yaptıktan sonra uçağımız Saat: 21:35 de Ankara ya hareket etti.  Saat:23:00 de Esen Boğa havalimanındaydık. Gülsel’im ile Emrah bizi almaya geldiler. Keçiören’e abimlerin evine gittik. Sohbet çay çorba derken yarın yolumuz uzun dinlenmemiz lazım.  Yarın Gülsel Hastanede nöbetti olduğu için Kazan ilçesine gittiler.

04/12/2016 Pazar

Sabah erken kalktım ve kahvaltıyı Nursel’le hazırladık. Yalçın malik hanesinde kahvaltımızı yaptık ve yola çıktık.

IMG_20161227_194110_752.jpg

 

  Gültekin & Nursel YALÇIN, Kevser YALÇIN KARADAŞ ve Esra PEKTAŞ 4 kişilik grup yola çıktı. Taksi çağırdı abim bizi Dış Hatlar Terminaline bıraktı.  İşlemleri yaptırdık. Yurt dışı çıkış pulu valizler derken işimiz bitti. İlk Önce İran dan rötar yapacaktık havayolu şirketi değişti ve Katar (QTR) olarak bize bildirildi. Saat 14:00 de Katar uçağında yerimizi aldık. Hosteslerimiz esmer güzelleri ve yeme içme ne istersen vardı.  3.5 saat sonra Katardaydık.

 QTR DOHA HAVALİMANDAYDIK. Yani 17:35 de iniş yaptık. İnmeden Katar üzerinden geçtik limanlar, deniz harika görünüyordu, ışıl ışıl parlıyordu adeta… Havalimanında gezdik, uçsuz bucaksız bir havalimanıydı. Free Shooplara baktık. Gerçekten pahallıydı. Bir parfüm en az 250 ve 300 TL den başlıyordu. Zaman çabuk geçti ve iki katlı uçağa QTR dan bindik.

  Saat: 20:40 da hareket ettik. Uçağın sağında 3 koltuk bir koridor ortada 4 koltuk bir koridor ve solunda 3 koltuk. Bir sırada 10 koltuk vardı ve tavanı falan çok yüksekti. Beni uku tutmadı, yabancı filim izledim, internette gezindim derken vakit geçti. 7-7.5 saatten sonra BANGKOK taydık. Uçaktayken gece yarısını geçmişti her taraf karanlıktı. QTR ile Bangkok arası 4 saat fark olduğu için indiğimizde sabahtı ve saat 07:30 du.

bangkok.jpg

05/12/2016 Pazartesi

IMG_20161226_184114_270.jpg

Havalimanında giriş işlemleri valiz falan derken işimiz bitti. Çıkışa geçtik ve Mika Turdan NOK taili rehberimiz gelmiş. Elinde liste vardı ve gelenleri tek tek işaretliyordu. Toplam 17 kişi gelmiş. Türkiye’den.

 Türk rehberimiz Ahmet TOPALOĞLU bizi tur otobüsün orada bekliyordu. Tanıştık ve aracımıza bindik. Karadenizli çıktı rehberimiz. Artvin Hopalı olduğunu söyledi. Mustafa TOPALOĞLU ile babası amca çocuklarıymış. İlk önce ALTIN BUDA Tapınağına gidecektik. Rehberimiz yolda bize

IMG_20161229_110832_640.jpg

bilgiler verdi. Bangkok 70 milyonluk nüfusa sahipmiş. % 60 kadınlar %40 nı erkekler oluşturuyormuş. O yüzden kadın çalışanı çokmuş. Taksiler şirketlerine göre pembe-yeşil-lila gibi renklerde oluyormuş. Taksilerin ücreti 200 bahtmış. Dut dutlarda ise kesinlikle pazarlık yapmamızı söyledi. Taksilerde unutulanlar asla geri gelmezmiş. Türkler burada BEKO fabrikasını kurmuş ve yüzlerce taili çalışıyormuş. Buraya en çok Japonlar, Ruslar, Çinler ve dördüncü sırayı da Türkler alıyormuş. 550 milletvekili ve 150 parlamenter varmış. En son kararı Kral verirmiş. 13 Ekim 2016 Kral RAMA ölmüş ve halk krallarını çok seviyormuş. Herkes yas tutmuş ve memurlar bir ay boyunca siyah giymişler. 3 gün işe gitmemişler. Kralın yerine oğlu geçmiş. Bangkok a Melekler Şehirde denirmiş. 44 harfleri varmış ve her harfin 4 işlevi varmış.  176 harfe tekabül ediyormuş. En fazla Çinin harfi varmış. 300 tane harfi varmış. Okula giden çocuklar ancak 4. Sınıfta okumayı yazmayı öğreniyorlarmış. Rehberimiz Taili ile evli ve MAVİ ADA isminde ilkokula giden oğlu varmış. İstanbul da babaannenin yanında okula gidiyormuş. Rehberimiz sadece  konuşabiliyor yazamıyor. Pratik konuşabiliyor. Sanayide birincilermiş. JASMİN pirinç yetiştirmede  Brezilya anavatanı olmasına rağmen onları geçmişler ve yarışıyorlarmış. Bol miktarda KAUÇUK üretimi yapıyorlarmış.1-Sanayi2-Tarım 3-Trizüm. Yılda 30 milyon insan geliyormuş.  Gelenler dışarıda yemek yediği için ülkeye bol miktarda döviz bırakırlarmış.

 %95 BUDİST %4 MÜSLÜMAN %1 DİĞER DİNLER den oluşuyormuş. Buraya SİYAM KRALLIĞI da denirmiş. Burası kahverengi derililerin ülkesiymiş. Uzakdoğu Asya’nın en gelişmiş ülkesiymiş.  Gelişmiş gökdelenler sırasında 9. Sırada yer alıyormuş. Özgür bir ülke her isteyen istediğini yapabilirmiş. Araçlar soldan kullanılıyor. Osmanlı zamanında da 17.yy soldan kullanılırmış. TAYLAND lılar Özgür ülke oldukları için bu kurallarını değiştirmemişler.  BUDİZM yoğun yaşanan bir inanış burada. Tanrı yok, puta tapmıyorlar. Sadece Budistliğe inanıyorlar. Budizim dünyevi şeylerden arınmakmış ve Nirvana’ya ulaşırlarmış. Bazı Budistler asla kadınla konuşmazlar ve ellerini dahi değmezlermiş. Budistler turuncu giyip tapınaklarda dua ederlermiş ve bazıları asla tapınaktan çıkmazlarmış.  Ömürleri genelde 90 yılmış. Dışa bağımlı bir ülke değil, ekonomi açısından güçlülermiş.

bangkok.jpg

BUDDHA lar sadelikten yanalarmış asla gösterişi sevmezlermiş. Kraliçe Buda Prense hamileyken rüyasında oğlu olacağını görmüş. Kral Hindistan Ninpuludan büyücüler getirttirmiş. Büyücüler oğlun asker olacak ve çok güçlü olacağını söylemiş. Kral oğlunu 21 yaşına kadar el bebek gül bebek büyütmüş. Prens de hiç kimse acı ne de çile çekmiyor diye biliyormuş. 21 yaşında bir gün acı çeken birini görmüş çok üzülmüş ve asla saraya dönmemiş. Halkın arasına karışmış aç kalmış susuz kalmış tapınaktan hiç çıkmamış ve NİRVANA ya ulaşmış.

IMG_20161226_183415_260.jpg

 Budistler asla puta tapmazlar. Tanrıları yok, sadece tapınaklarında heykelleri var. 2559 yıl önce buda doğmuş ve Nirvana’ya ulaşmış. İnanışlarına göre ikinci hayatta insanlar hayvan olarak dünyaya dönerlermiş. Nirvana’ya ulaşana kadar acı ve ıstırap çekerlermiş. Tapınaklarında LOTUS(Nilüfer) çiçekleri ve tütsü boldu. Tütsü insan ömrünü anlatıyormuş, İnsanoğlu tütsü gibi yanarak bu dünyadan göç ediyorlarmış. Buda doğduğunda 2 adım atmış ve kireçli kaplı buda heykelinin kenarına değmişler ve kireç dökülmüş. Altından som altından yapılmış muhteşem oturan budanın heykeli çıkmış. 5.5 ton ağırlığında ve som altındanmış. 18 yıl sonra çarptıklarında görmüşler. Maddi ve manevi değeri çok büyükmüş. Alev aydınlanmayı işaret ediyormuş. Budanın kulakları büyükmüş, iyi dinle en doğru kararı  ve cevabı ver demekmiş. İyilik yapan iyilik bulur kötülük yapan kötülük bulur misaliymiş. BUDDHA çok yakışıklıymış tüm bayanların ilgisi onun üzerindeymiş. Hem zayıf hem yakışıklı ve düşünmüş kilo almaya karar vermiş. Bu sefer kilo almış ve kadınların ilgisinden kurtulurum diye düşünmüş ama nafile kadınların ilgisinden hiçbir şey değişmemiş. Onun için zayıf ve şişko Buddha heykellerine rastlıyoruz. ..

bangkok.jpg

Buradaki evler 5 çeşitmiş.1-Apartmanlar, 4 bin baht ve klima olan evler ise 9 bin bahtmış.2- Konforlu donanımlı evler ise  29-35 m kare ve 15 bin ile 30 bin arasındaymış. 3- 2+1 ise 50 bin bahtmış. 4- Ev tipi ise villalar ve şehrin dışında bulunuyormuş. 30-35 bin baht karşılığı aylık kiraya veriliyormuş. Two houses evler ise 2-3 katlı evler imiş.

bangkok.jpg

Bangkok Dünyanın 9. Büyük şehri ilan edilmiş ve gökdelenlerde de 9. Sırayı almış. Rehberimiz otobüste gördüğümüz yerler hakkında bilgi vermeye devam etti.  Tren garı gösterdi ve buranın İstanbul Haydarpaşa Garı gibi olduğunu söyledi. Trenin altında ve üstünde şehirler varmış. Tren garından doğru Uyuyan budanın tapınağınaydı rotamız.  Oturan Buda’nın  mağ betiydi. Yabancı Turistlerin hepsi tapınaktaydı. Ve bizim gibi ayakkabıyla girilmiyor ve şortlu ve açık giysili olanlar giremiyordu tapınağa.  Bizlerde içeriye girdik ve dua edenler çoktu. 5.5 ton som altından olan Oturan buda olanca muhteşemliği ile gelenleri karşılıyordu. Turuncu giysiler içinde bir çok Budist’le karşılaştık. BUDDHA lar asla domuz eti ve dana eti yemezlermiş. Avusturya’dan gelen dana etlerinde % 60 gümrük uygulandığı için biraz pahalıymış. Tavuk konusunda dünyaya ve Türkiye ye tavuk eti ihraç ediyorlarmış. Tapınağın karşısında ki binanın önünde dua edenler çoktu. Hatta bazı memurları siyah giysiler içinde gelip dua ediyorlardı. Bizler gezdik gördük ve aracımıza geçtik. İstikamet TAY masajı salonuydu. Masaj yaptırmak isteyenler 800baht ı ödeyip 1.5 saatlik masajımız yaptırdık. Yorgunluğumuzu masaj aldı doğrusu. Relax olduk. Ve otelimize doğru yol aldık. Otelimizde dinlendik ve akşam için hazırlandık.

bangkok.jpg

SEASONS SİYAM HOTEL di ve şehrin merkezinde sayılırdı. Odalarımıza yerleştik ve yanımızdaki mamalardan yedik. Aç karnımızı tok eyledik. Dinlendik ve lobide buluşup, SEA FOOD RESTORANTA GİTTİK.

PATPONG GECE PAZARI  turuna katılacaktık.

IMG_20161229_105738_401.jpg

 

 Aracımızla otelimizden hareket ettik. Burası deprem bölgesi değilmiş. %70 sularla kaplıymış. Deprem bölgesi olmadığından binaların temeli fazla olmazmış. Temelleri bağlama usulü ile yapılırmış. Kralın doğum gününde Babalar Günü kutlanırmış. Anneler günü ise Kraliçenin doğum günüymüş. 13-15 Nisan arası YILBAŞI kutlanırmış. Yılbaşı kutlamalarında büyük-küçük herkes ellerinde su tabancalarıyla su savaşları yapılırmış. Grant tuvalet giyinsen bile ıslanmaman mümkün değilmiş. Bangkok ta gece 24:00 den sonra sabah 05:00 kadar içki satılmazmış. Pattaya ve Puket adasında her an içki satışı varmış. Skorbik bölgesi sosyete bölgesiymiş ve evler 8 bin bahtmış.  TAYLAND ucuz bir ülke değilmiş. Uzak Doğu Asya’nın en gelişmiş ülkesiymiş.  Burası için; SICAK, ÇOK SICAK, DAHA DA ÇOK SICAK Denirmiş. Kasım ve Şubat ayı arası en iyi ay ilan edilirmiş. İşsizlik oranı % 7 imiş.  Bu oran ise çok tembeller çalışmazmış. Turist başına 1250 dolar kalırmış. LAVOS bölgesinde bile 700-800 kişi yaşarmış. Onlar bile turistten çok iyi paralar kazanıyorlarmış. Dünya Sağlık örgütünde birincilermiş. Estetik ve diş konusunda birinci sırayı alıyorlarmış.

bangkok.jpg

Tayland ta 127 Uygur Türkü gelmiş. Çin’den zulümden kaçıp gelmişler. Kral Türkiye’de akrabaları olanları Türkiye ye göndermiş. Olmayanları ise Çin geri istemiş ve iadesini yapmış. Fakat Türkiye den gelen bir Uygur Türkü Uygurların bulunduğu bu merkezdeki caddede bomba patlatmış. Tayland ta bombayı olayı ilk defa Uygur Türkün patlamasıyla yaşanmış. Ve üstünden bir çok pasaport çıkmış, Türkiye menşeili. O yüzden Türklere karşı biraz önyargılı davranıyorlarmış. Bangkok havalimanında sık dokuyup, sık elediklerini gördük.

Sea Food için “Eğer yüzüyorsa bizde vardır” denirmiş. Sadece burada hamsi yokmuş.  Görkemli restoranda alışveriş sepetimizi alıp balıklarımızı, kalamar ve salata malzememizi aldık. Kasada ödemimizi yaptık ve masamıza geçtik. Garsonlar malzemeleri aldılar ve levrek balığımız ızgara yapıp getirdiler, kalamarlar kızardı ve sosları bize uygun değildi. Çoban salatamız ve salata sosları güzeldi. Yedik içtik ve karnımız doyurduk. 2 bin kişilik büyük restoranda fotoğraflar çektirdik. Karnımız doyduktan sonra MERİDYEN OTELİN yanındaki gece pazarına geçtik. 3 sıra otantik pazarı gezdik, birkaç bir şeyler aldık ve aradan da ponpon kızları gördük bardaki yada striptiz yapan kızlar manken gibiydi. Burada da fotoğraflar çektirdik ve Meridyen Otelin önünde buluşup aracımıza geçtik otelimize yol aldık. Odalarımıza geçtik ve ninnisiz uykuya daldık.

06/12/2016 Salı

 Sabah odamızı uyandırma servisi 06:00 telefonumuzu çaldırdı ve hazırlanıp kahvaltıya indik.  Rehberimizede getirdiğimiz zeytin ve peynirden ikram ettik. Birlikte kahvaltımızı yaptık. Yolcu yolunda gerek diyerek yola koyulduk. İlk önce COCONAT Çiftliğine gidecektik. Yolda rehberimiz bilgiler verdi. Otobüslerin kalktığı ana merkezden geçtik. Zafer meydanından geçtik.  ore savaşına katıldığı için onun anısına Zafer Meydanını inşa etmişler.

 

 SİYAbangkok.jpgM KRALLIĞI Büyük başkent olduğu için 9 adet RAMA köprüsü varmış. I. Ve 9. RAMA köprülerinden geçtik. Ve çeltik tarlaları gibi yerleri gördük ve tuz tarlalarıymış. Bangkok un eski başkentinden geçtik, buradan insanlar merkeze çalışmaya geliyorlarmış. Sınırlarında Doğu Kamboçya, Güney Meksika, ….varmış.

bangkok

 Kuzey Lost sabet şehrine gidiyoruz. Binlerce adaya sahipmiş. Ada da bulunan evler asla palmiye ağaçların boyunu geçemezlermiş. Ada ya dışardan bakıldığında hayat belirtisi yokmuş gibi görünürmüş ama içine girip gezdiğinizde canlılık varmış.

Hindistan Cevizi Çiftliğinde sütünü içtik, kaşıkla içini yedik. Sevimli ailenin köy evini gezdik. Ahşap yapılmış evlerinde yatak odası, dolaplarla dolu salon ve mutfak araç-gereçleri, balkonları ve duvarlarda panolar vardı. Teyzemizden coconat yağı aldık. Saçlara ve cilde iyi gelirmiş. Organik fabrikasyon değildi.

bangkok.jpg

 Oradan TEAK Ağacının işlendiği Atölye ye doğru yol aldık. Atölyenin içine girmeden rehberimiz dünyanın ilk defa dut ağacından yapılmış kağıdını ve işlemlerini gösterdi. TEAK ağacının kesilmesi yasakmış ve dışarıdan getiriliyormuş.

Oradaki insanlar elleriyle tek tek işleyerek şaheserler ortaya çıkartmışlar. Masa, sandalyeler, koltuklar, masklar, hayvan figürleri ve olağan üstü panolara bayıldık. 400 yıllık ömrü varmış, evliyadalık bir ağaç çeşidiymiş. (HANDCRAFT) bol bol fotoğraflar çektirdik elimizde hatıra kalsın diye…

bangkok.jpg

Tekrar aracımıza geçtik, Rehberimiz SİYAM İKİZLERİ hakkında bilgi vermeye başladı. TAYLAND da siyam ikizleri doğmuş kral bunları uğursuz olarak nitelemiş. Halk bu siyam ikizleri çok sevmiş ve kral bunlara dokunmamış. Siyam ikizleri birbirlerine yapışık ve organları ayrışmıyormuş. Çangay öne bakarmış, somut ta arka taraftan öne bakarmış.  Kişilerin suya ihtiyaçları olduğu için tekneleriyle su satarlarmış.bangkok.png

 

 Pirinç üretirlermiş. Amerikalı birisi ailesine 3 bin dolara vererek anlaşıyor ve İngiltere ve Amerika’ da sirklerde çalıştırıyor. 3 yıl sirkte çalışıyorlar ve balıkçılık yapan babası ölünce geri dönüyorlar. Çiftlik satın alıyorlar ve çalışıyorlar. Zengin oluyorlar. 2 kız kardeşle evlenmeye karar veriyorlar. İlk önce evlilikleri mutlu giderken kız kardeşler anlaşamıyor ve Siyam İkizleri bir karara varıyorlar. 3 gün bir kız kardeşle 3 gün diğer kız kardeşle birlikte oluyorlar ve 1 günü ise tatil ilan ediyorlar. Mutlu mesut yaşıyorlar. Birinden 12 diğerinden 13 tane çocukları oluyor. 50-60 tanede toruna sahip oluyorlar. Çok zengin oluyorlar ve torunlarında ve çocuklarında siyam ikizi doğmuyor fakat normal ikiz çocukları oluyor. Baskın karakter olan Songut rivayete göre diğerini öldürdüğü söyleniyor. Ben hatırlıyorum Türkiye’de benim çocukluğumda gazetede çıkmışlardı birbirlerine yapışık ve koyu renkteydiler…

IMG_20161229_110459_765.jpg

Sırada YÜZEN ÇARŞI vardı, orada rehberimiz gösterdi, ilk önce dar kanallarda gondon turu yaptık. Nehir üzerinde binlerce satış yapan tekneler vardı. Dar kanalların içinde yerel ürünlerin satıldığı Taililerden alış veriş imkanı bulduk. Girişte Hindistan cevizli pan kek aldık ve yedik. Bayan teknesinin içince yukarıya pan kekleri uzatıyor bizde içine paramızı koyduk. Değişik ve güzeldi pan kekler.

bangkok.jpg

 Muz kızartması yedik. Dar kanal turu yaptığımızdaki evlerin bazıları modern bazıları kazıklar üstündeydi. Evlerinin altında su olanlar. Özellikle evlerinin altını kazıp suyun çıkmasını sağlarlarmış. Sıcaklıkta serinlik versin birde pirinç üretmek içinmiş. Bangkok un altı bataklıkmış. Her yıl azar azar batarlarmış. Bu dönemin en güzel mevsimiymiş o da bize denk geldi. Değişik atmosfer mistik bir hava ve değişik kokular…J dar kanallar turu bittikten sonra yerel köylülerin sattığı eşyalardan aldık. Giysi aldık, süs eşyaları ve prenseslerime süslü kalemler aldım. Zaman su gibi akıp gidiyor. Aracımıza geçtiğimizde rehberlerimiz bizlere, KUAVO(Armut tadında) Yıldız meyvesi, muz ve LAMPAENGO (küçük patates görünümünde)

bangkok.jpg

Sırada BÜYÜK KANALLAR TURU vardı. Büyük bir alış veriş merkezinde aracımız bizi bıraktı ve oradan teknelerin olduğu alana geçtik. Tüm turdakiler aynı tekneye bindik. Rehberimiz şehrin %75 kanallarla çevrili ve kanalların sağında ve solunda evler, iş yerleri, oteller ve tapınaklar vardı. Kanallar hep birbiriyle bağlantılıymış. Nehirde büyük kertenkeleler var demişti ve çocuklar nehir de yüzüyorlardı. Büyük kertenkeleler evlerin balkonuna ve duvarında gördük. Onlara göre kertenkele bana göre küçük timsah görüntüsündeydi. Sağlı sollu Tapınaklar vardı hatta geçerken Ahmet rehberimiz yarın gideceğimiz YATAN BUDDHA nın Tapınağını gösterdi. Rehberimiz ekmek dağıttı ve nehirde balıklara ekmek attık. Akvaryumda bulunan küçük köpek balıkların devasa olanı bu nehirdeydiler. Alışmışlar ekmekleri kocaman ağızlarını açarak kapıyorlardı. Ben o kertenkeleleri gördükten sonra asla orada ne yüzerim ne de o nehirde  girerim. Çocuklar büyük kertenkeleye, kertenkelelerde çocuklara alışmış mutlu mesut yaşıyorlardı. ..

bangkok.jpg

Nehrin üstünde kazıklar üstünde bir sürü evler gördük. Bu evlere tadilat için asla izin verilmiyormuş, yıkıldığı zaman nehrin  üzerine asla bu evden yapmalarına müsaade etmeyeceklermiş.

 Büyük Kanallar Turunda şehrin sağında ve solundaki görsel şehir turunu izledik. Her tür bina görmek mümkün.  Büyük kanallar turu bittiğinde AVM girişinde kahvemizi içtik.

bangkok.jpg

 18:30 da SİYAM Show a yetişmemiz lazım. SİAM NİRAMİT SHOW için rehberimiz bilet alıyor ve hepimizin yakasına yapıştırıyor. 17 kişinin yakasında mesela 49 no var. Yemek yedik.  Kapıda güzel giyinmiş kızlar karşılıyor.  Ve bahçede görsel Show izliyoruz. Kızlı erkekli Showları

bangkok.jpg

süper esas Showları tiyatro yada görsel salonlarında. Fotoğraf çekmek yasakmış. Rehberimiz uyarıları yapıyor. Koltuklarımıza oturuyoruz. Ve Görsel Show için bekliyoruz.  Sahneye ilk çıkışta 63 kişi saydım ve harikalardı, görsel Showlarına kıyafetlerine sahnenin anında değişimine hayran kaldım.  Büyük Siyam Krallığı döneminden ve olağanüstü sahne Per formasyonlarına ve cennet anahtarına ulaşmak için yaptıkları gösteriyle büyülendik.

bangkok.jpg

 Festival görüntüleri içinde muhteşemdiler. 1,5 saatlik Show harikaydı. Bittikten sonra Show’da görev alanlarla fotoğraflar çektirdik, anı ölümsüzleştirdik ve rehberimiz hadi gidiyoruz dedi ve aracımıza binerek otelimize doğru yol aldık. Odamıza geçtiğimizde benim işim bitmiyordu, karaladığım yazıları temize çekiyordum. Acele yazdığım için harfleri atlayabiliyordum. Tazesiyle temize çektiğimde unutmadan yazabiliyordum.  Ben 2-3 saat uyusam bana yetiyor. Genelde 2 ve 3 ü buluyordu benim yatma saatim. Yarın BANGKOK tan ayrılacaktık. Yarında bizi dolu dolu aktiviteli  gün bekliyordu, bakalım hayırlısı…

07/12/2016 Çarşamba

IMG_20161216_214017.jpg

Erkenden kahvaltımız yaptık ve valizlerimiz hazırladık. Kahvaltıdan sonra ilk önce YATAN BUDDHA TAPINAK a gidecektik. Aracımızla direkt Yatan Buddha Tapınağına gittik. Girişte ayakkabımız çıkartıp giriyoruz. Altından Yatan Buddha heykeli 46 metre uzunluğunda ve 12 metre yüksekliğindeydi. 1781 yılında yatan buddha heykeli yapılmış. Bir uçtan bir uca çekmek istediğinde asla kadraja sığmıyor. Çok güzel fotoğraf makinesi olması gerekir.  İçinde 108 tane çanak vardı. Tapınağın giderleri için içine gelenler para atıyorlardı. Her çanağın bir uğuru varmış. Tapınağın mimarisi olağanüstüydü, süslemeleri boyamaları ve çatıları görülmeye değerdi doğrusu. Gerçekten gez gez bitmiyor. Her tapınağın içinde bir okul vardı.

bangkok.jpg

 Hatta ilk kurulan masaj okulu buradaydı.  Çalışanları, öğrenciler, öğretmenler ziyarete gelenler çok renkliydi bahçesi. Diğer bir tarafta ise Kralları için taziye masaları kurulmuş ve taziyeleri kabul edip, gelen insanlara bir şeyler dağıtıyorlardı. Ben kendi adıma hayran kaldım doğrusu. Bol bol fotoğraflar çektirdik. Bir daha belki yolumuz düşmez diye. Black Twors Uzak Doğunun en büyük oteliymiş. Gezmeye doyamadık ama gitme vakti gelmişti ve aracımıza geçtik. Yol açık olursa 1.5 ve 2 saatlik yolumuz vardı Pattaya ya gitmek için. Rehberimiz aracımızda tekrar bilgiler vermeye başladı. Krallıkla yönetildiği için en son kararı burada kral verirmiş. Burada yönetim halkın seçtiği valilerce yönetilirmiş.  Tabi en son söz sahibi kralmış. Kırmızı ve sarı olmak üzere 2 tane siyaset parti varmış. Kırmızı halk partisiymiş fakat parti başkanı yolsuzluğa karıştığı için ülke dışına kaçmış. 3 bin dolar cezaya çarptırılmış. Ülke dışına kaçsa bile tüm mal varlığına el konulmuş. Ülkeye girse hemen yakalanıp hapise atacaklarmış.

bangkok.jpg

PATTAYA II. Dünya savaşından sonra  büyümüş. Küçük bir balıkçı köyüymüş. Vietnam Savaşında Amerikalı askerlere küçük balıkçı köyü liman görevini görmüş. Yerli halk askerlere çok bakmış, yaralı olanların yaralarını sarmış. O yüzden buraya turistlik yatırım yapmışlar.  Pattaya da enine ve boyuna üçer yol varmış.

IMG_20161229_110648_922.jpg

 Eğlence mekanları, barları, masaj salonları ve alış veriş yerleri gözdeymiş. 1- Birbirine paralel ve sahil yolu Bach Road 2- WOLKİNG Street. 3- Üçüncü yol bizi ilgilendirmiyormuş.:)  Otelimiz 2. Ve 3. Yolun arkasındaymış. Otelimizin adı GARDEN SEA HOTEL. 3 otel binası birbiriyle geçmeli en çok turist bu otele gelirmiş. Sahile yakın, çarşıya yakın, Central Festival alış merkezine yakın olduğu için genelde bu oteli tercih ederlermiş.  Pattaya giderken yolumuz üzerinde ilk önce DERİ FABRİKASI nı ziyaret ettik.  İlk girişte görevli deriler hakkında bilgiler verdi. Yanmayan ve yırtılmayan derileri gösterdi. Deriler harikaydı ve incecik oldukça da yumuşaktı. Nursel kendine deri çanta aldı ben takı çanta ve bileklik aldım. Takı gördüğümde dayanamıyorum.  Geçen yıl Derimod dan deri ceket almasaydım oradan deri ceket alırdım doğrusu. Kaliteli deriler vardı doğrusu. Deri kemerler süs eşyaları takılar insanın ayrılası gelmiyor doğrusu.  Yakut-safir-İncisiyle ünlü. Burada çıkıyor ve fabrikasında nasıl işliyorlar gördük. Gümüş çok fazlaymış. Türkiye’den gelip %70 gümüş alıp gidiyorlarmış. Bavul ticareti yapıyorlarmış. Deri Fabrikasından  Kraliyet Ailesine ait olan dünyaca ünlü mücevher fabrikası… Mücevher fabrikası ve atölyesini gezdik İlk önce salona alıp bize mücevher taşlarıyla ilgili bilgi sine vizyon gösterisi sundular.  Atölyede tek tek taşları işlerken gördük. Safir, yakut, inci çeşitleri neler yoktu ki. İnsanın yani biz bayanların içinden hiç çıkasımız gelmedi doğrusu. Gelmişken bende siyah inci takımı aldım kart bedava zannettim ve cırt cırt sesiyle viza dan geçirdim. Ne yapayım ki battı balık yan gider misali bir daha ne zaman gelebilirim ki belki hiç gidemem, fırsatları değerlendirmek lazım. Türk olan görevli bana abla alacaksan siyah inci takımı al dedi ve dediğini yaptım.

bangkok.png

 Otelimiz GOLD SEA HOTEL miydi yoksa GARDEN SEA HOTEL miydi?…:) Otelimize yerleştik. Bu sefer ki odamız daha büyük mutfak tezgahı fırın her şey vardı. Zaten günlük odalarımıza suyumuz, çayımız, kahvemiz konuluyordu. Isıtıcımızda vardı. Balkonumuz vardı arka tarafta bar vardı galiba gece müzik sesleri geliyordu. Otelimize yerleştik ve rehberimizle çarşıya ve CENTRAL Festivalin 4. Katındaki İstanbul Restorandı gösterdi. Bizde orada tür küsülü ezo gelin, lahmacun ve sütlaç yedik. Karnımızı doyurduk kendimize geldik. Dönüşte Ahmet TOPALOĞLU meyveciyi gösterdi. Alırsanız buradan alın dedi. Rehberimizi MET olarak biliyorlarmış. Meyve işini son güne bıraktık. Karanlıktı otelimize geldik ve odamıza çekildik Esra ile ikimiz. Abim ile Nursel sahile inmişler. Sıraya dizilmiş manken kızlara onlar bile imrenmişler. Mango meyvesi magusa benziyormuş ve kaşıkla yeniyormuş. ROYAL GARDEN PLAZA adında alış veriş merkezi varmış. STARBUCK , MCDONALDS var.  Sıcak olduğu için gündüz sakin fakat gece iğne atsan yere düşmezmiş. Stipriz barlar, Rock müzik yapan barlar Orhan GENCEBAY çalan  yerler var. THE SKY GALERi gidersek diye rehberimiz isimleri verdi bakalım gidebilecek miyiz.

bangkok

 ALCAZAR Show daki görevlilerin hepsi layd boy. Dünyaca ünlü Show’u VIP koltuklarından birbirinden ilginç  sahne ve kostümlerin değiştiği görselliği izledik. Özgür bir ülke olduğu için herkes istediği kimliği ve cinsiyeti seçebiliyormuş. En çok dönmeler arap ülkelerinden çıkarmış. Arap Ülkelerinde ve Tayland’a soya yağı ve soya ürünleri kullanıldığı için erkeklerin duygularını öldürülmüş. Bu da soya bitkisinin yan etkileriymiş.

bangkok.jpg

  O yüzden TAYLAND ta dönmeler çokmuş. BUDİSTler insanları olduğu gibi kabul ederlermiş. İster Transseksüel ol ister eşcinsel ol, ne olursan ol Budistler olduğun gibi kabul ederlermiş. Herkesin tercihlerine karşı saygıları varmış. Çoğu işyeri sahipleri, doktorlar eşcinselmiş. Seçimlerinden dolayı hiç kimse yadırgamazalarmış. …. işçisi diye bir şey yokmuş.  O kişiler kendi işlerini yaparlarmış. Bu tür işçiler farklıymış.

bangkok.jpg

 Taylandlı kızlarla evlendiğiniz zaman eşlerine çok hizmet ederlermiş. Asla eşlerini aldatmazlarmış.  Yeri gelir ayaklarınızı bile yıkarlarmış. Ailelerine çok düşkün olurlarmış. Bizim rehberimiz bile Taili kızla evliydi. Eşi çok güzel Türkçe biliyormuş ve mutlu mesut yaşıyorlarmış. Mavi Ada ile birlikte…

bangkok.jpg

 

08/12/2016 Perşembe

Sabah kahvaltımız yaptık saat 09:00 da MERCAN ADASI’ na doğru yol alacağız.  Rehberimiz uyardı denize gider gibi giyinin ve ayaklarınız ıslanacak ona göre yazlık giy in demişti. Sürat teknesinde yerimizi aldık ve ver elini Mercan adası.

bangkok.jpg

Adı üzerinde  Sürat teknesi olduğu için hoplaya zıplaya gittik. Şansımıza güneş bulutların arkasındaydı, o güneş bi çıksa 10-15 dk içinde yanmamak elde değildi. Hemen şezlonglara yerleştik ve kendimizi uçsuz bucaksız tertemiz çin denizin sularına bıraktık. Suyun sıcaklığı 29-30 dereceydi. Deniz tek kelimeyle harikaydı. Etrafı gezdik. Alan araştırması yaptık ve bizim buralarda evlerde yetiştirdiğimiz kaktüs türü çiçekler orada devasa ağaçlardan oluşmuştu.  

bangkok.jpg

Bugün öğlen yemeğinde uskumru balık çoban salata karides yumurtalı pilav ve tropikal meyveler vardı. Denizden yemek için çıktım ve tekrar denizin sımsıcak sularına kendimizi bıraktık. Güneş az da olsa çıkıyor ve hemen yakıyordu bizleri. Benim kollarım yanmış. Nursel’in yüzü yanmıştı. Güneş tepemizde olsaydı ne yapardık bilemiyorum…?

bangkok.jpg

 Suyun içinde parmaklarıma baktım buruş buruş olmuştu.  Vakit gelmişti, geri dönüş çanı çaldı ve üstümüzü başımızı değiştirdik ve tekrar sürat teknesiyle PATTAYA ya döndük.

bangkok.jpg

 Bu sefer daha fazla hoplayarak, zıplayarak döndük. Esra uçta olduğu için en çokta o hopladı. Otele geldik abimler dinlenecekti bizde çarşıya çıkalım dedik. Ben tutturdum manikür pedikür diye ve 1000 bahta yaptırdım. Yani işin açıkçası iyi kazıklandım. İstanbul restorandın olduğu kattaydı manikürcü ve pedikürcü. Alış veriş merkezin arka kapısından çıktığımızda direk BEACH ROAD a çıkıyordu, ön kapısından çıktığımızda II. Caddeye çıkıyordu. Dışarıya çıktık karanlık olmuş fakat bir sürü tezgah kurulmuş. Alış-Veriş yerleri oluşturulmuş. Fazla oyalanmadan otelimize geldik. Duşumuzu aldık saçlarımız kuruttuk ve kahve ve çay içmeye Nursel geldi.

 

Abim masaja gitmiş. Birlikte çayımız içtik sohbetimizi yaptık derken yarın güz uzun diyerek yatmaya karar verdik. İyi geceler diyerek uyumak için transa geçtik. Ben Esra ya önceden demiştim pamuk al, ben horlarsam kulaklarını tıkarsın diye. Genelde ben geç uyuduğum için problem olmadı…J

09/12/2016 Cuma

IMG_20161229_111035_123

Sabah kahvaltımızdan sonra saat:09:00 da hareket başladı. MİLLON YEARS STONE PARK-TİMSAH ÇİFTLİĞİ-FİL SAFARİ- BOTANİK BAHÇE ve akşam ALCAZAR SHOW vardı. Program çok dolu inşallah hayırlısıyla çok güzel geçer. Milyon yıllık taş parkta taşlaşmış ağaçları gördük. Baktığımızda ahşap görünümlü fakat taşlaşmışlar. Kaplanlar-Filler-Amazon kuşu- Ve midesi dışarıda olan bir kuş. Amozon kuş insanı didiklermiş yada parçalarmış. Çok vahşi bir kuşmuş. Zürafa ile fotoğraf çektirdik. Timsahları çektik.

bangkok.jpg

 

Bahçedeki çiçekler ve orkideler çok güzeldi.

 Çok güzel dizayn edilmişti. Tavus kuşunu gördük. Para verenler kaplanla ve fillerle fotoğraf çektirebiliyorlar. Esra’ mız iki filin arasında fotoğraf çektirdi. Hizmeti seçilmiş valiler halka hizmet olarak sunarlarmış. Birde burada yapılan bir dövüş sporu ölümcülmüş. BUHAİ TAHİ DÖVÜŞ Sporunu önceden savaşlarda uygulamışlar. Rakibinin bacağına atlayıp rakibin başına ve ensesine ölümcül darbe vurup öldürebiliyorlarmış. Rehberimizin oğluna Beden eğitimi dersinde bu kurs verilmiş ve babasında denemiş.

 

bangkok.jpg

 Beni serseme çevirdi demişti. Pattaya’ nın villaları şehrin dışındaymış. Lüx villalar 30 -60 milyon bahtmış. Asya filleri ehliymiş fakat Afrika filleri çok yabani ve vahşiymiş. Fillerin hamilelikleri 2 yıl sürermiş. Asla anne fil yavrusunu yanından ayırmazmış. Hafızası en güçlü hayvan filmiş. Fillere PICTUREMEMORY denirmiş. Her gördüklerini beyinlerine kayıt ederlermiş. Timsahlar ise avını yerken gözyaşı dökermiş.  Bilimsel açıklamasında o gözyaşının içinde sindirim için bir salgı varmış.   II. Şıkkı unuttum…

bangkok.jpg

Taş parktaki gezi maceramız bittikten sonra aracımızla FİL SAFARİ Bölgesine yol aldık. İkişerli ve tekli olarak fillere bindik. Filin kullanıcısı önde biz oturakta fil safariye devam ettik. Filin sahibi uyanık ve çapkındı.

bangkok.jpg

 Kaş ile göz arasında filin yüzüğü diye bize yüzük satmaya kalktı tabii biz almadık. File bindiğimizde 100 Baht verdik ve fotoğraf çekmesini istedik. Para vermesek filden inip asla fotoğrafımız çekmiyorlar. Bize bir ara öne file siz binin yani oturaktan inin fili siz idare edin dedi. Biz kabul etmedik. Siz devam edin dedik. Tarzan’ca İngilizcemizle işi götürdük. Yarım saatlik safarimiz sona erdi ve içeriye geldiğimizde bizlere rehberlerimizin meyve ikramları oldu. Her masanın üstünde şeffaf torbanın içinde su vardı ve tavandan asılmıştı.

bangkok.jpg

Masanın üstündeydi. Sinekler bu olunca masaya konmazlarmış. Meyvelerimizi yedik ve BOTANİK BAHÇEYE yol almak için tur otobüsümüze bindik.

bangkok.jpg

NONG NOOCH TROPİCAL GARDEN yani Madam Gogo’ nun botanik bahçesiydi rotamız. Seneler önce Madam gogo burayı almış. Dünyanın en zenginlerindenmiş. 88 yaşında vefat etmiş ve oğlanları çalıştırmaya başlamış ve 1500 çalışanlarıyla devam ediyorlarmış.

bangkok.jpg

  1. Dünya savaşından sonra balıkçı köyünden turizm şehrine dönüşmüş. Dünyanın en zenginleri arasına girmiş. Burayı ilk aldığında verimsizmiş. Zamanla çalışmış-didinmiş bu günkü haline getirmiş. Buradaki Fransız bahçesi İngiltere Kraliçesi tarafından ödül almış. Madam GOGO Çin asıllıymış. Pattaya ‘ nın balıkçı köyünden yer alıyor meyve yetiştirmek için. Daha sonra burayı geliştirmişler. Bu parkın içinde ZEYTİNBURNU BELEDİYE sinin bahçesi var. Burayı araştırıp inceliyorlar ve inşatlar yaptırıyorlar. Tropikal meyve ve farklı ağaçlar yetiştiriyorlar. Pattaya Turizm açısından atağa geçince burayı Botanik Bahçesine çeviriyorlar.
  2. bangkok

 İçindeki orkideler, hayvan heykelleri ve minik küplerden şaheserler yapmışlar. Evler, arabalar, insan yüzleri büyük küpler ne arasan ilginç tüm şeyler vardı burada. Görsellik tek kelimeyle muhteşemdi. Alan o kadar çok büyük ki.

bangkok.jpg

Gezmeye kalksak bir gün yeter mi acaba? Bahçeleri, dünyada var olan tüm hayvan heykelleri aklınıza ne gelirse vardı burada. Araba galerisini görmek lazımdı doğrusu. Süper arabalar vardı.  Canlı kediler vardı.

Tarzan’ın kullandığı Amazon ormanları ve ormandan sarkan ağaç ipler vardı.. Suyun içinde balıklar vardı. Balıklara yem atıyorlar iple suya salındırıyorlar anında balıklar avlarına ulaşıyorlar.  Gezdik fotoğraflar çektik ve sırada DANS SHOW var şimdi. Tekrar salona geçip yerimizi alıyoruz. Bu tür yerlere girmek biletli ve Nok biletlerimiz alıp yakamıza yapıştırıyor.  TAİTİLi görsel Show’u izledik. Yine kostümler harikaydı, danslar birbirinden güzeldi. Hint Gösterisi-Savaş Gösterisi ve Evlilik seremonisini izledik. Bu konuda Taylandlılar görevlerin hakkını veriyorlar. Hareketleri zarif ve kibardı. Görsel Show dan sonra  Fil Show’u izleyeceğiz.

bangkok.jpg

Tekrar fil gösterisinin olduğu alana gittik. Bayıldık doğrusu. İlk önce tüm filler geçtiler ve dans ettiler. Futbol oynadılar. Araç kullandılar. Masaj yaptılar. Müzik eşliğinde oyunlar oynadılar.

En akıllı hayvan filler diye boşuna dememişler. Beyaz filler çok değerliymiş. Beyaz file sahip olan krala hediye etmek zorundaymış. Vermeyenler hakkında çok büyük ceza kesiliyormuş. Beyaz fil hediye edene kral bir çok hediye ile ödüllendirirmiş. Tayland da binlerce adalar varmış. Kimisi bakir kimisi yerleşim alanları varmış. Dışardan bakıldığında hiçbir hayat belirtisi yokmuş ve adaya girdiğimizde yaşam belirtisi görülürmüş.

bangkok.jpg

 Meyveciye gidip meyvelerimizi aldık. Gelene kadar dayanır mı bilmiyorum. Şansımıza artık.

bangkok.jpg

Dolu dolu gezdik. Rehberlerimiz biri Türk diğeri Taili sürekli güler yüzlülerdi. Sempatik ve doğal hallerini kutladık. Sakin ve hoşgörüyle insanların sorularına her zaman cevap verdiler. Kendi adıma Ahmet kardeşimi tanıdığım için mutlu oldum.  En çok kitap ve hamsi özlemi varmış. Türk romanları okuyarak Türkçe yi unutmamaya çalışıyorum demişti. Hatta bazen ne söyleyecektim diye düşünüyorum dedi. Bir daha yolum düşerse zeytin-peynir-hamsi ve roman getireceğim. Tabi yolum düşer mi bilinmez?  Otelimizde güzeldi. Akşam tekrar masaja gittik. Masaj salonu otelin hemen arkasındaydı. Masajımız bitince otelimize döndük ve relax şekilde uyumaya geçtik. Yarın son günümüz.  İnşallah dolu dolu geçer… Otelin havuzuna girmedik yarında havuza gidelim diye planlar yaptık. İnşallah yapılan planlar tutar.

 

 

 

10/12/2016 Cumartesi

Sabah erken kalkıp, Kahvaltımızı yaptıktan sonra istikamet havuz oldu. Turdaki arkadaşların çoğu gece Bangkok havalimanına döndüler. 2 kişi Puket adasına gidecekti, diğerleri Türkiye Ye döneceklerdi. En geç gidecek olan biz 4 kişiydik. Herkesin uçak biletleri farklı farklıydı… Bugün zamanla yarışacağız. Havuzda 2 saat kaldık. Hem yüzdük hem güneşlendik.  Esramız havuza gelmedi o dinlenmeyi tercih etti.

 Abim, Nursel ve Bendeniz havuzunda keyfini çıkarttık. Çıkartmasak havuz bize küserdi…J Saat 12:00 de otelden çıkış işlemleri yapılacaktı ve saat14:00 de araç bizi almaya gelecekti. Biz son 4 kişiyi Bangkok havalimanına bırakacaktı.  O yüzden saat 14:00 de kadar vaktimiz vardı. Havuzdan gelip valizleri lobiye bıraktık.  Abim masaja gitmiş. Bende hemen vınnn ayak masajına koşturdum. Alış-veriş yerine gidecektim yanıma fazla para ve viza kartını almamışım. O yüzden otele geri döndüm.

Lobide konuştuk, Nursel de bende bir şeyler alacaktım dedi ve biz olanca hızımızla alış-veriş mekanına gittik. Bize kalan 1 saat vardı. Son bir saatte ne yaparsak kardı. Dün alış veriş yaptığım vatandaşı araya araya buldum. Nursel le birlikte takılar aldık. Almasaydım aklımda kalacaktı. Tekrar coconat şekeri aldım. Çikolatayı herkes getiriyor dedim. Değişiklik olsun oraya has Hindistan cevizi şekeri aldım. Türk Sanat Müziği kursuna, daireye, çocuklarıma, Erfelek tekilere derken 4 paket aldım. Keşke daha fazla alabilseydim. Valizde yer yoktu nereye ne koyacağım diye düşünüyor insan. Nursel le bir saat içinde jet hızıyla alış-verişimizi yaptık. İyi ki de gittik yoksa sonradan üzülürdük. Saat tam 14:00 de oteldeydik. Rehberimiz bizi bekliyordu. Lüx jeep gelmiş bizi almaya. Rehberimiz bile şaşırmış. Minibüs gelecekti abi siz çok şanslısınız demiş. Hatta bana dediler ki öne sen bineceksin, yakışıklı bir sürücümüz var ve seni feda ettik diye takıldılar. Bende olmaz dedim. Jeep’İn kapısını açtım birde baktım sürücü bayan değil mi. Hep birlikte güldük.

bangkok.jpg

 Çok ciddiydi sürücümüz. İnterneti açık hem jeep i kullanıyor hem internette konuşuyor. Bizi 1,5 iki saate süren bir zamanda havalimanına bıraktı. Bizler girişimizi yaptık. QTR havalimanıyla ilgili bankoyu bulduk. İşlemlerimizi yaptırdık ve valizlerden kurtulduk. Ankara’ya kadar valizlerle işimiz olmayacaktı. Önceden bilet numaralarımızla ilgili çek işlemlerini yaptırdığımız için işimiz çabuk bitti. Uçak saatimiz yanılmıyorsam 19:30 idi.  Biraz gezdik free shooplarda, yok yoktu buralar dada, sadece paradan haber ver misaliydi… Uçağımızda yerimizi aldık. Hostesler ve hostlar güler yüzlü ve uzun bir uçak yolculuğu bizi bekliyordu. Gece yarısını geçtikten sonra saat 03:00 civarı QTR DOHA havalimanındaydık. Uçakta Katara geçerken 3 filim izledim. Biraz internette dolaştım.  Ye-iç derken 7 saati geçen zamanı geçirdik. Bu sefer abim-ben-Nursel aynı yerdeydik. Esra cam kenarı istediği için o farklı yerdeydi. QTR a indiğimizde saatler otomatikman 4 saat geri oldu. Bangkok ile QTR arasında 4 saatlik biz zaman dilimi vardı.  Doha havalimanında şöyle bir gezindik. Havalimanı uçsuz bucaksızdı. İçinden metro geçiyordu. Gez gez bitmiyordu. Burada bekleme çok yapıldığı için uyku odaları vardı.

bangkok.jpg

 Bayanlar ve baylar için. Bizler bayanlar bölümüne geçtik uyuyalım biraz dedik. Biraz uyumuşum bir baktım karı-kocalarda burada koltuklarda uyuyabiliyormuş. Aslan kükremesi ile uyandım. İri yapılı dev kıyımı bir beyden horlama sesleri geliyor. Biraz kitap okuyayım dedim. Gene de 3-4 saat geçirmişiz uyku odasında. Her ulustan insan vardı burada. Geçişlerde dinlenme yerleri iyi düşünmüşler. Hatta giderken keşfetmiştik oraları, abim demişti dönüşte uyuruz burada diye. Dönüşte hayata geçirdik. Uyu uyu nereye kadar biraz gezelim dedik. Abimde bayların uyku odasından çağırdık ve gezmeye başladık. Bangkok tan içkiye baktık fakat alamamıştık. QTR Doha’da gezdik ve hediye viskilerimizi aldık. Abim çeşitli votkalar aldı. Ben parfüm aldım yine dayanamadım. Bu gezide battı balık yan gider diyenlerdenim ve borç yiyen kesesinden yermiş benim gibi…J Yamalı bohça misali oldum… derken uçak vakti geldi çattı. Sabah Doha Havalimanında Gün doğumuna tanıklık ettik. Harikaydı doğrusu. Tekrar uçağımızda yerlerimizi aldık.  Bu sefer rotamız ANKARA idi.  Katar da İstanbul’daki patlamayı öğrendik. Çok üzüldük gerçekten. Güzel ülkem, cenneti cehenneme çevirenlerin ALLAH belasını versin. Gencecik fidanlar hiç uğruna gidiyor. Vatanımda savaş yok, sanki savaş var gibi terör hiç durmuyor…

bangkok.jpg

Sabah 07:30 da uçağa bindik.  3-3.5 saatlik yolumuz var bu sefer. Göz açıp kapayıncaya kadar zaman geçti. Uçakta sabah kahvaltısı, çay – kahve derken birde baktık ki Ankara Esenboğa havalimanındayız.

bangkok.jpg

11/12/2016 Pazar

 Gülseller geldi bizi almaya. Bizi almaya geldiler. Evde saat yarımdaydık. Çay-çorba ve üzerimizdeki o abes kokudan kurtulmak için duşumuz aldık. Daha sonra Batıkent’e Rüya prensesi görmeye gittik. Hakan & Burça’ ların evine. Emrah ile Gülsel Kazan ilçesine döndüler.

Bizi Hakan geri Keçiören e bıraktı. Esra akrabalarına gitti, gidişini 1 gece daha uzattı. Akşam abim beni Pursaklar’ dan KOÇ otobüs süne bindirdi. Nursel’le vedalaştık. Abimle vedalaştık ve ver elini Sinop…

bangkok.jpg

12/12/2016 Pazartesi

 Evde hemen çamaşırlar makineye ve sabah işe geldim, Hoppp mekanım değişmiş. Md yardımcısı konuştu. Tebdili mekanda ferahlık vardır dedim fakat usul çok yanlıştı.  Bende ilahi adalet diyerek noktayı koydum. Yeni yerimde yeni oda arkadaşlarımla devam diyorum… Sağlık olsun sağlıktan ötesi yokmuş… Devlette ha A odası  ha Z odası olmuş, hiç fark etmez. ..Yeni yerim yeni tatil dönüşümle birlikte hayırlı olsun diyorum…J Sürçü lisan ettiysem af fola

Dilim döndüğünce gezi anılarımı yazmaya çalıştım. Yazmayınca unutup gidiyor, yazınca geriye dönüp baktığımda okuma şansını yakalıyorum. Başka  gezilerde olmak ümidiyle Şen kalın, hoşça kalın…    

DİPNOT:1- Kokular felaketti. Hatta bir meyvenin kokusu ve ondan elde edilen şeker kokmuş çorap kokusunu andırıyordu.      2- Trafik bize göre tersti, şoförde ters yerde sürücülük yapıyordu…

3-İnsanların deri rengi kahverengine yakındı. O yüzden SİYAM KRALLIĞI denmiş

4-En son kararı kral veriyormuş.

5-Mistik ve değişik bir ülke, gidilip-görülmesi gereken bir Uzakdoğu ülkesi

6-Zeytin-peynir yok.  Balık-tavuk bol aç kalınmıyor. Deniz ürünleri ne ararsan var.

7-Kraliyet Ailesine ait mücevher fabrikası görülmeye değerdi. Deriler harika

8-Özellikle Gelen tüm Türkleri Mercan adasına götürüyorlar. Sağımız-solumuz her tarafta Türkler vardı. Binlerce adası varmış niçin mercan adası bilemedim. Kum beyaz ve denip pırıl pırıldı.

9-QTR dan Bangkok a giderken Dünyanın en büyük iki katlı uçağı ile Bangkok a uçtuk.

10-12 ay yaz, her zaman sıcak, çok sıcak ve daha da sıcak ülke. Muson yağmurları yağdığında bile sıcakmış.   

11-Tanrıları yok, Puta tapmıyorlar. Sadece Budizm’e inanıyorlar. Budistlikte dünyevi şeylerden yoksun ve çok çalışıyorlar. Sade yaşıyorlar, Acı ve ıstırap çekiyorlar.  Bazıları bayanlarla dahi konuşmuyor.

12-Tropikal meyveler çok bol. Türkiye görmediğimiz bir sürü meyve çeşitleri var. Ucuz bir ülke değil. Ekonomik yönden güçlüler. Dışa bağımlı değiller.

13-Herkes istediği cinsel kimlikleri seçebiliyorlar. O yüzden layd boy lar çok…             

14-Tay=Özgürlük demekmiş. O yüzden özgür ülke diyorlarmış.

15-Kralları RAMA yı çok seviyorlar. 9. Rama ölmüş yerine oğlu 10. RAMA geçmiş…

16-Ütülenecek giysileri elbise askısı ile kurusun diye asıyorlar.             Askılı giysileri görenlerin aklına Gar dolapları yok mu diye geliyormuş ama onlar pratiklikten yanaymış…

MİKA TUR a çok teşekkürler, Rehberimiz Ahmet TOPALOĞLU ve Taili NOK a da çok teşekkür ederim

Buraya gitmemize sebep olan abim, Gültekin YALÇIN ve canımız Nursel ÇİÇEKÇİ YALÇIN’ a sevgili yol ve oda arkadaşım Esra PEKTAŞ’ a teşekkürü bir borç bilirim… İnşallah başka gezilerde dördümüz yolu kesişir ve yine güzel bir ekiple harika gezi yaparız…                      

                                                                                              Kevser YALÇIN KARADAŞ